YAZARA MAİL GÖNDER Bu okurlar çoğalmalı

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Söz bir kez daha okurda... Birazdan okuyacağınız satırlar, öğretim görevlisi bir okurumuza ait. Okurken hemen her satırında "Allahım bize böyle bilinçli izleyicilerin çoğaldığı günleri görmemizi nasip et" diye dua ettim. İşte okurumuz Füsun Kesal'ın, bir televizyon yazarı olarak gıpta ile okuduğum o mektubu:
"Sayın Yüksel Aytuğ, sadık bir okuyucunuz olarak, size bazı TV programlarıyla ilgili eleştirilerimi sunmak istiyorum. Daha önce de yazılarıma değer verip yayınladığınız için bu görüşlerimi de köşenizde yayınlayacağınızı düşünüyorum.
1) O Ses Türkiye'de rakip yarışmacıların bir-iki dakika içinde SMS'le oylanmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Telefonu elinize alıp numarayı ve yarışmacı adını girene kadar süre geçiyor. Çok çabuk ve hatasız oy göndermek zorundasınız. Bu yüzden benim gönderdiğim oylar zamanında ulaştı mı, emin değilim.
Bence çözüm, Acun'un programında da belirttiği gibi internette oylama değil. Yetenek Sizsiniz Türkiye'de olduğu gibi salondaki izleyicilerin yarışmacıları oylaması bana daha adil ve mantıklı geliyor. Oylama SMS'le olduğu takdirde; eşi-dostu çok olanın olmayana, erkeğin kadına, yakışıklının ve güzelin sıradana, gencin yaşlıya, taklit sesin orijinale, Türkçe, özellikle de arabesk söyleyenin İngilizce söyleyene, duygu sömürüsü yapanın yapmayana, mağdur olanın olmayana bariz üstünlüğü oluyor.

ÖNYARGILARI KIRMAK ZOR
Sesin üstünlüğü ön plana geçmeyince Zeynep gibi arp çalıp Celine Dion kadar güzel şarkı söyleyenler ya da Yasemin'den kuvvetli sesi olsa da Esra gibi yarışmacılar elenebiliyor. Bu önyargıları Türkiye'de önleyebilmek zor. Yalnız bu sene gördüğüm jüri üyelerine değil, direkt yarışmacıya oy veriliyor. Benim de tahmin ettiğim gibi takımı güçlü olan Gökhan ve Ebru Gündeş kazanıyor. Hadise makus talihini yine yenemiyor.
2) Ben Onu Çok Sevdim dizisinin neden tutmadığına gelince... Bence bunun Adnan Menderes'in hayat hikayesine ilgi gösterilmemesiyle ilgisi yok. Hele şu dönemde... Konuya taraflı bakış, günümüze siyasi göndermeler, İnönü'nün son derece sevimsiz, Menderes ve arkadaşlarının da son derece kusursuz politikacılar olarak resmedilmesi diziyi sevimsiz kılıyor. Elbette ki Menderes'in yaşadıkları tarihin sayfalarında kara leke olarak yer alacaktır ve idamı asla haklı gösterilemez. Ama dizi, Mehmet Aslantuğ'u bu kadar beğenmeme rağmen, Menderes'e karşı bir türlü empati yaratamıyor. Hatırla Sevgili'de Menderes'in ve Deniz Gezmiş'in asılmalarının yarattığı infiali yaratamıyor. Senaryo donuk, ağır. Menderes'le Ayhan Aydan neden birbirlerine aşık oldular; onu da anlayamadık. Mesele yasak aşkın toplumumuzda onaylanmaması değil bence. Aşk-ı Memnu'da Bihter'le Behlül'ün aşkına karşı -RTÜK'ten aldıkları cezaya rağmen- nasıl empati ve ilgi vardı, hatırlayın. Senaryo ve yönetmenlikte problem olduğunu düşünüyorum. Tabii bazı oyuncularda da... Ayhan Aydan'la Menderes'in arasını yapmaya çalışan kız arkadaş bana sevimsiz geliyor. Ayhan Aydan da fazla ruhsuz, soğuk, mesafeli ve tutkusuz.

BİLAL NASIL BAŞARDI?
3)
Huzur Sokağı'nda Bilal'in, hocasının asistanlığı görevini nasıl kaptığını da anlayamadım. Bildiğim kadarıyla Bilal'in master ya da doktora eğitimi yok, araştırma görevlisi değil. Sırf öğrenciler istedi diye geçici de olsa, üniversitede ders vermek bu kadar kolay mı? Bütün problemlerine rağmen, Bilal'in derslerine çok güzel hazırlanıp öğrencileri memnun etmesi de cabası. Ben, öğretim görevlisi olarak zamanımın büyük bir çoğunluğunu derse hazırlanmaya ve öğrencilerin ödevlerini okumaya veriyorum. Bilal'den öğreneceğim çok şey var! Feyza da bir türlü devamsızlıktan kalamadı. Okula, otele uğrar gibi uğruyor. Belki fazla gerçekçi düşünüyorum ama ne yapayım? O kadar kolay değil gerçeklerden uzaklaşmak. Saygılarımla..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.