YAZARA MAİL GÖNDER Kaçak'tan kaçış yok!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Sizi bilmem ama ben ATV'nin yeni dizisi Kaçak'ı bir daha kaçırmam...
Bana göre Kaçak; bu sezon izlediğim, en iyi başlangıç yapan dizi... Öyle bir ilk bölümdü ki, tek karesini kaçırmamak için gözlerimi kırpmayı unuttum. Hele kuyumcu baskını sahnesi, değme aksiyon filmlerine taş çıkartacak cinstendi.

NEDEN GÜRKAN UYGUN?
Başrol için kendi kendime "Neden Memati? Neden Gürkan Uygun?" diye sorup duruyordum.
Diziyi izleyince anladım ki, 'devamlılık' içinmiş. Malum; Gürkan Uygun, 'Memati' olarak zihinlerimize kazınmıştı.
Kurtlar Vadisi'nde de zaman zaman her şeyi bırakıp uzaklara gitmek, kendine yeni bir hayat kurmak istemişti.
Özellikle oğlu Mamo'nun öldürülmesinden sonra inzivaya çekilmeyi bile düşünmüştü.
İşte Kaçak'taki 'Çaycı Ahmet', Memati'nin inzivaya çekilmiş haliydi. Tabii ki Ahmet, Memati'den daha duyarlı, daha şefkatliydi ama tıpkı kafesteki aslana doğanın çağrısı gibi; bu âlemin içindekiler eninde sonunda geldikleri yöne doğru savrulacaklardı. Çaycı Ahmet de geçmişinden kaçamadı...
Yapımcı Ali Gündoğdu ve ATV yönetimi, neredeyse Vadi'den ayrıldığı günden itibaren Gürkan Uygun'a yatırım yapıyordu.
Bence Gürkan bu yıl altından da, dövizden de daha çok prim yapacak! En duygusal sahnenin de hakkını veriyor, en sert aksiyon sahnesinin de altından bir çırpıda kalkıveriyor. Bu zamanda böyle oyuncu bulmak zor.
Berk Hakman ise tüm yakışıklılığına rağmen 'arızalı' karakterlerde ustalaşmayı tercih ediyor. Psikopat polisten, intikamcı oğula geçiş yapmakta hiç zorlanmamış.
Ama bir Mustafa Avkıran izledim ki, aman aman... 'Uyuyan devi uyandıran acılı baba' karakterinde devleşip adeta 'karakter oyunculuğu' dersi verdi.

GERÇEKLERİ VARKEN...
Aslında hikaye, prime time için fazla sert. Kurşunlanan adamlar, boğaza saplanan bıçaklar, öldürülen çocuklar vs...
Özellikle de 'çocuk sömürüsünün' tavan yaptığı şu günlerde, karşılıklı evlat acısı yaşayan iki babanın dramı üzerine kurulan dizi hayli 'irkiltici' olabilir. Ama dizinin yayınlandığı gün haber bütenlerine yansıyan 'çocuk haberleri'ni görünce; insan, gerçekten kaçamayacağına kanaat getiriyor. Okulda üzerine dolap devrilince ölen, muavini olmayan okul servisinden inip tekerleklerin altında can veren, anaokulu kaydırağından düşüp yaşamını yitiren, akülü arabası olmadığı için her gün bir kilometre uzaktaki okuluna Husky köpeğinin çektiği tekerlekli sandalyesi ile gitmek zorunda kalan çocuklar varken, dizilerdeki 'hayali' miniklere üzülmeye derman kalmıyor ki...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.