YAZARA MAİL GÖNDER Erkek çocuklarını kademeli olarak bırakmalı

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Sabah saatleri: Kapıyı uzanıp açtı. Öylesine dışarı çıkacaktı. Annesinin sesini duydu. "Oğlum, yemeğini yedin mi?" "Evet anne!" "Üzerindeki tişört kirlenmiş onu neden değiştirmedin?" "Uygun bir tane bulamadım." "Aa nasıl olur oğlum? " Yaşlı kadın gidip içeriden temiz bir tişört getirir ama kapının önünde kimseyi bulamaz. İçinden geçirir: "Acaba terli miydi?" Bu gerçek hikaye beş yaşındaki bir çocuğa ait değil. O, 28 yaşında koskoca bir adam. Nişanlı üstelik. Yani çok yakında başka bir aile kuracak, hatta bir çocuğu olacak... Öğleden sonra: Annenin komşusu gelmiş, çaylarını yudumlarken çocuklarını anlatıyorlar. Anne, oğlunun nişanlısıyla olan ilişkisini anlatırken sabahki durumu da özetleyiveriyor: " Bunlar nasıl adam olup da evlenecek bilmiyorum. Hele o kız benim oğlana nasıl bakacak, nasıl evi çekip çevirecekler aklım almıyor. Oğlana ısrar ediyorum bize yakın otursunlar diye. Hiç olmazsa arada kontrol ederim..." Komşu yanıtlar: "Biz bunları hiç büyütmüyoruz gözümüzde ama oğlan da kız da para kazanıyor. Koskoca okulları devirdiler. Evlenince her şey değişir." Fakat gerçekler hiç de böyle olmuyor biliyor musunuz? Erkek evlatlarımız sorumluluk almayı bir anda evden çıkıp başka eve taşınınca öğrenemiyorlar. Büyük bocalama yaşıyorlar. Yurtdışında ortalama bir erkeğin evinde yapabildiği pek çok şey, Türk erkeği için sıkıntı yaratıyor. Canı istemiyor. Sadece evlilik değil, kızlarla olan ilişkilerinde bile yapması gerekenleri yapamıyor.

DUYGUSAL GELİŞİM DİKKATE ALINMIYOR
Yetişkin bir erkeğin annesinin evine yakın oturmak istemesi, karısına ya da sevgilisine her kızdığında soluğu annesinde alması, sorunları konuşarak çözmek yerine annesine gitmesi, bu muamelenin kaçınılmaz sonuçlarından sadece birkaçı. Biz anneler, erkek çocuklarımızı kademeli olarak bırakmayı bilmeliyiz. Duygusal olarak kopmalıyız. Mutluluğumuzu sadece oğlumuzdan bekleyemeyiz. Bu, toplumumuzda koskocaman bir yara. Anne, oğlunu bir türlü büyütmüyor. Erkek çocuğa karşı aşırı saygı göstererek, sorumluluk vermeden ona hizmet edilmesini sağlıyor. Duygusal olmayı, duygusunu ifade etmeyi ve başkalarını kırmanın sonucu olacağını öğretmiyor. Ortalama Türk annesi, çocuğunun ne yediği, ne giydiği ile o kadar ilgilidir ki, duygusal gelişimi ya da erkeklik rolü üzerinde fazla düşünmez. Hatta kendini geliştirip hayatını mutlu kılmak yerine önceliği oğluna vermişse, toplum tarafından daha çok alkışlanır. Annelik ya da en fazla kariyer başarısı ile ön plana çıkabilecektir ama bunların hiçbiri ona kendi ruhunu bulması için bir fırsat sunmaz. Kadın sessizce içinde özlemlerini, kaçırdığı fırsatları, gizli öfkelerini yaşar. Bunu topluma veya kocasına yöneltemez. Kocası onun bu özlem ve eksikliklerini anlamayacaktır. Kadının evdeki hizmeti tamamsa, sorun çıkmaması gerektiğini düşünür. Eh, kendisi de eve düzenli gelip para getiriyorsa, kocalık görevleri tamdır. Karısına özel ilgi göstermek, ona önemli ve değerli olduğunu hissettirmek gibi bir çabası kalmaz. Sonunda kadın hırslarını, başarı özlemlerini ve belki de değerli hissetme ihtiyacını oğluna yöneltir. Ondan bekler. Ama buna hakkı yoktur. Çünkü doğada roller bellidir. Çocuk annesine elbette saygı, sevgi duyacaktır ama onun bütün duygusal ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü değildir.

SUÇLULUK VE VİCDAN AZABI
Ama anne, oğlunu suçluluk ve vicdan azabı duygularını içine yerleştirerek yetiştirir. Sonra da oğluna her yaptırmak istediğini, bu düğmelere basarak yaptırır. Sonuçta bu düğmeleri başka kadınlar da kullanır. "Öncelik kimde diye?" sorulursa, hangi kadının yarattığı vicdan azabı daha kuvvetliyse, cevap ondan yana olacaktır. Erkek bu şekilde bir kadını mutlu etmeyi değil, suçluluk ve vicdan azabı gibi sıkıntılı duygulara girmemek karşılığında ona taviz vermeyi öğrenir. Bu da karısının ve annesinin kısır döngüsüne girmesine neden olabilir. Bir an önce bu kısırdöngünün kırılması gerekir. Bunun her anne için pedagoglardan yardım almalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.