YAZARA MAİL GÖNDER Yılbaşı sofrasının şahanesi hindi

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Eminim şu ara pek çok evde yılbaşı menüsü planlayanlar benim gibi kafalarından hindiyi bir türlü çıkaramıyorlar. Aslında hindi bütün bir yıl boyunca kimsenin aklına düşmez. Ama aralık girerken bir kıpırtı başlar; on bir aylık kamp süresinin ardından baba hindi artık yılbaşı sahnesine çıkmaya hazırdır

Psikoloji testlerinde testi yapan ilgilinin söylediği bir kelimeye test uygulanan kişi hiç beklemeden onun kendisinde çağrıştırdığı bir başka kelimeyle yanıt verir. Hani altı gün sonra yeni yıla gireceğiz ya, ben de kendi kendime bir test yapmak istedim, söyleyeceğim kelimenin ilk aklıma getireceği şeyi yazmaya karar verdim. Ağzımdan çıkan sözcük "yılbaşı" onun hemen çağrıştırdığı sözcük ise "hindi" oldu. Eminim şu sıralar pek çok evde yılbaşı menüsü planlamaya çalışanlar benim gibi kafalarından hindi denen hayvanı bir türlü çıkaramıyorlar. Aslında hindi yıl boyunca kimsenin aklına düşmez. Ama aralık girerken bir kıpırtı başlar; on bir aylık kamp süresinin ardından baba hindi artık yılbaşı sahnesine çıkmaya hazırdır. Her yer, en olmadık cafe, restoran hatta büfeler bile, üzerinde "Yılbaşı hindinizi biz hazırlayalım" cümlesi yer alan ağız sulandıran nar gibi kızarmış hindi fotoğraflarıyla donatılır. Hindi pişirme deneyimi olanlar bilirler; bütün bir yıl yemeklik et türleri arasında adını bile anmadıkları bu hayvanı yılbaşında mutfağa girip pişirmeye kalktıklarında, ortaya çıkan ürün çoğunlukla o reklam afişlerinde gördüğümüz ağız sulandıran kızarmış hindi fotoğraflarına benzemez. Tadı da o fotoğrafların çağrıştırdıklarıyla taban tabana zıttır. Yılbaşı hindisi ev fırınından çıktığında ısı kaynağına yakın kısımları yanmaya başlamış, geri kalanı anemik albino tavuk görünümlü, soluk sarı renklidir. Oysa siz fotoğraftaki tombul hindiye baktığınızda, içine doldurulan malzemenin de katkısıyla zenginleşmiş yumuşacık etini çiğnerken damağınızın nasıl bir lezzet bombardımanına uğrayacağını hayal etmişsinizdir. Sizin hindiniz sonuçta yumuşak olsun diye önceden haşladığınız için bütün suyunu yitirmiştir. Ya da tarlada, bahçede serbestçe zıplayıp hoplayan ve gününü gün eden baba hindiyi yaşamının 45. gününde kesime giren sünger etli tavuk sanan ev hanımı onu tavuk gibi kısa süre fırında tutmuştur. Dolayısıyla sizin hindinizin o fotoğrafın uyandırdığı lezzet beklentisiyle uzaktan yakından benzerliği yoktur. Zaten "Bırakın hindinizi biz hazırlayalım" reklamlarının hedef kitlesi de üst üste birkaç kez Yılbaşı hindisinin azizliğine uğramış ev hanımlarıdır.

DIŞARDA HİNDİ PİŞİRME GELENEK OLDU

Sanırım büyük kentlerimizde en hızlı gelişen gastronomi dalı, ev dışı yılbaşı hindisi pişirme sektörü. Kendimden biliyorum; hindiyi dışarıda pişirtmenin çok önemli avantajı, sonuç hayal kırıklığı yaratsa bile, bunun için evin hanımının kınanmaması, hindiyi pişiren yabancıların günah keçisi olmayı üstlenmeleri. Sizlerden gizleyecek değilim; ben hindi sevmem. Öncelikle görüntüsü beni iter. Gerçi baba hindi kabardığında onun sırtına ve yelpaze gibi açtığı kuyruk tüylerine bakarsanız, hindiyi güzel bile bulabilirsiniz. Ama erkek hindinin kafasına ve boynuna baktığınızda, hayvanın çıplak boynundaki çıbanı andıran çok sayıda kırmızı siğilleri ve alnından gagasının ucuna dek uzanan, üzeri mordan maviye dek renklerde kat kat deriyle kaplı et parçasını gördüğünüzde, "Bu ne çirkin bir yaratık?" diye aklınızdan geçirirsiniz. Allahtan dişi hindi sizinle aynı görüşte değildir. Erkeğinin bıngıl bıngıl kat kat buruşuk derisi onun üzerinde aşk iksiri etkisi yapar. Beyazlar Kuzey Amerika'ya ilk geldiklerinde etrafta korkusuzca uçuşan binlerce yabani hindi görmüşlerdi. Kızılderililer kolay bir av olan hindiyi avlamayı çocuklara bırakıyorlardı. Hindiyi ehlileştirenler ise çok eski çağlarda Meksika bölgesinde yaşayan yerlilerdi.

ETİ KURU VE SERT
Amerika kıtasından Avrupa'ya getirilen hindi kısa süre içinde o zamana dek özellikle Noel sofralarında tüketilen kaz etinin pabucunu dama attı. Amerika'nın Avrupalı göçmenleri de özellikle yağsız hindi göğsünü çok sevdi. Ziraat uzmanları kısa süre içinde göğüs kısmı daha gelişmiş hindiler üretmeyi de başardılar. Buzdolabının ve konforlu kamyon taşımacılığının bilinmediği dönemlerde hindileri uzak mesafelere taşımanın tek yolu onları sürüler halinde yüzlerce kilometre uzaklıktaki yerleşim merkezlerine yürütmek ve pazara ulaşıldığında kesip satışa sunmaktı. Noel yaklaşırken Anglosakson kentleri, kurban bayramlarında satılmak üzere getirilen koyun sürüleri gibi, binlerce hindi tarafından istila edilirdi. Hindi Amerikan evlerinde Noel'den önce, Kasım ayının dördüncü perşembesinde kutlanan Şükran Günü'nde, İngiltere'de ise 24 Aralık akşamı, Noel sofrasında yenir. Biz ne Şükran Günü biliriz, ne de Noel bizim bayramımızdır ama kendi eşi dışında herkesin çirkin bulduğu bu hayvan bizim yılbaşı sofralarımızı da çoktan ele geçirmiş durumda. Ülkemizde sessiz sedasız gerçekleşen bu istila sürecinin başlangıcı, Amerikan hayranlığı ile eş zamanlıdır. Yıllarca dayanmama rağmen bize de yılbaşında hindi girmeye başladı. Eti sert ve kuru bu hayvanı nispeten daha yenilebilir hale getirmeyi başaran restoran sahibi bir dostuma pişirtiyorum ve sıra hindiye gelinceye kadar zaten büyük ölçüde karnımı doyurmuş oluyorum. Çoğu kez hindiden sadece bir lokma alıp, yanındaki nefis tereyağlı pilavı kaşıklamayı tercih ediyorum. Şimdiden söyleyebilirim; bu yılbaşı da böyle olacak...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.