YAZARA MAİL GÖNDER Cemaat gerçekten mağdur mu?

YAZARLAR

İsrail'in dünyanın gözleri önünde Gazze'de işlediği devlet terörü sadece İslam dünyasının değil tüm insanlığın vicdanını kanatıyor. Yüz binlerce insan dünyanın hemen her ülkesinde İsrail'e karşı eylemler düzenliyor.

Fakat Türkiye'de bir kesim var ki hiçbir zaman gündemleri değişmiyor. Gazze'deki soykırımdan daha çok Hükümet'e çakmanın, Başbakan Erdoğan'a vurmanın hırsını taşıyorlar. Kendi medyalarındaki tek gündemleri, Erdoğan düşmanlığı.

***

17 -25 Aralık operasyonlarında ve daha sonrasında elindeki bütün güçlerle Hükümete saldıran Cemaat basını, son dönemlerde "mağduruz" içerikli yayınlara başladı.

Hatta bazı Paralel internet siteleri öyle düşmanca yayınlar yapıyor ki "hem 'mağdur' olup hem bu düşmanca yayınları nasıl yapabiliyorsunuz?" gibi basit bir soruyu bile kendilerine sormuyorlar.

Türkiye'de muhalefet etmeyi 'düşmanlık' olarak algılayan siyasilerden daha beter şekilde Başbakan Erdoğan'a düşmanlık, kin ve nefret saçıyorlar.

Cemaatin yazarlarından ve yurtdışı temsilcilerinden kin ve nefret akıyor Erdoğan'a. Sonra da "Erdoğan bize şunu dedi bunu dedi" diye "mağdur" edebiyatı yapıyorlar.

Herkes bir şeyi unutuyor. Bu kavgayı Erdoğan değil Cemaat başlattı. Bence çok da hayırlı bir şey yaptı. Kendi düşen ağlamaz.

***

Geçenlerde Ekrem Dumanlı "Sizin mahalleye Ramazan hiç uğramıyor mu? Bazıları ne Ramazan dinliyor ne oruç. İftira ve hakaret dolu beyanlar…" diye devam eden bir yazı yazdı. Dumanlı'dan, "Aylardır "Hırsız" ve "başçalan" gibi hakaretlerle Başbakan Erdoğan'a ve Hükümete saldıranlara Ramazan uğruyor mu peki" sorusunu sormasını da beklerdik. Nafile…

Hükümete ve Erdoğan'a saldırırken dini argümanlardan bihaber olan Paralel yapı, "mağduruz" yayınlarına gelince bol bol dini kavramlara sarılıyor.

Tam bu noktada şu soruyu da kendilerine sormalarını beklerdik: "Madem din bu kadar hayatımızda önemli, öyleyse Erdoğan'a ve ailesine yönelik iftiraları sıralarken neredeydi bu din?"

Tabii bu soruları kendilerine sormalarını beklemek de nafile bir çaba olur.

***

Paralel yapılanmaya karşı alınan önlemlerle ilgili haberler okuyoruz. Cemaat'in "Cadı avı" diye yutturmaya çalıştığı şey bazı bürokratik atamalar, yer değiştirmeler.

Ama dini bir cemaatin umurunda bile olmaması gereken bu tayinler Cemaat'in tek gündemi.

Mesela, bürokrasideki bir atamaya Cemaat neden itiraz eder?

Veya, "Sivil" olduğunu iddia eden dini bir cemaatin devletteki atamalarla, tutuklamalarla ne işi olabilir?

Madem Cemaat devlet içinde bir yapılanmaya gitmediyse neden bu şiddetli itiraz?

Bu itiraz, biraz da itiraf gibi olmuyor mu? Bunu fark edemiyor musunuz?

Hem devlet içinde bu kadar yapılanan bir yapı, o zaman dini ve 'sivil' bir yapı olduğunu iddia edebilir mi?

O zaman insanlar "Bu Cemaat değil devletin ve seçilmiş Hükümetin üzerinde söz sahibi olmak isteyen illegal bir yapı mı?" diye sorunca kızmayacaksınız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.