YAZARA MAİL GÖNDER Yurttaş ve devlet arasına girenler hakkında...

YAZARLAR

Türkiye, bir yerel seçim kampanyası mı yürütüyor, yoksa tüm inandığımız ve savunduğumuz değerleri tümüyle altüst edecek karanlık bir komplonun tuzağına mı düşmekteyiz? Bu soruyu çok ciddi biçimde kendimize sormamız gereken bir noktaya geldik.
Türkiye'nin demokratik bir işleyişi var. Bu demokratik standartların yükselmesi için geçtiğimiz yıllarda çok önemli mücadele verildi. Her darbede, her demokrasiden uzaklaşıldığında, karşısına zaman içinde demokrasiyi benimseyen, bunun için mücadele veren güçler çıktı. Halk daima bu güçleri destekledi. Darağacına gidenler, darbelerle, muhtıralarla devrilenler, şiir okudu diye fütursuzca ve hukukun temel ilkeleri çiğnenerek hapse atılanlar daima, toplumun kahir ekseriyetince desteklendi.
Demokratik işleyiş sağlamlaştı. Toplum bu yolda ödenen diyeti de unutmadı.
Darbe dönemlerinde de, dönemin güçlülerinin, darbe teşvikçilerinin yanında yer alanlar oldu daima, ancak hiçbiri hatırlanmıyor. Türk toplumu, 1950'den bu yana, çok benimsediği serbest seçimlerden ödün vermedi. Ne zaman seçim sandığı ortaya konsa, iradesi hesap verilebilirlikten, şeffaflıktan yana oldu. Her demokratik seçimde, vesayet altında tutulmayı daima reddetti.
Demokratik ehliyetini bu denli güçlü biçimde ispat etmiş bir toplumun, devletle arasındaki sosyal mukavele de, devletin demokratik işleyişe uyumu ölçüsünde güçlendi. Özellikle AK Parti döneminde yapılan reformlar, yurttaşın gündelik hayatını, bürokrasiyle ilişkisini çok kolaylaştırdı. "Devlet kapısına düşürmesin" anlayışı yok oldu. Sistem bürokrasinin ve vesayetin değil, yurttaşın iktidarı haline geldi. Başbakan Erdoğan'a ve partisine duyulan büyük güven, verilen büyük destek, devlet ile yurttaş arasındaki sosyal mukavelenin güçlenmesinin sonucudur.
Türkiye'de, demokratik alternatif oluşturarak iktidar olmaya çalışmak yerine, arka koltuktan yönetmeyi, yeni ve tehlikeli vesayet sistemleri oluşturmayı düşünenler, AK Parti iktidarının bu en güçlü yerini saptadı ve o noktaya saldırılarını yoğunlaştırıyor.
Yanılmamak gerekiyor, bu komplo, bu yoğun kara propaganda, sadece yurttaş ile demokratik meşruiyeti sağlam bir iktidar arasındaki desteği azaltmaya çalışmıyor.
Gerektiğinde devletin tüm dairelerine girerek, tüm mahremiyetini hiçe sayarak, tüm hukuki yaptırımlardan kaçarak, devletle yurttaş arasındaki sosyal mukavelenin bitmesini sağlamak istiyor. Bu, bir demokrasi için en tehlikeli tehdittir. Bir kez o sosyal mukavele yıkılırsa, bir daha yerine koymak nesiller alabilir. Stalin zamanında yok olan sosyal mukavele, bugün dahi Rusya'da yurttaşın devlet yerine anti- demokratik güçlere, paralel örgütlere bel bağlamasına yol açıyor. "Devlet" güvenilirliğini bir kez yitirirse, bir daha nasıl düzelemeyeceğinin örneği olarak Rusya Federasyonu'na bakmak yeterli...
Türkiye'de bir "korsan muhalefet", bunu tek başına yapmakta çok zorlanır. Eğer müesses siyasi partiler, demokratik kuruluşlar böylesi bir komplonun parçaları, aktörleri olmayı reddederse, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olma yolunda Türkiye'nin hızlı gelişmesi devam eder. Ancak, "gün bu gündür" anlayışıyla, hiçbir hukuk sisteminde tahammül edilemeyecek bir siyasi komploya destek verilmek tercih edilirse, sosyal mukavelenin ortadan kalkması sadece hızlandırılır. İktidara kim gelirse gelsin, kendisini bir şantaj, tehdit ve yolsuzluk cenderesinin içinde bulur. Artık siyasi partilere inanmayı bırakmış olacak bir toplumdan, bu yapıyı kırmak için beyhude destek bekler. Meşruiyetini seçimlerden alan siyasi partiler, büyük çoğunluğu Müslüman olan Türkiye toplumunda demokrasinin, inanç ile, yaşam biçimi ile barışmasını bugüne kadar sağlamış en önemli aktörlerdir. Onların yerine tehdit ve şantaj örgütlerinin rol almasını hoş görmek, geleceğe yapılacak en büyük ihanet olacaktır. 30 Mart seçimleri, meşruiyeti sandıkta arayan, sosyal mukaveleyi pekiştirmek isteyen kesimlerin, karanlığı tercih edenlerle mücadelesi olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.