YAZARA MAİL GÖNDER Sanırsın Bektaşi fıkrası

YAZARLAR

Daha neler göreceğiz, kim bilir? Sanki bir Bektaşi fıkrasına sıkıştık kaldık. Ne siyak kalmış, ne sibak. Lafı yanlış yerinden tutmak muhalefetin normu haline gelmiş.
Yenilerde "bağlam" deniyor hani. Bağlamı yok sayıp kelime avcılığına soyunuyorlar.
Lafı yanlış yerinden tutup sallıyorlar. Sonra da oluyor size muhalefet!
Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan dönüşü havalimanında kendisine yöneltilen bir soruya cevap verirken, "Hitler Almanyası" sözünü cümle içinde kullandı.
Vee, Bingo! Gezi kalkışmasından bu yana Erdoğan'a önce otoriter, sonra diktatör diyen güruh derhal bu lafın üstüne atladı. Nasıl atlamasınlar ki!
Değil mi ki Erdoğan, "Hitler Almanyası" lafını "başkanlık sistemi" ile ilgili soruyu cevaplarken kullanmıştı.
Sözün bağlamı onları bağlamazdı. Siyak ve sibak da Türkçe olmadığına göre, sorun yoktu.
Ne demişti Erdoğan: "Hitler Almanyası'na baktığınızda orada da bunu görürsünüz, daha sonra değişik ülkelerde yine aynı şekilde bunun örneklerini görürsünüz."
Neyi? "Üniter devlette başkanlık sistemi"ni.

***

Kelimenin tam anlamıyla bir "adilik"le karşı karşıyayız. Düzeysizlikle, bayağılıkla. Ve aynı zamanda sistematik kötülükle.
Erdoğan'ın daha önce de birçok sözünü aynen bu şekilde cımbızlayarak operasyon yapmaya kalktılar. Erdoğan'ın birtakım yanlış politikalara dikkat çektikten sonra olumsuz bir gelişmeye işaret etmek üzere sarf ettiği "Kobani düştü düşecek" sözünü çarpıttılar. Sanki Kobani'nin düşmesini arzu ediyor izlenimi oluşturmaya çalıştılar.
Cumhurbaşkanının istikrarlı bir yönetim yapısı içinde terörün kendisine yer bulamayacağına dikkat çekmek için kullandığı "400 milletvekili alınsaydı bu olaylar yaşanmazdı" sözünü de çarpıttılar. "AK Parti 400 milletvekili alamadı diye bu şiddet olayları yaşanıyor" propagandasını yaptılar.
Ne desek az.
Erdoğan, "Hitler Almanyası"nı bir örnek olarak kullandı. Olumlu bir örnek olarak da kullanmadı. Hele hele, Türkiye'ye uyarlanabileceğine ilişkin vs. en ufak bir imada dahi bulunmadı. Üstelik yaşanan tartışmalar üzerine Cumhurbaşkanlığı'ndan resmi açıklama yapıldı ve Cumhurbaşkanı'nın kastı açık ve net biçimde ifade edildi.
Fakat "Hitler" ve "Erdoğan" analojisinin Batılı müttefikleri nazarında satacağını anlayan gayrı milli muhalefeti ne durdurabilirdi ki? Peki bunları yapınca onlar, ne oluyor?
Muradlarına erebiliyorlar mı?
Hayır, tabii ki.
Kendi kendilerine propaganda yapıp tatmin oluyorlar sadece. Bir de dışarıda üç beş gazete, içinde "Hitler" ve "Erdoğan" geçen haberler yapıyor, o kadar. Erdoğan'ı böyle alt edeceklerini sanıyorlar. Oysa böyle yaparak o hiçbir şeyden anlamaz sandıkları milletin adalet duygusuyla oynuyorlar.
Siyaset yapmaktan aciz oldukları için böyle ucuz hilelere başvuruyorlar. Künhüne varamadıkları husus ise şu: Cumhurbaşkanı Erdoğan, ısrarla bütün Türkiye'yi tartışmaya davet ediyor. Başkanlık sistemi diyor, yeni anayasa diyor. Farklı örnekler, modeller üzerine fikirlerini açıklıyor. İstikrarlı, hızlı, kuvvetler ayrılığı fikrini esas alan ve siyasi liderliğe imkân tanıyan bir hükümet sistemi modeli nasıl olabilir diye önerilerde bulunuyor.
Muhalefet, sataşma safhasından öneri safhasına geçebiliyor mu peki?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.