YAZARA MAİL GÖNDER 19 Mayıs'ın gençleri

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

BKM'nin mutfağında piştiler, ekrana usta talk show'cu gibi düştüler.
Eser Yenenler, Oğuzhan Koç ve İbrahim Büyükak; Star'daki 3+1'in gala gecesinde benden tam not aldılar.
İlk programlar her zaman en zor olanlarıdır. Hele, talk show gibi seyircinin reaksiyonuyla yönünü ve havasını bulan programlarda ilk 15 dakika izleyiciyi avucunuzun içine alamazsanız, yandınız. Bu 'açış taksimi' bölümü için ekibin ekran deneyimi en fazla olan üyesi Eser Yenenler'in ve onun Eyvah Düşüyorum'la yakaladığı sempati haresinin kullanılması akıllıcaydı.
Eser, seyirciyi iyi ısıttı, şova çok iyi hazırladı ama bana göre ilk gecenin yıldızı İbrahim'di. Hem 'kurgunun' gereklerini iyi yerine getirdi, hem de doğaçlama esprilerinde çok başarılıydı.

MÜTHİŞ OYNADILAR
Ekranda 'doğaçlamaymış gibi' izlediğimiz pek çok esprinin ise önceden yazılan bir metnin parçası olduğunu sadece 'profesyonel gözler' gördü.
Bizim gençler rollerini o kadar 'doğal' oynadılar ki, yazılı bir metne tabi olduklarını pek az kimse anladı. Ancak yeni bölümler için bu kadar uzun bir 'hazırlanma' süreleri olmayacak. İş daha çok spontane esprilere kalacak. Ak koyun, kara koyun da işte o zaman ortaya çıkacak...
Programın en renkli bölümü ise Oğuzhan Koç'un çocuk korosundayken söylediği "Çiftlikte cork cork bir ses var, içeride hangi hayvan var" adlı saçma sapan şarkının yarattığı müthiş etkiydi. Stüdyo, şarkıyı öyle bir benimsedi, şarkı öyle bir sansasyon yarattı ki; programın bu bölümü o gece tüm dünyada Eurovision'dan sonra en çok konuşulan televizyon programı oldu.
İlk programda çok daha ünlü bir konuk bekleniyordu ama ekip, ekranların renkli doktoru Gürkan Kubilay'ı tercih etmişti. Doktor Kubilay'ın samimi ve neşeli tavırları, bizim kafadarların üslubuyla örtüşünce ortaya çok neşeli bir şov çıktı. Bu da demek oluyor ki, bu şov 'konuk odaklı' olmayacak; Eser, Okan ve İbrahim'in performansı üzerine kurulacak. Umarım üç genç, bu büyük sorumluluğun altından kalkabilir.

TEKNİK SORUNLAR...
Programın teknik sorunları da yok değildi.
Dekor, işlevsel değildi.
Stüdyo seyircisi-şovmen iletişiminde görsel kopukluklar yaşandı. Rejinin oturması da zaman alacak gibi.
Işık ise 'oturma düzenine' göre kurulmuştu. Özellikle Eser ayağa kalktığında yüzünde koca koca gölgeler oluştu. Belli ki bu kadar hareketli bir şov için daha dinamik bir ışık kurgusuna ihtiyaç var.
Programın, 19 Mayıs'ın ilk saatlerine denk gelmesi de bana 'ilahi bir işaret' gibi geldi. Hafta sonlarına 15 yıldır ipotek koyan ve yerlerine yenilerini koymak için başlatılan tüm girişimler hayal kırıklığı ile sonuçlanan 'evimizin şovmenleri', artık daha 'sağlam' durmak zorunda. Zira 19 Mayıs'ta peydah olan bu 'gençler' pek sıkı...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.