YAZARA MAİL GÖNDER Mangal ateşi ve etin gizemli buluşması

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Mangal, grill, barbekü, adı ne olursa olsun, ızgarada et pişirmeyi seven pek çok toplum var yeryüzünde. Ama bizim gibi, küçük bir kır parçası bulduklarında binlercesi neredeyse omuz omza mangallarını kurup, birbirini dumanaltı eden, onları koku bombardımanına tutan başka bir toplum var mı, bilmiyorum. İnsanımızın bu özelliği sayesinde, İstanbullu hemşerilerimin mangal sezonunu epey önce açtıklarını ve her hafta sonu, sezonu daha da büyük bir coşkuyla kutladıklarını, yaşadığım Anadolu yakasında hafta sonları sahil yolundan geçtikçe fark ediyorum. Evim, birbirinin burnuna girmiş apartmanlardan birinde; bu nedenle balkonumda mangal mutluluğunu tatmam mümkün değil. Öte yandan adak etlerini ızgarada pişirerek, dumanını mitolojik tanrılarına ulaştırmaya çalışan tarih öncesi hemcinslerimizin kurban ayinlerini andıran mangal kalabalıklarına girmekten de hoşlanmıyorum. Bu durumda geriye bahçesinde kimseye rahatsızlık vermeden özgürce etini pişirebilen birinin beni mangal partisine davet etmesi kalıyordu ve ben bu daveti dört gözle bekliyordum. Nihayet tam gönlüme göre bir davet aldım. Ülkemizde yeni yayınlanmaya başlayan Beef & Fish adlı dergi geçen hafta sonu bir piknik ve piknikte de bir mangal yarışması düzenlemişti. Ben gerçi mangal başına geçmeyecek ama jüri üyeleri arasında bulunacaktım. Piknik dedimse öyle çocukluğumdaki gibi Taşdelen suyunun kaynağı ya da Küçüksu çayırı gibi helvalar dolmalarla gidilen piknik yerlerinden değildi. Nasıl evin nevalesini düzmek için günümüzde çarşıya değil, markete gidiyorsak, çağdaş piknik düzeneği de Harbiye'nin göbeğinde, Hilton'un yemyeşil bahçesinde kurulmuştu. Doğal olarak yarışmada sayıları giderek tükenmekte olan tenekeci esnafının elinden çıkmış mangallar kullanılmayacaktı

KÖFTE PİŞİRMEDE KADINLAR İYİ
Yarışmacı sayısı kadar, ülkemizde şık villaların bahçelerinde görmeye başladığımız, Amerikan yapımı briket ve mangal kömürü ile ısınan lüks barbekü cihazı bahçeye çepeçevre dağıtılmıştı. Yarışmacılar et ve köfte pişireceklerdi. Herkese aynı miktarda kıyma, soğan, sarımsak ve bol bol baharat dağıtılmıştı. Etler ise inceli kalınlı dilinmişti. Yarışmacılar pişirecekleri etin kalınlığını kendileri belirlediler. Steak pişirmede erkeklerin üstünlüğü açıkça görülüyordu. Kadınlar ise köfte dalında çok daha başarılıydılar. Ateşin bulunduğu dönemlerden bu yana eti ızgarada pişirmenin erkeksi, teatral, gösterişli bir yanı olduğu ortada. Yarışma başladıktan sonra davetliler olabildiğince mangallara yaklaşıp etin pişmesi olayını büyülenmiş gibi, mangaldan gözlerini ayıramadan izlediler. Bu sırada duman altı olmak kimsenin umurunda değildi. Mangal ateşi ve üzerinde pişen ürünler çevreye gizli bir güç yayıyor gibiydi. Odun ya da kömür, ateş ve et ızgarada pişme işlemini gerçekleştirirken, karşı konması zor, aromalarla bezenmiş duman şöleni göğe savrulduğunda, mangallardan gözlerini ayıramayan izleyicilerin de bu gizemli gücün varlığını hissedebildiklerine inanıyorum.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.