YAZARA MAİL GÖNDER Bahçeli döner istiyor ama dönmesin de istiyor

YAZARLAR

Ahmet Davutoğlu bugün Devlet Bahçeli ile görüşecek. Akıllardaki soru, AK Parti ile MHP koalisyon kurabilir mi sorusu.
Bahçeli seçimden hemen sonra yaptığı konuşmada, "ya AKP-HDP ya da AKP-HDPCHP koalisyon yapsın. Biz muhalefette kalacağız. Erken seçime de hazırız" demişti. Hatta o kadar ki, "AKP ile HDP bir araya gelip istedikleri gibi anayasayı da değiştirirler" diye de eklemede bulunmuştu.
O günlerde de sormuştuk, "'ihanet sürecinin aktörleri' diye nitelediğiniz bu iki partinin iktidar kurmasını istemek ihanete ortak olmak değil mi Sayın Bahçeli" diye. Fakat Bahçeli'nin bununla yapmak istediği açıktı, AK Parti ve HDP'yi aynı fotoğraf karesinde gösterip kendince AK Parti'den oy devşirmek.

***

Seçimden bir hafta sonra Bahçeli "koalisyona karşı değiliz ama şartlarımız var" dedi. Şartlarının başında "Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırlarına çekilmesi" vardı. İhanet süreci olarak adlandırdığı çözüm sürecinin sonlandırılması, 17-25 Aralık soruşturmalarının sürdürülmesi ve anayasanın ilk 4 maddesinin değişmemesi diğer şartlarıydı.
Bundan birkaç gün sonra kara mizah tarihimize geçecek o lafı sarfetti Bahçeli: "Bilali ver, iktidarı al"! Temel meselesi Erdoğan olan, bir garip tarz-ı siyaset. Daha doğrusu pek acayip bir tarz-ı acziyet.
Bu acziyet hali Meclis başkanlığı seçimlerinde iyice ayyuka çıktı. HDP'ye göre pozisyonunu belirleyen Bahçeli, kendi adayını seçtiremediği gibi seçimden o güne dek bir araba laf ettiği AK Parti'nin Meclis Başkanı adayına fiili destek vermiş oldu.
Kendisini de kitlesini de, "Erdoğan'ın adayı Baykal'dı, biz onu seçtirmeyerek oyunu bozduk" diye avutmayı tercih etti. Sanırsınız İsmet Yılmaz onca zaman Bahçeli'nin kabinesinde bakanlık yaptı!
***

Bahçeli 5 Temmuz'da "koalisyon arayışlarına kapalı değiliz" mesajı verdi. Bir gün sonra yaptığı açıklamada koalisyona karşı daha olumlu bir tablo çizdi: "Tüm alternatifler tüketilir, siyasi istikrarsızlık baş gösterirse Türkiye'yi namerde muhtaç etmeyiz." Ondan birkaç gün sonra da "memleket için, istikrarsızlık yaşanmaması için gerekli fedakarlık çekinmeden gösterilecektir" dedi.
Tam "AK Parti-MHP koalisyonu ihtimali güçlendi" yorumları yapılmaya başlandığı anda Bahçeli, "yok siz yanlış anladınız, tüm alternatiflerin tüketilmeme alternatifi halen en güçlü alternatiftir" mealinde karışık mesajlar verdi. Seçimden sonraki pozisyonuna, "3 parti kendi arasında kuruversin canım" diğergamlığına geri döndü.
Nitekim 14 Temmuz'da koalisyon görüşmelerinin ilk turu kapsamında kendisiyle görüşen Davutoğlu'na "hükümet ortakılığında bulunmayacağı" açıklamasını yaptı. 1 gün sonra da yazılı açıklama yapıp, AK Parti ve CHP'nin koalisyon kurması en iyisi olur dedi. Gerçekten de o koalisyon ihtimalini en çok Bahçeli sevdi.
***

Sonra Suruç katliamı ve ardından gelişen terör olayları...
Aynı garip tarz-ı siyasetle bugüne geldik.
Bahçeli, "evet alternatifler tükenmiş görünüyor, biz fedakarlığa hazırız" demiştik mi dedi peki?
Hayır, "Erdoğan, koalisyon görüşmelerine çomak soktu" demeyi yeğledi. Ama sağolsun ülkeyi çözümsüz de bırakmadı: "HDP, AK Parti'ye destek versin, Meclis erken seçim kararı alsın" tavsiyesiyle ufkumuzu açtı.
***

Kimse bu acziyeti strateji diye yutturmasın. Bahçeli siyaset yapamıyor, siyasete etki bile edemiyor. Kendi dışında cereyan eden hadiselerle partisinin büyüyeceğini düşünüyor.
Partiniz tam da bu tutumunuz nedeniyle büyümeyecek Sayın Bahçeli!
Yıllardır tepkisel siyasetin konforuna alışmış bir parti lideri olarak belki de sizden daha fazlasını beklememeliyiz...
17-25 Aralık çetesinin ilk mağdurlarından olmanıza rağmen onun söylemlerini siyasete en fazla taşıyan da siz değil miydiniz zaten...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.