Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Dün de Fransa'ya kaybedince artık yerimiz belirlendi. Dünden çok geneline bakalım diyorum bugün... Şampiyona boyunca grup galibiyetleri sonrasında övgümüzü belirtirken "Bunlar güzel ama final four'a çıkaracak maça, 17-18 Eylül çeyrek final maçlarına odaklanalım" diye vurguladık hep. Yunanistan'ı elbette yenebilirdik. Sürenin bitmesine 52 saniye kalmış, iki sayı öndeyiz. Ersan topu da çalmış. Fast break'te o ana kadar oyunda müthiş performans sergileyen Ömer Onan'ı buluyor. Ama Ömer'in gereksiz kullandığı o atış bizim potamıza üç sayı olarak dönünce büyük avantajı yitirdik.
İkinci çeyreğin başında Schortsanitis'in müthiş pota altı üstünlüğü tüm uzunlarımızı büyük bir faul problemine sokmakla kalmadı, ayrıca Spanoulis'in de attığı üçlüklere perdeden de öte kayadan bir kapı misali yaptığı yardımlar bize çok sıkıntı yarattı. Yunanistan'ın ivmeyi aldığı bu süreçte Schortsanitis'in iki faule ulaşması ve o an oyuna giren Sinan'ın Spanoulis'e yaptığı müthiş baskı bir anda oyuna dengeyi getirdi. Kerem bırak üçlükleri atmayı 4 saniyede coast to coast yaparak, bizim pota altından onların pota altına gidip son saniye basketini yaratacak kadar güven buldu, takımca bulduk. Sonrası mı? Sonrasında o coşan Spanoulis'i durdurmak için biz tekrar neden Sinan'ı vermeyiz ki? Varsa anlayan beri gelsin.

BİZİMKİLER BAŞ EDEMEDİ
Eli en sıcak olan Ersan'a Kerem'in kişisel becerisiyle ürettiği pozisyonların dışında niye planlı, programlı bir şeyler yaratmayız? Üç uzunumuz Ömer Aşık, Oğuz ve Semih ilk grupta çok başarılıydılar. Schortsanitis'e karşı da iyi niyetle boğuştular. Ama takımların Avrupa Şampiyonası kadrolarını aldığın zaman onun adını listede gördüğünde "Ona karşı oynamak basketboldan ziyade bir savaşa dönecek" diyerek kadroya katabileceğin deneyimli bir Kaya Peker o akşam rookie Barış Hersek'ten daha yararlı olmaz mıydı?
Yunanistan'ın basketbol karizması, madalyaları ve kültürü var. İstemez miydin Slovenya'yı yenerek birinci olup, böylesine bir çeyrek finalde Yunanistan yerine Hırvatistan ile karşılaşmayı? Aslında bizim için Yunanistan'dan daha değerli olan maç Slovenya maçı idi. Biz ne mi yaptık o gün? Bilmem! Belki de "Oyun kurucuları dinlendirelim" yaklaşımı ile oyuna iki oyun kurucumuz da olmadan başladık. Daha sonra 19'a çıkan farkı indirebilmek için de iki oyun kurucumuzu da, gücümüzü de amansızca harcadık.
Ersan, ellerine sağlık kendini aştı burada. Hido da sürükledi bir yere kadar. O son atışları en keskin, gözü kapalı atacak Serkan Erdoğan'a bir yer çıkmaz mıydı bu kadroda? İşini, sporu, basketbolusevenler açık yürekle bunları her gün samimiyetle söyleyebilecek olanlardır.
Yarı finalistlere bir bak! İspanya, Yunanistan, Sırbistan ve Slovenya. Avrupa Şampiyonluğu kupasının birer ucundan tutmuş durumdalar. Bak oyuncularımıza, kadroya, yatırımına, sponsoruna, olana olmayana. Hangisinden eksiğimiz var İspanya haricinde? İspanya'yı da dize getirdiğimiz böyle bir turnuvada şampiyonluk mücadelesi dışında kalmak büyük basketbol potansiyelimizin asla karşılığı değil diye düşünüyorum. Kalben ve inanarak...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER