YAZARA MAİL GÖNDER Şifreli bir konuşma

YAZARLAR

Demirel, kendisi ile yapılan bir mülakatta "Zincirbozan'a sürgüne gönderileceğimi Yavuz'dan öğrendim" demişti.
Evet... Ben söylemiştim.
12 Eylül'den sonra... Demokrasiye dönülürken... "Partiler kurulmaya başlandı."
(Askerlerin) Milliyetçi Demokrasi Partisi ile Halkçı Parti kurulmuştu... Bir de "Arkasında Demirel'in olduğu" BTP... Büyük Türkiye Partisi.
Özal henüz "Anavatan Partisi'ni" kurmamıştı.
Halk akın akın BTP'ye gidiyordu... "Tek başına iktidar olacağı" kesindi.
O süreçte... Kulağıma bir söz geldi. "Demirel sürgüne yollanacak."
Genelkurmay'a gittim... Komutana sordum: "Demirel'in sürgüne gönderileceği doğru mu?"
Sabri Paşa köpürdü... "Bu nasıl soru" diye bağırmaya başladı... Makamdan "Kırgın" ayrıldım.
İki gün sonra... Telefonum çaldı... Arayan "Sabri Paşa'ydı."
- Kâr eden şirket kapanacak.
- Galiba yanlış yeri aradınız.
- Hayır... Hem bana saçma sapan soru soruyor, hem de şimdi cevabını dinlemiyorsun.
-
(Bende jeton düştü... Paşa şifreli konuşuyordu... Kâr eden şirket demekle, Demirel'in kurdurduğu partiyi ima ediyordu.) Paşam, büyük ortağa (Demirel'e) ne olacak?
- Seyahate çıkacak.
-
Pasaport gerekecek mi? (Yurt dışına mı sürülecek?)
- Hayır... Pasaport lazım değil.
- Nereye gidecek?
- Çok soru soruyorsun... Kapatıyorum.
- Bu son soruydu.
- Kendileri Çanakkale taraflarını severler.
Telefon kapandı... Süleyman Demirel'i aradım:
- Sürgüne gönderileceksiniz.
Sonrası... Uzun hikâye... Demirel ile evinde buluştuk.
"Kaynağımı" sordu... İsim vermedim "Sağlam... Çok yıldızlı" demekle yetindim.
Demirel'in "Zincirbozan yolculuğu" böyle başlamıştı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.