Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Büyük Türk diye anılan Kanunî Sultan Süleyman 450 yıl önce hâlâ kudretli bir padişah olduğunu göstermek için tam 72 yaşında Sigetvar Seferi’ne çıkmıştı. Ancak uzayan kuşatma nedeniyle hastalıklı bedeni şehit düşmüştü

Kanunî Sultan Süleyman 72 yaşındayken hastalığına ve ihtiyarlığına bakmadan sefere çıkmaya karar vermişti. Büyük Türk, 1565 Malta kuşatmasındaki başarısızlığı silmek, Osmanlı Macaristanı'nı güven altına almak, 10 yıldır sefere çıkmadığı için ve halk arasındaki hoşnutsuzluğu gidermek ve hâlâ kudretli bir hükümdar olduğunu göstermek istiyordu.

EYÜP SULTAN'DA DUA
İlk olarak İkinci Vezir Pertev Paşa, serdar tayin edilerek Erdel'e gönderildi. Ardından da asıl ordunun harekâtı için hazırlıklar başladı. Kanunî, sefere çıkmadan önce Eyüp Sultan'ı ve atalarının türbelerini ziyaret etti. Gittiği türbelerde fakirlere büyük miktarlarda sadaka dağıttı.
29 Nisan 1566'da büyük bir merasimle padişah ve devlet ileri gelenleri 'dan yola çıktı. Sultanın yakın maiyetini teşkil eden peykler, solaklar, müteferrikalar bu merasim esnasında göz alıcı kıyafetler giymişti. İstanbullular da bu töreni seyre çıkmışlardı. Kanunî'nin son seferine çıkışı çok haşmetliydi. Rengârenk kıyafetler içerisinde, bayrakları ve silahları ile çeşitli askeri kıtaların geçiş töreni seyreden herkesi kendisine hayran bırakmıştı. Padişah elbiseleriyle at üzerinde muhteşem maiyeti eşliğinde İstanbul'dan ayrılmıştı. Devrin tarihçileri padişahın beyaz sakallı ve beyaz elbiseli hâlinin nurdan bir minareye benzediğini söylerler.

HASTA HASTA SEFERDE
Törenle şehirden ayrılan Osmanlı birlikleri İstanbul'un dışında kurulmuş olan Otağ-ı Hümâyun'un bulunduğu yerde konakladılar. Padişah sefere çıkmıştı ama at üzerinde gidecek gücü yoktu. Tekrar yola çıkıldığında rahatsızlığı artınca Veziriazam Sokollu Mehmed Paşa'nın yardımı ile arabaya geçti. Padişahın rahatsız olmaması için arabanın geçeceği yollar düzeltiliyordu. Sigetvar'a kadar araba ile giden Kanunî Sultan Süleyman, şehir merkezlerine gelindiğinde padişahlığın şanını ayağa düşürmemek için bütün rahatsızlığına rağmen ata binmişti.
Belgrad'da durum değerlendirmesi yapıldı. Serhatlardan gelen bilgiler Sigetvar'ın Osmanlı topraklarına büyük zarar verdiği yönündeydi. Sigetvar ele geçirilmesi çok zor bir kale zinciriydi. Çevresi sularla çevrili birbiriyle bağlantılı dört kaleden oluşuyordu. Sigetvar, her taraftan Almas Nehri ile bazı göller ve bataklıklarla çevriliydi. Kaleler birbirlerine tahta köprülerle bağlantılıydılar. Zaten "adalar şehri" manasına gelen Sigetvar ismi de kalenin bu konumundan dolayı verilmişti.

SİGETVAR KUŞATMASI
Sigetvar'a gelindiğinde askere moral vermek için ata binen Kanunî, atından inip çadırına yürüyerek gitti. 7 Ağustos 1566'da Sigetvar muhasarası başladı. Kale komutanı Nicolas Zriny teslim olmadı ve büyük bir dirayetle direndi. Padişahın rahatsızlığı ise günden güne artıyordu. Hastalığından dolayı dışarıya çıkamayan padişah kuşatmayı çadırından takip ediyordu. Padişahın otağı kuşatmaya hakim bir yer olan Sigetvar'ın kuzeyindeki Smilehov tepesine kurulmuştu.
İhtiyar padişahın hastalığı iyice artmıştı, ancak kale bir türlü alınamıyordu. Kanunî kuşatmanın uzaması üzerine "Bu kale benim yüreğimi yakmıştır. Dilerim Hakk'dan ateşlere yana" demişti. Kalenin bazı kısımları fethedilmesine rağmen ana kale direnmeye devam ediyordu. Sokollu Mehmed Paşa, kalenin bir an önce fethedilmesi için büyük çaba gösteriyordu.
Kuşatmanın son günlerinde padişahın hastalığı iyice arttı. Ordu içerisinde şayialar dalga dalga yayılmaktaydı. Kalelerin çevresindeki bataklık alan odun ve toprak ile doldurularak surların önündeki engeller kaldırılmıştı. Kaleye doğru 'lağım' adı verilen tüneller kazılarak ve surlara "humbara" denilen bombalar yerleştirilerek surlar tahrip edilmeye çalışılıyordu.
5 Eylül günü surlara tırmanan bir Türk fedaisinin yerleştirdiği bomba surlarda büyük bir gediğin açılmasına sebep oldu. Buradan Osmanlı askerleri içeri girince müdafaa imkânının kalmadığını gören kale komutanı Nicolas Zriny iç kaleye çekildi. Bunun üzerine iç kale kuşatıldı ve surları ateşe verildi. Sigetvar fethedilmek üzereyken 6/7 Eylül gecesi "Büyük Türk", "Muhteşem Süleyman" vefat etti. Sigetvar kuşatmasında ise sona gelinmişti. Böyle bir durumda padişahın ölümünün asker arasında duyulması bir aylık çabayı boşa çıkarabilirdi. Veziriazam Sokollu Mehmed Paşa, padişahın ölümünü gizledi. Kanunî'nin cesedi, iç organları çıkarıldıktan sonra, misk ve anber kokuları sürülerek tahtın altına geçici olarak defnedildi. Definden önce cenaze namazı da kılınmıştı. Sabahleyin yapılan son hücumla Sigetvar tamamen fethedildi.

YAZARIN BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER