YAZARA MAİL GÖNDER Dertleri demokrasi değil

YAZARLAR

Türkiye'nin yoğun gündemi içinde geçen hafta İstanbul'da çok önemli bir uluslararası sempozyum düzenlendi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın katılımı ve katkılarıyla düzenlenen konferanslara tüm dünyadan birçok akademisyen, entelektüel, öğrenci ve gazeteci katıldı.
İslam İşbirliği Teşkilatı ve Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nce düzenlenen "Hukuk ve Medya Bağlamında Uluslararası İslamofobi Sempozyumu"nda dünyaca tanınmış panelistler vardı. Bunlardan biri de anti-semitizm ve Filistin-İsrail çatışması üzerine çalışan kendisi de Yahudi olan Amerikalı siyaset bilimci Norman Gary Finkelstein idi.
Basın Enformasyon Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu'ya, Finkelstein'le görüşme isteğimi iletince akşam bütün katışlımcıların da olacağa yemeğine davet etti. Yemekte sadece Finkelstein'le de değil, dünyanın farklı coğrafyalarından gelen Müslüman aydınlarla, politikacılarla uzun uzun sohbet ettik.
Özellikle Batı'dan gelen müslümanların özgüvenleri çok yerindeydi. Avrupa'da bir İslamofobi yaşandığı halde kendilerine güvenleri dikkat çekiciydi. Buna rağmen ülkesi Müslümanlardan oluşan insanlar daha çekingendi. Libyalı, Mısırlı, Cezayirli katılımcılarla İngiltere'den ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen katılımcılar arasındaki fark hissedilebilir cinstendi.

***

İsrail'in 2009 yılında Gazze'ye karşı başlattığı saldırıların ardından "İsrail Gazze'de soykırım suçu işlemektedir" diyen Finkelstein'ın, yıllardır İsrail'e girişi yasak.
İsrail devletinin, Hitler Faşizmi üzerinden ticari rant elde ettiğini ortaya koyduğu "Soykırım endüstrisi" isimli kitabı ile tüm dünyada ezberleri bozan Finklstein ile görüştüm.
Bugün özellikle Batı'da yükselişte olan İslamofobiyi, anti-Semitizmle birlikte kapsayan ortak bir tanımın yapılması gerektiğini vurgulayan Finkesltein, hedefe konulan grupların inançlarının incitildiğini söyledi.
İslamofobiklerin rasyonel olmayan şekilde 'Müslümanlar teröristtir' genellemesine, antisemitlerin ise "Bütün Yahudiler cimridir" gibi genellemelere sahip olduğunu ifade eden Finkelstein, toplulukları yaftalamak için üretilen bu genel tanımlamaların gerçekleri çarpıttığını ve çok kötü olduğunu söyledi.
11 Eylül'ün ardından ABD'de ve birçok Avrupa ülkesinde, özelde Müslümanlara, genelde ise esmer tenli herkese karşı paranoya haline gelen İslamofobiye karşı neler yapılabileceğini sorduğumda Finkelstein şöyle cevap verdi: "Doğru, Müslüman gruplara karşı genellemeci bir dışlayıcılık ve etiketleme var. Fakat bu negatif genellemeleri yasaklamaya kalkmak da doğru değil. Doğru ve yanlışı ayırt etmenin en iyi yolu, açık tartışma ortamıdır."

***
11 Eylül'le başlayan İslamofobinin Avrupa'da da destek bulmasında, Avrupa'daki ekonomik krizin büyük etkisi olduğunu ifade eden Finkelstein, "Aslında işsizlikle sarsılan Avrupa için Müslümanların ucuz iş gücü olarak görülmesi problemin ana kaynağı. Zaten Avrupa ülkelerinde, Amerika'dan daha fazla Müslüman nüfusu var" diye konuştu.
Batı'nın, Mısır'daki darbeye "darbe" diyememesinin veya Suriye'de "Esed sonrası yönetime İslamcılar gelir" endişesiyle meseleye uzak durmasının altında "Radikal İslam" korkusunun yattığı yönündeki iddiaları yönelttiğimde Finkelstein şöyle yanıt verdi:
"Batı dünyasının Mısır ve Suriye'deki tavrının, radikal İslam korkusundan kaynaklandığını sanmıyorum. Mesela Batı için Suudi Krallığının imajı çok daha radikaldir. Ancak aynı ABD ve aynı Avrupa, Suudi Arabistan'ı desteklemekte sakınca görmüyor."
Amerika'nın İslam ülkelerinde asla demokrasiyi desteklemeyeceğine dikkat çeken Finkelstein, "Çünkü ABD'nin kontrol ettiği veya iyi ilişkilerinin olduğu pek çok İslam ülkesi var. Demokrasiyi tüm ülkelerde desteklediğini açıklarsa, özellikle Suudi Arabistan gibi yerlerde kontrolü sağlaması çok zorlaşabilir" dedi.
Finkelstein, "Peki Batı'daki İslamofobik algı nasıl kırılabilir?" soruma ise biraz umutsuzca yanıt verdi: "İnsanlar asla kemikleşmiş fikirlerini kolay kolay değiştirmez. Batılı insan için zihnindeki Müslüman imajının değişmesi kısa zamanda ne yazık ki çok zor!"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.