YAZARA MAİL GÖNDER Bir konserden çok daha fazlası

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Hiç abartmıyorum, perşembe gecesi şarkı söylemenin en çok yakıştığı erkeği izledim ve ne yalan söyleyeyim, acayip kıskanarak...
Açıkhava'da Alessandro Safina'yı izleyen istisnasız tüm kadınlar sahneye kilitlenmiş gibiydi. Bana göre Alessandro Safina'nın heykeli şimdiden tüm opera binalarının önüne dikilmeli. Zira bugüne kadar klasik müziğe ondan daha fazla kadın dinleyici kazandıran olmamıştır!
Adam Toskana doğumlu. Sesi, gırtlağında değil, sanki şarap fıçısında mayalanmış. Karizması, İtalyan erkeklerinin standartlarının bile üzerinde. Bir de nasıl sempatik, nasıl mütevazı... Sanki Taksim'deki oteline giderken Behzat (Gerçeker) rica etmiş de sahneye çıkıvermiş gibi. Her muhteşem performansının ardından ellerini iki yana açıp boynunu bükerek 'Elimden gelen bu kadar, ne yapayım?' mimiği yok mu?
Safina her şarkıdan sonra kendine eşlik eden sanatçıları, vokaldeki gençleri nasıl da onore etmesini biliyor. İki adım geri çekilip onlara 'vokalistlik' bile yapıyor. Sahneden kaçıp alkışları orkestraya paylaştırıyor.
Safina, kendini küçülttükçe, sanatını nasıl da büyütüyor...
BKM'nin kaydettiği görüntüleri al, tüm konservatuvarlara 'yardımcı ders malzemesi' olarak dağıt; o kadar yani...
Alessandro'yu keyifle izlerken bir taraftan da gururdan koltuklarım kabardı.
Behzat Gerçeker ve ENBE Orkestrası öyle muazzam eşlik ettti ki... Meyra, o billur sesiyle gündelik hayatın hayhuyundan lekelenen ruhumuzu bir güzel çitiledi...
"Onların Safina'sı varsa, bizim de Behzat'ımız, Meyra'mız var işte" diyerek, şişindikçe şişindim... Caruso, Santa Lucia, Sezen'in Bile Bile'si bir yana; ENBE Orkestra'sı ve Safina'dan öyle bir 'Uzun İnce Bir Yoldayım' geldi ki, ilk uçakla Sivas'a gidip Veysel'in kara toprağını öpesim geldi.
Bir yanımda Hıncal Ağabey, bir yanımda Sezen Cumhur Önal... Neredeyse tüm hayatları konser performansı izlemekle geçen iki büyüğüm kendinden geçmişti. Konser, konser olmaktan çıkmış, 'müzikal bir ayine' dönüşmüş gibiydi. Kenarlarda kalan birkaç boş koltuğun utançlarından ters döneceğini bile sandım bir ara... İzlemeyen, gelemeyen, imkanı olduğu halde evdeki diziyi bu şahane gösteriye tercih eden; 'ölmeden önce yapılması gereken 100 şeyden birini' kaçırdı bence...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.