YAZARA MAİL GÖNDER 'Denizler' hapiste!

Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Deniz Seki ile Deniz Çakır'ın cezaevindeki karşılaşma sahnesi neler düşündürdü? Suç, hak, hukuk, adalet nedir? Nasıl yerini bulur? Terazi kimdedir? Vicdan ne zaman sızlar, ne zaman rahatlar? Cehennem neresidir? Aşk neyi, ne kadar affeder, affettirir?

Haftaya damga vuran, yerli dizi alanında belki de yıla imza atan, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz'ın Deniz Seki'li cezaevi sahneleriydi. Bir kere hakkını verelim ki çok iyi fikir. Senaryo yazıyor olsam gıpta edeceğim -hadi dosdoğru söyleyeyim- kıskanacağım, nasıl benim aklıma gelmez diye dövüneceğim iyilikte... Herkes biricik, evet... Ama Deniz Seki'nin cezaeviyle ilişkisi ve bizim, ülkenin ekseriyetinin bu ilişkiyle kurduğu ilişki, iyice biricik! Yok eşi benzeri... Ailesinden biri içeride olanları bilemem ama çoğumuzun hâlâ cezaevinde oluşunu en acıklı bulduğumuz kişi o. Nice cani katil, sapık tecavüzcü, aşağılık sahtekâr dışarıda fink atar ya da cezasında indirim alırken... Deniz Seki'nin bir 'yanlış aşk' yüzünden patır patır indiği merdivenlerden en sonunda böyle kafa üstü çakılma süreci insanın içini burkuyor.

HAYATI ROMAN


Uyuşturucu suç, anladık... Ama Türkiye narkotik tarihi, uyuşturucuyla haşır neşir olduğu cümle âlem tarafından bilinen sürüyle kodamana dokunmama hikâyesiyle doludur diye tahmin ediyorum. En saygın soyadları da vardır onların içinde, en kondurmayacağınız simalar da... Magazin haberlerine meraklı bir gazeteci de değil okur olarak, nice sosyete ve sahne sakininin bu tarz 'yaramazlık'larının itinayla ört bas edilişine az şahit olmadık. Defalarca yazıldı, binlerce kez soruldu, sayısız kere bu deyim kullanıldı: Günah keçisi mi? Hayatının roman/film olduğunu düşünen çok vatandaş var. Ama onunkinden hakikaten de sıkı dizi/film çıkar. Çok değil 10 yıl öncenin en cazibeli kadınının evvelki aşkları, başını fena yakan klarnet kralı, uyuşturucuyla imtihanı, yatıp çıktıktan sonraki hayata tutunması... Ve tam bitti, geçti derken karşısına ikinci defa cezaevi yolunun çıkmasıyla, hep bir ağızdan "İnşallah kaçar" dediğimiz o polisiye macerası... Yakalanmasını istemediğimiz tek suçlu olarak tarihe geçti resmen kadın. Az mı?

SÜPER FİKİR

İşte o yüzden, böyle sevilen, çok az haberi alındığı için merak edilen, özlenen, adaletin her zaman o kadar da adil olmadığını düşündüren ve yürek sızlatan Deniz Seki'nin diziye dahli, her senaristi, yönetmeni, yapımcıyı gıdıklar. Parlak proje diye buna denir. İzinlerin nasıl alındığına dair kavga gürültü çıktı ama ben seyirci olarak sonuca bakarım! Süper fikir, süper sonuç, o kadar... Tek sorun, vuslatın son final dakikasına kalışı. Ama neyse ki tesellisi önümüzdeki salı... "Cehennem sadece acı çektiğimiz yer değildir. Cehennem aslında acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir" diyecek Deniz Seki ve daha uzun hasret giderilecek. İfadesine ekstra bir derinlik, hüzünlü bir yaşanmışlık eklenmiş, güzelleşmiş. Verdiği o kiloları da hiç geri almamış. Yumuşaklığı, albenisi bâki. İçinde bulunduğu durum, suç ile ceza denkliği üzerine, matematiği iyi olanları da cevapsız bırakıyor. Sırf onunki değil. Deniz Çakır'ın mükemmelen can verdiği Meryem karakterinin içinden çıkması zor durumu da öyle... Vicdan sızlar, doğru. Ama kendi vicdan azabını dindirmek artı kocana (ve diğer kadına) ceza biçmek mi? Yoksa yakınlarını da yakmanın faturası ve en mühimi çocuklarının hayatı mı? Hangisi ağır basar? Zor işler. Bazen terazi de şaşar.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.