YAZARA MAİL GÖNDER Pisi pisine mi öldü?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Dizilerde uzmanlık gerektiren sahnelerin özensizliği izleyiciyi rahatsız ediyor. Ordu mensupları, askerlikle ilgili sahnelerden; doktorlar, dizilerdeki tıbbi müdahalelerden; avukatlar, hukuk saçmalıklarından şikayet ediyorlar. Bazı yapımcılar, bu gibi 'teknik' konularla ilgili danışmanlar kullanarak sorunu çözüyor. Ama içlerinde bu özeni göstermeyenler de mevcut.
Önce okurumuz Atilla Temel'in mektubu. Ardından benim de söyleyecek bir çift sözüm olacak.
"İyi çalışmalar, Yüksel Bey. Bir dizide seyrettiğim sahne hakkındaki görüşümü sizinle paylaşmak istedim.
Başlamadan önce mesleğim hakkında bilgi verirsem, söyleyeceklerim daha anlamlı olacaktır. Ben bir acil tıp doktoruyum.

ÖYLE KOLAY DEĞİL
Dila Hanım dizisinde Engin Şenkan'ın ölüm sahnesinden bahsetmek istiyorum. Öncelikle ölüm döşeğinde olduğu düşünülen hasta; EKG cihazına bağlı. Halbuki bu cihaz yalnızca EKG'nin kağıda çıktısını almak için hastaya bağlanır, sürekli hastada kalmaz. Hastanın kalp ritmi monitörden takip edilir ve monitörün hastaya bağlanan pedleri farklıdır. Bu teknik hatayı geçtikten sonra daha önemli olana gelmek istiyorum.
Hastalarının kötüleştiğini anlayan hasta yakınları 'doktor' diye bağırarak doktoru çağırıyor, doktor geliyor ve hastadan EKG'yi söküp yandaki monitörden hastanın kalp ritmine bakıyor. Halbuki monitör hastaya bağlı değil. Monitör bağlı olmadığı için de doğal olarak kalp ritmini düz çiziyor. Sonra da hastanın kalbinin durduğuna kanaat getiren doktor, kalp masajı yapıyor. Yaklaşık 5-10 saniye süren kalp masajının ardından hastaya defibrilatörle iki kere elektrik veriyor, sonra da hasta yakınlarına dönüp "Hastayı kaybettik" diyor... Halbuki hastalar o kadar kolay kaybedilmiyor...
Diyelim ki; hasta, monitöre bağlı ve gerçekten de kalbi durdu, monitör düz çiziyor. Monitörde görülen ritim asistoldür. Bu ritimde elektrik veren defibrilatör cihazı, tıbbi olarak zaten kullanılmaz. Bu hastaya, bu ritmi devam ettiği sürece kalp masajı yapmak gerekir. Aynı zamanda havayoluna da tüp takılmalı yani hasta entübe edilmelidir.
Kalp masajı beş saniye sürmez. Bunu hastadan ümidimizi kaybedinceye kadar devam ettiririz. Bu süre en az bir saattir. Kalp masajında hastanın göğüs kafesini yaklaşık beş santim içeri çöktürecek şekilde kuvvet uygulamak gerekir ve dakikada en az 100 baskı yapılmalıdır. Kalp masajı ciddi efor gerektiren bir iştir ve kalp masajını genellikle üç-dört kişi dönüşümlü olarak yapar. Bir kişi hastayı entübe ederek havayolunu kontrol eder, hastaya oksijen verir. Hemşireler, gerekli ilaçları uygular. Bu esnada kalp ritmindeki değişikliğe göre çeşitli stratejiler uygulanır, geri döndürülebilir nedenler tedavi edilir.

TEHLİKELİ MESAJ
Yani hasta o kadar kolay bir şekilde 'Öldü' diye bırakılmaz. Ama bu diziyi izleyen birçok kişi ne yazık ki, doktorların dizilerdeki gibi olduğuna inanıyor.
Dizideki doktoru seyredince, ben bile 'Ne işe yaramaz bir insan' diye düşündüm. Bu yüzden sahnelerin daha özenli hazırlanması gerektiğini düşünüyorum."
YAZARIN NOTU: Eleştiriyi, fazla teknik bulabilir, "Nasıl olsa bu sahneleri doktorlardan başkası anlamaz" diyebilirsiniz. Birincisi; doktorlar da izledikleri diziden keyif almayı bekler. İkincisi; son dönemde tıp çalışanlarına yönelik hasta yakınlarının saldırıları bu kadar artmışken, bilgi kirliliği yaratacak ve doktorlara güveni azaltacak tarzdaki sahnelere daha büyük bir özen göstermek, en azından toplumsal bir sorumluluktur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.