YAZARA MAİL GÖNDER AB'de, Türkiye muhalefetinde değişim

YAZARLAR

Geçtiğimiz dört yıl boyunca, AB içinde Türkiye ile ilgili demeçlerin, "olumlu" bir ton taşıdığı pek nadiren görülürdü. Şimdilerde bu yaklaşım tümüyle tersine dönmüş gibi gözüküyor. Fransa Millet Meclisi'nin Fransa-Türkiye dostluk grubu geçtiğimiz hafta yıllık yemekli toplantısı düzenledi. TBMM'den altı kişilik bir heyetin katıldığı toplantıya, Fransa tarafından kırka yakın milletvekili ve üst düzey siyasi yönetici katılarak, toplantıyı önemli bir sembol haline getirdi.
Dostluk grubu başkanı ve Sosyalist Parti milletvekili Christophe Bouillon, yaptığı açıklamalarda, Fransa'nın Türkiye ile AB müzakerelerinde çekince koyduğu dört fasıldan da çekincesini kaldırmasını talep eden açıklamalarda bulundu. Toplantıda, Fransa'nın "artık Türkiye'nin yanında olduğu" vurgulandı. Eski Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Lalumiere'in de katıldığı yemekte, Sosyalist Parti yönetiminin Türkiye kartını oynamak istediği açıkça ifade edildi. Bunun AB politikası için tek başında belirleyici olduğu söylenemez, ancak Nicolas Sarkozy döneminde, Sarkozy mümkün olduğu nispette Almanya ve Angela Merkel ile yaklaşma yanlısı olduğundan, Türkiye'yi bu yakınlaşmaya feda edebilmişti.
Almanya'ya her ne pahasına olursa olsun yakınlık politikası, Sarkozy'nin adının Daniel Cohn-Bendit tarafından Avrupa Parlamentosu içinde telaffuz edildiği gibi, "Merkozy" olarak değiştirilmesine yaradı belki, ancak ne Fransa'nın uluslararası ağırlığını arttırdı, ne de ekonomik performansını olumlu etkiledi. Tam tersine, anlaşılması güç bir "Türkiye karşıtlığı", Fransa'ya hem Türkiye'deki yatırımlar konusunda büyük zarar verdi, hem de bölgedeki girişimlerinde Türkiye'nin desteğini almasını engelledi.
Hollande yönetiminde, Fransa bu siyaseti terk etmiş gözüküyor. Ne var ki, Fransa dört fasıl üzerindeki çekincelerini kaldırsa bile, zaten Tarım faslı 2006'da AB tarafından askıya alındığı için açılabilecek durumda değil. Kurumlarla ilgili bir fasıl, ancak otuz üç fasıl tamamlandıktan sonra yeni üye olacak ülkelerin AB kurumlarında ne şekilde temsil edileceklerini ile ilgili, dolayısıyla müzakerelerin en sonunda açılabilir. Aynı biçimde AB bütçesiyle ilgili fasıl da diğer fasıllar bittikten sonra açılabilecek yapıda... Geriye sadece Ekonomik ve Parasal Birlik faslı kalıyor. O da son derece önemli, ancak Fransa dört fasıl üzerindeki vetosunu kaldırdığında, kısa vadede sadece bir fasıl açılabilecek gibi görünüyor.
Fransa, kısa vadede fasılların üstündeki vetosunu kaldırmanın dışında ne yapabilir? Kıbrıs sorununda yapıcı bir rol oynayabilir mi? ABD tarafından Kıbrıs sorununun çözümü için gerek Türkiye, gerek Yunanistan, gerek Kıbrıs'ın iki kesimi üstünde zaten çok ciddi bir baskı var. Türkiye ve KKTC, bu durumdan çok rahatsız değiller çünkü gelinen noktada, ne KKTC üzerindeki ambargo kalktı, ne de Türkiye'nin uluslararası ilişkilerinde Kıbrıs sorunu hafifledi. Bu nedenle, çözüm istemeyen taraf olarak giderek Yunanistan ve GKRY teşhir olur hale geldiler. Geçmişte sorunun zamanla çürümesine bel bağlayan bu iki ülke, bugün artık zamana karşı yarıştıkları için zor durumdalar. Kıbrıs'ta bir anlaşmanın genel çizgileri dahi ortaya çıksa, Türkiye-AB ilişkilerinde çok önemli bir mânia aşılacak.
O zaman da, AB üyeliği hedefinde en büyük engel görünen Angela Merkel tek başına kalacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.