YAZARA MAİL GÖNDER Hayat kalitenizi bozan hipoglisemiden kurtulun

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Reaktif hipoglisemi, enerjinizi tüketip, hayatınızı çekilmez hale getirebilir. Yediğimiz besinler nedeniyle yakalandığımız bu hastalıktan yine yiyerek ama doğru beslenerek kurtulmamız mümkün

Yemek yedim ve kan şekerim düştü, halsizliğim var, yorgunluk gün içinde peşimi bırakmıyor ve başım dönüyor diyorsanız reaktif hipoglisemi sorununa yakalanmış olabileceğinizi söyleyebilirim. Ağır reaktif hipoglisemi hastalarında ise bu belirtilere ek olarak gece uykuda kan şekeri düşmesi ile beraber sabah uyandığında yastıkta ter ıslaklığının oluşması, baş ağrısı ile uyanma ya da zor uyanma görülebilir. Çoğu reaktif hipoglisemi hastaları gün içinde acıkma ataklarına yakalanıp, şekerli besinlere takıntılı olup, öğleden sonra baş ağrısı çeker ama en önemlisi ise gece uyuduktan sonra gece yarısı uyanıp zor uyurlar. Bu nedenle hayatı tamamen kaosa sürükleyen bu hastalığın sizde olup olmadığını bulmanızı mutlaka reaktif hipoglisemi açısından özel olarak değerlendirilmenizi tavsiye ederim. Bu hastalık genetik nedenlere bağlı sorun değildir ve temel sebebi normal yaşamda dengesiz beslenen, fazla şeker ve rafine edilmiş karbonhidrat içeren yiyecekler ve kafein içeren kolalı içecekler tüketen, stres yaşayan kişilerde görülür. Yemek sonrasında uyku basması ilk belirtidir ve herkeste çıkabilecek bir sağlık sorunudur. Kan şekerinde düşme, insülin direncine bağlı olarak saat 11:00 ile 16:00'da aşırı acıkma ve sinirlilikle birlikte görülür. Bunun nedeni kahvaltıda bol beyaz ekmek, çok şekerli çay içmek, simit, çikolata, pasta, börek ve kızartılmış nişastalı sebze tüketiminin çok olmasıdır.

BELİRTİLER FARKLIDIR
Kan şekerinde düşmeye bağlı belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterse de temelde reaktif hipoglisemi olanların gün içinde yaşadıkları sorunlar şöyledir: Halsizlik, baş ağrısı, soğuk terleme, çarpıntı, el ayakta boşalma, iç ezilmesi, ani yeme isteği, kontrolsüz kaygı, sinir ve huzursuzluk, uykusuzluk, unutkanlık, bazen bayılma, şekerli yiyeceklere saldırma, soluk tenli olma, yemek sonrası şekerleme dediğimiz kısa uyku isteği.

7 kural hipoglisemiden kurtulmanızı sağlar


Hipoglisemi hastalığınız varsa bunun tedavisi için beslenme düzeninde önemli kurallara uymanız gerekmektedir. Bu kurallar hastalığa bağlı yaşanan tüm sıkıntıların da ortadan kalkmasını sağlayacaktır.
1.
Ara öğünlerde uzun süre tok kalmak ve kan şekerini dengelemek için yoğurt veya ayran hayat kurtarıcıdır.
2.
Kuru meyvelerin şekeri vücudun insülin ihtiyacını artırır. Hipoglisemi hastalığından korunmak ya da tedavi olmak için hazır ya da taze sıkılmış meyve suyundan uzak durmalı, kuru meyve yerine taze meyve tüketilmelidir.
3. Süt hem sağlıklı protein hem sağlıklı yağ ve hem de sağlıklı hayvansal protein içererek kan şekerini dengede tutan özel bir besindir. Mutlaka acıkınca 1 su bardağı süt tüketmeyi alışkanlık haline getirin.
4. Kuru baklagiller kan şekerinin ani yükselmesini de ani düşüşünü de önleyen süper besinlerdir. Her ana öğünde kuru baklagiller yemeye ya da haşlanmış olarak salatalarınıza bir miktar eklemeye özen gösterin.
5. Öğünlerden önce 1 bardak ve öğün süresince de 1 bardak su için. Böylece yiyeceklerin hızla kana karışmasını engelleyin. Bu da sizin kan şekeri dengenizin korunmasında önemlidir.
6. Avokado kan şekerinin düşmesini önleyen alternatiflerdendir. Şekerin düşmesini şeker yiyerek değil avokado tüketerek önleyin.
7.
Badem, Antep fıstığı içi ve fındık kavrulmamış olduğunda reaktif hipoglisemide yaşanan uykuya meyli önleyen sağlık iksirleridir.

Haftanın bilimsel notu:

Lifli yiyecekler koruyor

Amerikan Besin ve İlaç İdaresi sağlıklı yaşamın sırrını; daha az yağ ancak daha fazla diyet lifli yiyeceklerle beslenmekten geçtiğini açıkladı. Çünkü öğünlerinizde sağlıksız yağlardan arındırılmış ve bol diyet lifi içeren yiyecekler tüketmek şişmanlık, diyabet, kalp hastalıkları, ağız-meme-bağırsak gibi kanserlerden korunmanızı ve hayat kalitenizin yaşam boyu artmasını sağlar. Sağlık otoriteleri günde 25-35 gram kadar doğal yiyeceklerden diyet lifi almanın; kolesterolü düşürdüğünü, bağırsak hücreleri ve dokusunu kanser yapıcı bileşiklerden temizlediğini, zayıflamayı kolaylaştırıp, bağırsak hareketlerini hızlandırdığını da bildirdi. Bu nedenle sağlıklı yaşamın sırrını vücudunuzda yaşamak istiyorsanız size önerim her mevsim bulabileceğiniz süper lif kaynakları olan elma, bulgur, brokoli, ıspanak, tam tahıllı kahvaltılık gevrekler, ayva, yeşil mercimek, enginar, soğan, işlenmemiş buğday, yüksek lifli müsli, badem, havuç, pancar ve armut gibi besinleri her gün düzenli olarak tüketmeniz. Süper lif içeren bu doğal yiyecekler, antioksidan ve birçok minerallerin vücutta yararlılığını artırarak az miktarda yeseniz dahi çok fazla besleyici etki yapar. Peki günde ne kadar bu yiyeceklerden tüketirseniz sağlık otoritelerinin önerdiği diyet lif miktarını beslenme ile karşılayabilirsiniz. İşte porsiyonlar ve diyet lifi miktarlarına göre küçük bir tüyo; 40 gram yüksek lifli müsliye 1 adet armut doğrayıp 20 adet badem eklediğinizde günlük lif gereksiniminizin yüzde 50'den fazlasını sadece bir öğün ile sağlamış olursunuz.

Süper besinler
...............Diyet lafı miktarı (gram)
4 yemek kaşığı bulgur pilavı 3
1 kase taze brokoli 5
1 kase taze ıspanak yaprakları 4
3 yemek kaşığı tam tahıl gevreği 3
4 yemek kaşığı meyveli tahıl gevreği 3.2
1 orta boy ayva 5
4 yemek kaşığı yeşil mercimek yemeği 4
1 adet enginar 4
1 orta boy soğan 3
4 yemek kaşığı haşlanmış buğday 5
3 yemek kaşığı yulaf ezmesi 3
4 yemek kaşığı yüksek lifli müsli 4
20 adet badem 4
1 adet havuç 3
1 orta boy taze pancar 4
1 orta boy armut 6

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.