YAZARA MAİL GÖNDER Eşle işin cilveleri

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Eşle iş bir arada olur mu? Yeni dizi Vatanım Sensin’in iki karakteri Cevdet ile Azize mi, yoksa zihnimizin gerisinde ilelebet Halit Ergenç’le Bergüzar Korel mi? Dahası, yoksa Korel hâlâ Karadayı’daki Feride mi?

Eş ile aynı işte çalışmanın artısı de eksisi de boldur. Konuşacak mevzunuz artar, 'nasıl'ını 'niye'sini o da biliyordur, halden anlar. Pazar günü ofise gitmeniz gerekiyorsa, "E ama tatil günü" diyip delirtmez. Öte yandan kariyerdeki rekabet ev içi dengeleri bozar bazen. Eşin teki, varlığını diğer teke borçlu olmakla itham edilebilir. Sonra yumurtaları aynı sepete koymak da risklidir.
Bazı mesleklerde başka riskler de belirebiliyor; inandırıcılık misal.
Halit Ergenç de Bergüzar Korel de hem oyunculuğunu beğendiğimiz hem de hayata, birbirlerine bakışını takdir ettiğimiz isimler. Ama şimdi...
Vatanım Sensin isimli diziyle karı-koca rolünde gelmeye başladılar ekrana. İyi bir fikir mi peki şimdi bu? Cevdet ile Azize mi olacaklar, yoksa gözümüzde hep biraz Halit ile Bergüzar olarak mı kalacaklar?
Meselenin, oyunculuğun hakkını vermekle ilgisi yok. Hülya Avşar'ın yıllarca her rolde sadece Hülya Avşar olması gibi bir his... Halit Ergenç ile Bergüzar Korel; oğulları ve şöhrete rağmen sakin hayatları ile tatlı bir aileler. Bunun resmi de bilgisi de bu kadar net kazınmışken halkın zihnine, o dizi seyirciyi gerçek hayattan koparıp kendi âlemine çekebilir mi?
Evli bir çift olan Ergenç ile Korel, başka bir dünyanın karı-kocası Cevdet'le Azize olarak bize inandırıcı gelebilir mi? Bu durum zaten kâfi derecede zorken... Taraflardan birinin sırtında bir de hâlâ daha o eski rolünün ezici yükü varsa peki?
Azize; gayet Bergüzar olması yetmezmiş gibi bir de fena halde Feride'yse hâlâ... Feride hanım... Hâkimânım... Yeni kocasına da Mahir'e baktığı gibi bakıyor, onu da Mahir'i sevdiği gibi seviyor ve her nefesinde Karadayı'yı hatırlatıyorsa...
Bir dönemin zaferi, tam da aynı sebeple bir sonraki dönemin hezimeti olabilir mi? Göreceğiz...

İKİ CİDDİYET TİMSALİ: SEREN SERENGİL & DENİZ AKKAYA
İki zor kadın arasında maraza çıkması ve birinin oyun dışı kalması daha yakın ihtimal gibi görünürken Mesut Yar'ın gitmesiyle kaldı mı bu iki dişli dişi baş başa...
Baştan beri tuhaf bir uyumsuzluk çarpıyor göze. Mesut Yar'la birlikte üç kişi olduklarında da, Seren Serengil'in 'açı icabı' kenarda oturamaması, Deniz Akkaya'yla ikisinin de kinayeye doyamaması... Hep bir problem, bir cereyan...
Duymayan Kalmasın'dan bahsediyoruz. İki zor kadın arasında maraza çıkması ve birinin oyun dışı kalması daha yakın ihtimal gibi görünürken Yar'ın gitmesiyle kaldı mı bu iki dişli dişi baş başa...
Seren Serengil'in dönüşü çarpıcı oldu. Kilolarıyla beraber yıllarından da kurtulmuş. Son 15 yaşı geri sarmış gibi duruyor, komple elden geçmiş de çıkmış ortaya. Tek mesele pek mimik yapamıyor olması ama olacak o kadar...
Deniz Akkaya Türkiye'nin en esaslı mankenlerinden, en ihtişamlı kadınlarından... Aksini söyleyen çarpılır. Amma ve lakin bu kısa saçtan emin miyiz? Hele ki demode olmaya yüz tutmuşken mavisi, pembesi, gümüşisi...
İki bomba kadın... İki hırçın kedi... İki güçlü görüntü... İkisi de tek başına biri olan isimler. Partner olmaya, işbirliği yapmaya, paslaşmaya pek (hiç) de alışık olmayan tipler.
Karşılarındaki çömez olsa, pışpışlasa onları, sorun olmayacak. Ama ikisi de star muamelesi görmeye alışık bu iki aslında tam da istediği yere ulaşamamış kadın birbiriyle ne yapsın?
Bir de şu var: Seren Serengil'e de Deniz Akkaya'ya da bir şey daha olmuş ki bunu övmeli mi yermeli mi, insan arada kalıyor: Ciltleri pürüzsüz ama yaşları büyümüş tabii; dolayısıyla da hayat bilgileri artmış. İkisi de aklı başında konuşuyor. Sağduyulu sözler, makul analizler...
Magazin, evet kör cahil magazincilere bırakılmayacak kadar önemli. Ama haber programcı ciddiyeti takınmayı da pek kaldırmıyor. En mühimi de: Bir işi eğlenmeden yapan, karşıdakini de eğlendiremiyor.

GÖRGÜLÜ AŞK!
Aşkı nasıl tarif edersiniz? Pratik bir aşk tanımınız var mı? "Aşk nadir bir çiçektir" mi? "Hayat bir uyku, aşk da onun rüyasıdır" mı? "Aşk her şeyin prensibi, sebebi ve sonudur" mu? "Aşk insan ruhunun yüksek ve şaheser bir hareketidir" mi?
Şimdi nereden mi çıktı bu garip aşk tanımları?
Beyoğlu Sahaf Festivali'nden haberdar mısınız? Bu yıl 10. yaşı. Perşembe açıldı, 50 gün boyunca da devam edecek. Bu sürede onlarca sahaf, binlerce eski kitap yer alacak Taksim Meydanı'nda. Bir o kadar da tarihe şahitlik etmiş dergi, fotoğraf, afiş, mektup, kartpostal... Haliyle tonla kitapsever, efemeraperest, koleksiyoner, tarih düşkünü...
Yukarıdaki aşk tanımları da işte evvelki seneki Beyoğlu Sahaf Festivali'nin ganimetlerinden... Nazım Saltuk ile Nevzat Sudioğlu'nun hazırladığı 1962 basımı Görgü Ansiklopedisi'nden...
Aşkın görgülü hali yani... Öyle kaba saba, vahşi aşk değil... İncelikli, görgülü aşk!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.