YAZARA MAİL GÖNDER “Cumhuriyet” kelimesini biz bulduk

YAZARLAR

Cumhuriyet kelimesini, 18. yüzyılın sonlarında bulmuş, 1923’te ilan etmiştik. Atatürk, Cumhuriyeti ilanından dört yıl önce Milli Mücadele’nin ilk günlerinde 1919 Temmuz’unda Cumhuriyet’i ilan edeceğini yakın çevresine söylemişti

Cumhuriyet'in 93. yıldönümüne geldik. Fransız İhtilali'nden sonra Türkçe'ye giren Cumhuriyet kelimesi halk hâkimiyetini ifade eder.
Türkiye'nin en önemli düşünürlerinden olan rahmetli Durmuş Hocaoğlu, Cumhuriyet'in 75. yıldönümünde bu durumu "Cumhuriyetin meşruiyet senedi halktır. Devlet halkın emrine girmedikçe hakiki manada Cumhuriyet olmaz" şeklinde ifade etmişti.

DEMOKRASİ TÜRKÇE'DE
Cumhuriyet teriminden önce demokrasi terimi Türkçe'ye girmiştir. Kâtip Çelebi, 17. yüzyılın ortalarında kaleme aldığı "İrşâdü'l- Hayârâ" isimli eserinde Avrupalılar'ın dinleri, hükümdarları, idare tarzları, seçim usulleri, âdet ve kanunları çerçevesinde bilgiler verir. Demokrasi kelimesi de ilk kez bu eserle Türkçe literatüre girmiştir. Daha sonra ilk Türk matbaasının kurucusu İbrahim Müteferrika 1731'de Birinci Mahmud'a takdim ettiği ve 1732'de bastığı "Usûlü'1-hikem" isimli eserinde demokrasiden bahseder.
Cumhuriyet kelimesinin kökü Cumhur, yani halk kelimesi Arapça kökenlidir. Ancak klasik Arapça'da yoktur. Türkler tarafından türetilmiştir. Bu konuda bir araştırma yapan Bernard Lewis kelimenin 18. yüzyılın sonlarında "Cumhuriyya", yani Cumhuriyetçilik şeklinde ortaya çıktığını söyler. Bu dönemde Fransız İhtilali'nden dolayı Cumhuriyet'le ilgili terimler Türkçe'de sıkça kullanılmaya başlanmıştı.

CUMHURİYET'İN ALTYAPISI
İkinci Mahmud döneminde 1830'lardan itibaren muhtar seçimleriyle halkın yönetim mekanizmalarında yer almaya başlaması vilayet meclisi seçimleriyle devam etti. Kısa süreli de olsa 1876'da ilk meclisin açılması demokrasi kültürü alanında bir dönüm noktasıydı. 1908'de meclisin ikinci defa açılması meclis ve halkın yönetim mekanizmalarına katılması fikrini geliştirdi.
Son iki Osmanlı padişahı Mehmed Reşad ve Sultan Vahdettin görünürde iktidardaydılar. Devlet yönetiminde karar organı artık meclis ve İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştu. Milli Mücadele'yi dünyada çok nadir görülecek bir şekilde meclisle yürüttük. Bütün bu gelişmeler Cumhuriyet'in altyapısını hazırlamıştı.

İLANINDAN DÖRT YIL ÖNCE
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'in ilanından çok önce Cumhuriyet fikrini benimsemişti. Nitekim Erzurum Kongresi'nden üç gün önce 20 Temmuz 1919'da yanında bulunan Mazhar Müfit'in (Kansu) "Milli mücadelenin muvaffakiyete ulaştığı takdirde hükümet şekli olarak ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna: "Şekl-i hükümet zamanı geldiğinde Cumhuriyet olacaktır" cevabını vermişti. Ancak Milli Mücadele'nin yeni başladığı bir dönemde bu fikrini açıkça ifade etmesinin sıkıntı yaratacağını bildiğinden dolayı Mazhar Müfit'e konuştuklarından kimseye bahsetmemesini söylemişti. Mazhar Müfit Atatürk'le aralarındaki bu konuşmayı "Erzurum'dan Ölümüne Kadar Atatürk'le Beraber" isimli eserinde anlatır.
Milli Mücadele'nin kazanılmasının ardından 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı. Yaklaşık bir yıl sonra hükümet bunalımı çıktı. Atatürk'ün bu durumu görüşmek üzere 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya'da yaptığı toplantıya İsmet Paşa, Ali Fethi (Okyar), Milli Savunma Bakanı Kazım (Özalp) Paşa, Kemalettin Sami, Halit Paşa, Rize Milletvekili Fuat ve Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey katılmışlardı. Mustafa Kemal bu toplantıda arkadaşlarına "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz, beni parti grubuna davet edin, bir konuşma yapacağım" dedi. Toplantıya katılanların Çankaya'dan ayrılmasının ardından Atatürk, İsmet Paşa'yla 1921 anayasasının devlet şeklini tespit eden maddelerini değiştirmek için çalıştılar.
Ertesi gün meclise çağrılan Atatürk, anayasanın birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin şekli hükümeti, Cumhuriyettir" ifadesinin konulmasını teklif etti. Atatürk'ün bu teklifinin lehinde ve aleyhinde birçok konuşma yapıldı. Cumhuriyet'in ilanı için erken olduğu görüşünü ileri sürenler oldu. Ancak İsmet Paşa ve Abdurrahman Şeref Bey'in konuşmaları muhalefeti durdurdu. Abdurrahman Şeref Bey, muhalefet eden milletvekillerine hitaben "Doğan çocuğun adını koymaktan başka ne yapıyoruz" demişti.
Anayasanın birinci maddesi, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İdare şekli halkın kaderini bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına dayalıdır. Türkiye Devleti'nin yönetim şekli Cumhuriyet'tir" şeklinde değiştirildi. Bu yeni maddeyle yeni bir yönetim şekline ve anlayışına geçildi. Şair Mehmet Emin Yurdakul'un teklifi üzerine milletvekilleri ayağa kalkıp, hep bir ağızdan "Yaşasın Cumhuriyet!" diye bağırdılar. 29 Ekim 1923 akşamında TBMM'de yapılan oylamalar sonucunda da Mustafa Kemal Paşa, Meclis'teki mevcut üyelerin oybirliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Resmin açıklaması : Atatürk ve Cumhuriyetimizin kurucuları, Cumhuriyet'in ilanının yedinci yıldönümünde TBMM'den çıkarken...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.