Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hanımın Çiftliği dizisini sevdim. Özellikle de bu diziye verilen emeği, özveriyi, titizliği takdir ettim. Dönem dizisi çekmek zordur. Sadece kostümlerine 300 bin lira harcamışlar. Dizi için özel bir konak inşa etmişler. Maliyet bir yana, biriktirme ve arşivleme gibi alışkanlıklarımız olmadığı için dönem dizilerinin ihtiyaç duyacağı aksesuvar ve araçları temin edebilmek bile başlı başına bir problemdir. "Hanımın Çiftliği"nde bu önemli sorunların ustaca aşıldığını gözlemledim. Ayrıca Mehmet Aslantuğ'un ekranlara verdiği uzun aranın, televizyon izleyicileri açısından "kayıp yıllar" olduğuna bir kez daha hükmettim. Ama "seçiciliğini" de bir o kadar takdir ettim. Ancak gözüme batan çapaklar da yok değildi. Örneğin eve dönen ağaya sadece 22 saniyede Türk kahvesi yapılması ilginçti. Anahtarı bir tek ağada bulunan gizemli odanın yıllar sonra "bal dök yala" kıvamında gıcır gıcır bulunması da Allah'ın bir başka hikmetiydi. Beni asıl endişelendiren ise televizyon dizilerinde özgün senaryoların giderek azalması. Ya edebiyat klasiklerine başvuruluyor, ya eski diziler yeni oyuncularla yeniden çekiliyor ya da çok tutmuş yabancı dizilerin yerli versiyonları yapılıyor. İnsan, drama açısından bu kadar verimli bir coğrafyada yeni ve özgün senaryolar bekliyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;