YAZARA MAİL GÖNDER "Söylenmeyi" bırak... "Söylemeye" bak

YAZARLAR

Huyumuzdan mıdır, suyumuzdan mıdır? "Söylenmeyi" seviyoruz.
Fakat... "Söylemeye" gelince... "Bana ne" havasına giriyoruz.
"Başkası söylesin" diyoruz.
Sonra... "Söylenmeye" devam ediyoruz.
Bu konuda "Belgeli bir örnek" verelim.
Meclis'te bir komisyon kurulmuştu... Telefon dinlemeleriyle ilgili.
Komisyon aylarca çalıştı... Çok da iyi çalıştı.
Bu çalışma sırasında... Bazı siyasetçileri davet etti... Bazı gazetecileri de... Gelin, bildiklerinizi komisyona anlatın diye.
Çoğu gelmedi... Gelmeyenler içinde eski Başbakanlar da var... Eski Bakanlar da... Ki bunlar telefonlarının dinlendiğinden yakınanlardı.
Yine gelmeyenler içinde... Gazeteciler de var... Ki bunların bir kısmı bugün bile yasadışı dinlemelere isyan ediyorlar.
Evet... Yazımızın başında ne demiştik:
"Söylenmeyi" seviyoruz.
Ama... "Söyleneceğine, gel bildiğini burada söyle... Meclis Komisyonu'nda" denilince de... "Boş veriyoruz."
TBMM komisyonu kimleri davet etmiş... Kimler gitmiş, kimler ipe un sermiş?... Listesi "TBMM Araştırma Komisyonu" raporunda.
Sayı: A.01.1.GEÇ.10/108-94.
Tarih: 27 Haziran 1997.


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.