YAZARA MAİL GÖNDER AB raporu ne mesaj veriyor?

YAZARLAR

Avrupa Komisyonu'nun, Türkiye ve diğer aday ülkeler için hazırladığı 2013 yılı raporu yayımlandıktan bu yana, kamuoyunda çeşitli değerlendirilmeler yapıldı. Raporun yayımlanacağı tarih belli olduğunda, Avrupa Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, resmi açıklamanın Kurban Bayramı sonrasına ertelenmesini rica etmişti. Asgari uluslararası nezaket çerçevesinde çözülecek bu sorun, "raporların açıklama tarihini aylar önce belirledik" gibi bir cevap alındığından aşılamadı. Dini bayramların, AB takvimine göre uyarlanması söz konusu olamayacağından, hükümet resmi açıklamayı bayram tatilinden sonra yapacağını bildirdi. Bu çerçevede hiçbir yetkili hükümet adına değerlendirme yapmadı.
Rapor, tüm Topluluk Müktesebatını kapsayan ayrıntılı bir değerlendirme olduğu için, seksen sayfayı aşan ayrıntılı bir incelemeyi oluşturuyor.
Bunun çok daha işin özünü açıklayan bir özetini görmek için, Komisyon'un tüm genişlemeyi kapsayan "Strateji Belgesi"ne bakmak gerekiyor. Bu belge de kırk sayfayı aşan, tüm aday ülkeleri kapsayan bir belge.
Aday ülkelerin her birine, çözüm bölümünde birkaç paragraf yer ayrılmışken, Türkiye konusunda iki sayfayı tutan bir analiz bulunuyor. Bundan önceki yazımızda belirttiğimiz bir hususun altı çok kalın çizgilerle çiziliyor: Komisyon, raporunda üye devletlerin Türkiye ile müzakereleri dondurma politikasından çok rahatsız ve bunu da olabilecek en açık üslupla dile getirmiş: "Üyelik müzakerelerinde ilerleme ile siyasi reformlarda ilerleme, aynı madalyonun iki yüzüdür."
Komisyonun Türkiye'ye ilişkin yaptığı sentez, dışarıdan bakıldığında Türkiye'nin kat ettiği yolu ve attığı adımların ne denli destekten yoksun bırakıldığını gözler önüne seriyor. Bütün gelişmelerin olumlu ve olumsuz yönleri ele alındıktan sonra, Komisyon üye devletlere adeta bir çağrı yapıyor: Açılan Bölgesel Politika faslının dışında derhal iki fasıl daha açılmasını, enerji faslı için de çalışmaların ikmal edilmesini, vize görüşmelerine bir an önce başlayarak Türkiye'nin geri kabul anlaşmasını imzalamasının sağlanmasını, üst düzey AB devlet yetkililerinin Türk mevkidaşlarıyla çok daha sık temas etmelerinin gerektiğini üye devletlere anlatıyor.
Komisyon, Türkiye'nin uyum politikalarının değerlendirilmesiyle görevli... "Özerk" bir kurum olduğu halde üye devletlerin ve Avrupa Parlamentosu'nun devamlı gözetimi ve baskısı altında bulunuyor. Bu koşullara rağmen, Komisyon'un hazırladığı Strateji Belgesi, Türkiye açısından son derece nesnel ve artıların eksilerden çok daha fazla olduğu bir değerlendirme... Rapordan tek bir satır alarak iç siyaset tartışması başlatmanın anlamsızlığı da ortada.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üyelik müzakerelerinde "masadan ayrılan taraf" olmayacağını söylemişti. Bu tavrını hem muhafaza etti, hem de, son derece asimetrik bir ilişki olan üyelik müzakereleri çerçevesinde, tünelin ucundaki ışığı görmeden kimi ödünleri vermekten kaçındı. Bu politikasının meyvelerini toplamaya başlayacak mı? Avrupa Komisyonu'nun strateji belgesinde söylediği gibi, gözler bundan sonra toplanacak ilk Hükümetlerarası Konferansın üzerinde olacak. Bu rapor ve strateji belgesi, Komisyon'un AB üye ülkelerine Türkiye'ye karşı sorumluluklarını olabilecek en açık şekilde hatırlattığı bir belge olarak "acquis communautaire'in" (Topluluk hukukunun) bir parçası olacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.