Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BEHZAT Ç: gibi aykırı, protest, sıra dışı bir diziden, toplum yararına örnekler süzmek pek olası değil elbette.
Kimi zaman polislerin alkollü göreve çıkmalarından, kimi zaman hayat kadınları ile ilişkilerinden, kimi zaman küfürlü hitap tarzlarından ya da trafik kurallarını ihlal etmelerinden şikayet ediyoruz. Tüm bunları, 'hikayeyi gerçekliğe yaklaştırmak adına yapılan sınır zorlamaları' olarak kabul edebiliriz.
Ama son hafta Behzat Ç. ile bir katil arasındaki konuşma bana 'sınır ihlali' gibi geldi. Zira intikamı özendiren, hukukun üstünlüğünü hiçe sayan, herkesin kendi adaletini sağlamasını teşvik eden 'son derece tehlikeli' mesajlar içeriyordu.

"YAŞATACAK MIYDIM?"
Bir genç, kendinden ayrılmak isteyen sevgilisini öldürmüştü. Bizim ekip, aralarında katilin de bulunduğu şüphelileri emniyete götürürken, acılı baba silahını çekerek aralarından birini vurup, öldürdü.
Behzat Ç. babayı sorguya aldı. Baba, önce kızını nasıl sevdiğini anlattı. Sırf kızı başkalarına muhtaç olmasın diye inşaatlarda amelelik yaptığını, çöp topladığını söyledi.
"Ama şerefsizin biri gitti canımdan can aldı. Gelseydi, benim kafama sıksaydı, kılım kıpırdamazdı yemin ederim. O ne yaptı? Benim evladımı aldı. Yerine koyamazdım amirim. Başına gelen bilir. Allah vermesin, sizin evladınızın başına gelse hemen atlarsınız."
Kendi kızı da bir cinayete kurban gitmiş olan Behzat Ç. sordu: "İyi de dayı, sen yanlış adamı vurdun?"
Acılı babanın tehlikeli mesajları da işte bu sorunun ardından geldi: "Ben yanlış adamı vurmadım. Eksik vurdum. Hepsini vursaydım, kafama sıkardım, olmadı. Silahımı onun için size teslim ettim. Hayatı boyunca peşlerini bırakmayacağım. Onu terk etti diye öldürdü şerefsiz.
Peki ben ne yapacaktım? Onu yaşatacak mıydım amirim? Adam kızımı öldürmüş. Ben bir şey yapmayacağım, onu yaşatacağım ha? Onu boğarak öldürürüm ben. Bu yaştan sonra hapse girsem ne olur?"
Bekledim... O konuşmanın ardından bekledim ki, kendisi de evlat acısı yaşamış olan Behzat Ç. asli görevi gereği 'kanun bekçiliğine' soyunsun. Adama, adaleti hatırlatsın. "Herkes kendi adaletini uygulamaya kalkarsa halimiz nice olur?" desin.
Demedi... Yüzünde adama hak veren bir ifade ile ağzından tek kelime çıktı:
"Eyvallah!.."
Bugün eski koca dehşetinden yaka silkiyorsak hâlâ kan davalarıyla mücadele etmek zorunda kalıyorsak; bu, adalete güvenimizi giderek kaybettiğimiz içindir.

BABAYI TEŞVİK ETTİ
Evet, insanın evladını kaybetmesi, aklını başından alabilir; yüreği intikam hırsıyla dolabilir. Evet, bu ülkenin adalet mekanizması kimi zaman tekleyebilir. Ama bir kanun adamının görevi 'kanunların uygulanmasını sağlamak' değil midir?
Her yüreği acılı yakın, Behzat Komiser'in 'yüreklendirdiği'(!) babaların dümen suyuna kapılırsa, hepimiz aynı girdabın içinde boğulmaz mıyız?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER