YAZARA MAİL GÖNDER Boracay'da başdöndürücü gün batımı

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Denizin de, güneşin de en kalitelisi bizde. Bu nedenle sırf denize girip güneşlenmek için kalkıp dünyanın öbür ucuna gidenlere şaşarım. Yine de bu genellemenin dışında kalan yerler var. Örneğin civardaki kültür, tarih ve coğrafi zenginliklerin, deniz ve güneşten daha öne çıktığı yerlere gidenlere sözüm yok; böyle yerlere ben de mayomla giderim. Bir de denizin, çevredeki bitki örtüsünün, dolunay ve gün batımının bize göre farklı hissedildiği coğrafyalar var. Bu gibi yerlere gidebildiğimde, kendimi ülkemin birbirinden güzel plajlarına, tesislerine ihanet etmemiş sayıyorum.

EN GÜZEL TATİL ADALARINDAN
Bu sonuncular çoğunlukla Ekvator kuşağına yakın yerler ve ben de iki hafta önce THY'nin yani açtığı Manila hattı üzerinden, Filipinler'e ait dünyanın en güzel tatil adalarından birinde, Boracay'da birkaç gün geçirme fırsatını buldum. Filipinler'de adadan bol bir şey yok. Ülke tam 7 bin 107 adadan oluşuyor. 3 bin 144'üne isim vermişler, 880'inde insan yaşıyor. Üçü epey büyük. Başkent Manila da en büyük adanın üzerinde yer alıyor. En kuzeydekiyle en güneydeki adalar arasındaki mesafe 1127 kilometre. Eskiden haftalar, aylar süren gemi yolculuklarıyla birbirine bağlanan adaların 21. yüzyılda en önemli ulaşım aracı uçak. Geçen hafta da değindiğim gibi, Manila havalimanı dünyanın en kötüsü. Birkaç saatlik rötarın sıradan sayıldığı bu havalimanında biz de üç saat sıranın bizimkine gelmesini bekledikten sonra, küçük, pervaneli bir uçakla havalandık ve bir saat sonra da Caticlan Havaalanı'na indik. Boracay'ın her metrekaresi değerli. Havaalanı yapılacak yere golf sahası oturtmuşlar. Buna karşılık Büyükada ile Heybeli kadar birbirlerine yakın Caticlan adası yanı başındaki Boracay kadar turizmden pay alamadığı için bölgenin tek havaalanı buraya yerleştirilmiş. Yolcular özel sürat motorlarıyla 20 dakika içinde Boracay'da kalacakları tesisin rıhtımına çıkabiliyorlar. Adada birkaç tatil köyü ve çok sayıda pansiyon var. Bizim kaldığımız tesis ise adanın yaklaşık beşte birini kaplayan son derece konforlu Shangri La Boracay Resort idi. Daha motorla adanın beyaz mercan plajı boyunca yol alırken filmlerden, Pasifik adaları kartpostallarından aşina olduğumuz deniz rengi, yoğun tropikal bitki örtüsü Manila'da çektiğimiz trafik çilesini unutturmaya yetti. Rıhtımda esmer Filipinli kızlar bütün Okyanusya adalarının geleneksel karşılama yöntemiyle, boynumuza orkidelerden oluşan bir kolye takarak bize "Hoş geldin!" dediler. Akşam kumları bile kızıla boyayan o baş döndürücü güneş batışını unutmam mümkün değil. Bundan sonra, aynı motorla dönüşe geçinceye dek tatil köyünü terk etmedim. Ülkemiz plajlarının kumlarıyla mercan adalarının beyaz kumu arasında fark var. Oradaki aslında kum değil. Mercan denen küçük deniz canlılarının iğne başı büyüklüğündeki kabuklarından oluşuyor. O küçük kabuğun da ortası boş. Bu sayede en kızgın güneşte bile göz kamaştırıcı beyazlıktaki kumda yürüdüğünüzde ayağınız yanmıyor. Hepsinde yemek yemeye zamanım yetmeyen sayısız restoran ve cafeleri, çeşitli plajları, yüzme havuzları, rüya gibi bir spa'sı, sunduğu dalış etkinliklerinden tenise, golfe kadar türlü spor olanaklarıyla gerçek bir tatil cenneti burası.

ISTAKOZ TERCİH EDİLİYOR
Adada yenen içilen hemen her şey uzaktan, başka adalardan ya da başka ülkelerden getiriliyor. Zaten Filipinlerin iklimi küçük ve büyükbaş hayvanın yaşamasına elverişli değil. Burada sadece domuz ve tavuk yetişiyor. Kırmızı et Yeni Zelanda'dan geliyor. Balıklar ise bölgedeki balıkçılar tarafından yakalanıp taze taze getiriliyor. Bu coğrafyalara daha önce de geldiğim için balık konusunda tedbirliyim. Izgara yapılmış Pasifik balıklarını denemiyorum bile. Çünkü tatları, damakları Marmara ve Ege balıklarıyla şımartılmış bizim gibileri tatmin etmekten uzak. En değerli balıkları Lapu Lapu; buraları fethetmeye gelen, daha önce Güney Amerika'da keşfettiği boğaza adı verilen Ferdinand Macellan'ı fethetmek üzere geldiği Mactan Adası'nda 1521 Nisan'ında öldüren Filipinlerin ulusal kahramanı Lapu Lapu'nun ismini taşıyan balık. Ama bence güzelim Boğaz lüferimizin sol yüzgecinin bile yerini tutmaz. Filipin balıklarının hemen hiç biri bizde yok. Onun için uzun uzun anlatmam gereksiz. Ama balıklara verdikleri isimler çok hoş; Talakitok, Salay-Salay, Pitik-Pitik, Sapsap, Hasa-Hasa bunlardan birkaçı. Lapu Lapu kadar değerli bir balıkları daha var. Batılılar Kral Balık diyorlar, yerli dilde adı Maya-Maya. Öldükten sonra bile rengi göz alıcı pembe- kırmızı tonlarda; oldukça nadir bir balık. İşbilir üreticiler bu güzel renkli balıkla bol et veren dayanıklı bir başka balığı çiftleştirerek Kırmızı Tilapa adlı bir çiftlik balığı ortaya çıkarmışlar. Şık restoranlarda en çok tercih edilen deniz ürünü ıstakoz. Buradakiler kıskaçlı değil. Sıcak denizlere özgü uzun antenli büyük böcekler bunlar ve etleri kuzeyde, soğuk denizlerde yaşayanlar kadar lezzetli değil. Ama dev pavuryalarına söylenecek söz yok.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.