YAZARA MAİL GÖNDER Anneliğin yaşı yok mu?

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Kadınların 40'ından sonra çocuk yapması artık yeni normal mi? Eskinin köylülük emaresi, şimdinin kariyerlilik göstergesi mi? 40'ın 25 birim üstüne çıkmak etik mi? Annenin bencilliği, çocuğun kurbanlığı mı? Genç anneyle hava atmak hak mı?

Geçen gün bir kafede karşılaştık: Çocuk belli ki okuldan çıkmış, yanında kendi kadar sırt çantası. Sekiz-on yaşlarında tombulcana bir kız ama tipinden beklenmeyecek kadar iştahsız çiğniyor.
Yemek paylaşınca güzel değil mi? Tek başına, baklava börek olsa çekilmez. Halbuki karşısındaki kadının önünde ne bir tabak, ne bardak... Yemiyor, içmiyor. Sadece duruyor. Öylece oturmuş, çocuk yesin bitirsin de kalkıp gidilsin diye, sabırsız bir suratla bekliyor.
Bakıcı mı? Kılık kıyafetinden, esas olarak da edasından anlaşılan, öyle değil sanki. Anne olmak için de epey yaşlı. Anneanne/babaanne mi?
Onlar da torun karşısında 'Hadi bitsin şu vazife' diye oturmaz ki. Tam tersi, yavaş yesin de 10 dakika daha sürsün bu beraberlik ister. Aşkına karşılık bulmak için her türlü tavizi veren, her kaprisin püskürtülebileceği, 'çekirdek'ten umulan her yüzün bulunacağı organizma demek anneanne/ babaanne!
Derken kadın bir şeyler söyledi. Küçük kız isyan etti: "Ama anneee!"
Aaa! Annesiymiş.
Dikkatli bakınca benziyor da aslında. Peki ama kaç yaşında doğurmuş ki? 40'tan sonra belli ki... İyi de ne kadar sonra?

66'LIK TAZE ANNE
Bugün neler olmuş geçmişte diye bakarken... 2005'in 16 Ocak'ında Adriana Iliescu, 66 yaşında doğum yaparak dünyanın en yaşlı annesi unvanını almış.
Hatırlarsınız belki, çok fotoğrafı çıkmıştı. Emekli üniversite hocası ve çocuk kitapları yazarı Iliescu. Romanyalı. 1938 doğumlu. 78 yaşında yani şu an. Kızı Eliza da 11 yaşında. E 66 değil 67'de doğurmuş olmuyor mu bu durumda? Bu ne biçim Wikipedia!
Yok, zaten 66 mı 67 mi diye kavga çıkıyor ama kayıtlara 66 diye geçiyor.
Eliza, Iliescu'nun biyolojik çocuğu. Ama genetik bağ yok aralarında. Bağışlanmış yumurta ve spermle (kimliği belirsiz) Iliescu'nun rahminde büyüyor.
Tehlikeli, riskli bir hamilelik haliyle... Üçüzlere hamile bıraktırılıyor Iliescu ama 'yerleştirme'lerden biri 10. haftada veda ediyor. Kalan ikizler hamileliğin 33. haftasında sadece 1.45 kg ile 0.69 kg ağırlığında. Komplikasyon sonucu küçük olan rahimde ölünce, 34. haftanın sonunda yapmayı planladıkları sezaryenin tarihini öne çekiyor doktorlar.
Ve mutlu son... Mutluluğun; hırsla, inatla, takıntıyla, 'başarı'yla, 'zafer'le, kaderle, kısmetle ilişkisinden ne anladığınıza bağlı olarak...

BENCİL İLE KURBAN
Fakat Adriana Iliescu'nun bu 'en' unvanı uzun kalmıyor elinde. Sadece bir yıl. 2006'da bir İspanyol'a kaptırıyor tahtını!
Maria del Carmen Bousada de Lara ay farkıyla göğüslüyor ipi. 2006 sonunda 1.6'şar kiloluk prematüre ikiz oğulları dünyaya geldiğinde, onlarla arasındaki yaş farkı: 67.
Tartışmalar çıkıyor. Normal mi, etik mi, bu işin bir yaş eşiği olmamalı mı? California'daki bir klinikte bu tedaviye kalkışırken yaşı hakkında yalan söylediğini kabul ediyor 'taze anne'. Ama herkesin çocuk sahibi olma hakkı bulunduğunu, kendi için doğru zamanın bu zaman olduğunu iddia ediyor!
Şahsi tatmini için iki masum kurban yarattığı konuşuluyor haliyle. Kardeşleri bile eleştiriyor onu. Ateşli tartışmaların öznesi oluyor. Öte yandan yaşlı annelerin haklarını savunup lafını esirgemeyen bir avukat olarak da ünleniyor.
101 yaşında ölen annesinden güç alarak torunlarını da göreceğini söylüyor Maria del Carmen Bousada de Lara ama oğulları iki buçuk yaşındayken ölüyor. Rahim kanserinden. Bu bile manidar. Hayat...
Bir de 2008'de 70 yaşındayken ikiz doğuran Hintli Omkari Panwar var ama onun yaşına dair resmi belge bulunmadığı için rekoru havada...

KÖYLÜ DEĞİL KARİYERLİ!
Bunlar en uç örnekler tabii ama kabul edelim ki 40'larında anne olmak da artık yeni normallerden. Eskiden 'köylü' bir zihniyet olarak görülürken, şimdinin çağdaşlık, şehirlilik, kariyerlilik, dinçlik, sağlıklılık, havalılık göstergelerinden!
Ama tabii sonuçlarına da hep beraber katlanılıyor. Ya evrenin bütün anlamını nihayet bulan geç anne, peşinde mütemadiyen 'Annecim'leyerek deliriyor onunla ve dev buldumcuk oluyor çocuk... Ya da tek kuşaklık olağan fark bile bazen bunaltırken, çift nesillik mesafenin haşmetiyle dev ruh hastası oluyor yavrucak...
Çocuk kitapları yazarı entelektüel bir yaşlı validenin, toy ve cahil bir genç anneden daha iyi geleceğini düşünebilirsiniz çocuk ruhuna. Sağlıklı anne-kız ilişkisinin bir kafede karşılıklı karın doyurmaktan daha derin olduğunu da söyleyebilirsiniz. Ama bir de normal olan, doğal olan var işte. Ve vicdan: Birinin hakkı, öbürünün haksızlığa uğraması durumunda, geçersiz...
Her çocuk genç ve güzel anne ister. Arkadaşlara hava atma aracıdır bu. İyi bilirim çünkü annem hâlâ benden genç, hâlâ benden güzel! İsterdim ki okuldakiler onu görsün; arada almaya gelen aile büyüğünü değil.
Her anne, çocuğuna güzel gelir. Ama gençlik, her ne kadar herkes 'göstermeme' ve birbirini 'ama hiç göstermediğine' ikna etme peşindeyse de, görünen bir şey. 50 yaşındaki biri ne yaparsa yapsın 30 durmuyor. Sadece çok iyi bir 50'lik duruyor.
Tamam, kocaları geç buluyorsunuz. Kariyer derdine düşüp biyolojik saatin tiktaklarını güç duyuyorsunuz. Sonra da yavrulamanın tarihte bu en moda olduğu dönemin gazına gelip hırs yapıyor, kendinizi bu yolla da kanıtlama derdine düşüyorsunuz...
Ama şunu da es geçmeyin: Çocukların, annelerine bakıp "Aaa ben anneannen sanmıştım" diyen arkadaşları olmamalı! Çocukların, anneleriyle hava atma hakları ellerinden alınmamalı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.