Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BBC'nin dosyaları arasında, bir konuyu ararken karşılaştım. Ekrana tıklayıp dinlemeye başladım.
Bir Haris Alexiou şarkısı fışkırdı uzaklardan.
İnsanı telaşla, evrensel bir sevgiyle sarıp sarmalıyor hemen. İnsanın ruhuna dokunuyor. Şiir gibi. Yüreğimizi kucaklayan, şefkatli şarkılar söylüyor.
Büyük bir şarkıcı. Buğulu sesiyle, Ege'de iki yakanın burukluğunu da, bizlere hissettiren bir şarkıcı. Haris Alexio'nun ailesi İzmirli. Ege mübadili bir ailenin çocuğu. Dedesi İzmir doğumlu. Bütün aile, müzikle iç içeymiş, bu nedenle hep çocukluğundan miras kalan "İzmir sesleri ve Ege'nin ezgileriyle" yoğrulmuş bir isim. Bu nedenle şarkıları hep İzmir kokuyor ya da bana öyle geliyor.

***
Haris'in ailesi 1924 yılına kadar, bugün Menderes ilçesinin sınırlarında bulunan, artık Tahtalı Barajı'nın suları altında kalan Bulgurca köyünde yaşamış.
Sonrası gurbet yolları. Zorunlu ayrılık günleri. Yıllar önce bir röportajında okumuştum, bazen rüyalarında hayali bir İzmir görürmüş. Kim bilir, Türkçe'de sözlerini şair Murathan Mungan'ın yazdığı, bir zamanlar önce Yeni Türkü'nün seslendirdiği, "Olmasa Mektubun", "Maskeli Balo", "Telli Telli" adlı şarkılarını da yorumlarken, hep kökleriyle buluşuyor mu? İhtimal buluşuyordur.
Zilia Mou'yu söylerken, kendi bestesi Panselinos'u söylerken, mutlaka buluşuyordur.
Çünkü O köklerinden hiç kopamayan, hüzünlü bir şarkıcı. Sanki hiç bitmeyecek bir hüzne sahip. Haris'i şekillendiren, şairimiz Hilmi Yavuz'un "Hüzün ki en çok yakışandır bize" dizesi gibi.
Hüzün Haris'e... Haris Alexiou, hüzne yakışıyor. Tam da Haris'in sesinde dalıp gitmişken, telefon kendisine çekiyor. Bir zamanların yine zorunlu İstanbul göçmeni olan, yıllardır Yunanistan'da yaşayan dostum sevgili Yannis ile konuşuyoruz.
Yannis Atina Havaalanı'nda bekliyor, Fransa'da Paris'te yaşayan kızının yanına gidecek. Komşu, çok zor günlerden geçiyor. Haris'in mırıldanan sesi eşliğinde soruyorum aniden Yannis'ye; "Nasıl durumlar?" diye. Tek kelimeyle özetliyor Yannis: "Feci" Ne üzücü, bir yandan halimize şükrederken, bir yandan bir ülkenin batışına tanıklık yapıyoruz. "Ünalcım" diyor Yanni; "Çok kötü, neredeyse malımızı bedavaya satacağız." Yunanistan öyle bir duruma geldi ki; kelimenin tam anlamıyla bir 'euro'ya muhtaç. "Sizin iş adamları, özellikle İzmirliler kafayı çalıştırsalar da, gelip buralarda iş yapsalar" diyor Yannis; "Hem bazı Yunan firmalarını kurtarırlar hem de kendileri gelip, hazır bir düzene makul bir şekilde dahil olurlar. Bari bizimkilerin bir bölümü kurtulurken, işbirliği, kalıcı dostluk olur."
***
Aslında Yannis'in özetle söylediği bu gerçeği, piyasayı iyi bilen çok insan vurguluyor.
Yunanistan, başta Atina olmak üzere, adalarla birlikte, öncelikle İzmirli iş dünyası için, büyük fırsatlar taşıyor.
Bu fırsatlar küçümsenecek gibi değil.
Fırsatları yaratacak ve aracılık yapacak insanların hepsi işbirliğine muhtaç. Hem de turizmden başlayarak, üretim içeren, çok sayıda alanda. Yunanistan özel sektörü de işte bu işbirliğini dört gözle bizden bekliyor. Ama bunun peşinde koşacak, bu fırsatları kovalayacak, öncelikle İzmirli işadamları. Bir fırsatı, adalet duygusunu yitirmeden, komşunun olanaklarını ele alarak, karşılıklı çıkarları gözeterek geliştirmek, gelecek ciddi bir yatırım. Bu kriz iki halk arasında Ege'yi tam bir 'kardeşlik denizi' haline getirmek için de araç sayılır.
Yannis ile vedalaşıyoruz. BBC'de hala Haris Alexiou söylüyor. Sanki dostluk için, sevgiyle söylüyor. Ama nedense yine de çok hüzünlü sesi ve buruk. Yeniden şair Hilmi Yavuz'a takılıp kalıyorum.
Sanki o dizeler, her iki ülkenin halkı için yazılmış gibi: "Hüzün ki en çok yakışandır bize Belki de en çok anladığımız."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER