YAZARA MAİL GÖNDER Küçük Ağa'ya dikkat!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Kanal D bu aralar dört elle Emir Berke Zincidi'nin, nam-ı diğer Küçük Osman'ın sempatisine sarılmış görünüyor. Bu sezon ekrana sürdüğü neredeyse tüm yeni dizilerle izleyiciyi ıskalayan kanalın yüzü Küçük Ağa ile biraz olsun tebessüm etti. Öyle Bir Geçer Zaman ki'nin ekrana tutunmasında ve fenomen haline gelmesinde önemli rolü olan minik yetenek, nasıl 'kemik' bir kitleye sahip olduğunu bir kez daha gösterdi.
Dizinin ikinci bölümü de eğlenceliydi. Özellikle sömestir tatili nedeniyle kumandayı ellerine geçiren minikler, dizinin aksiyonla örülü dinamik hikayesini soluk soluğa izlediler. Ancak, dizinin özellikle küçüklere hitap eden içeriği, yapımcısına, yönetmenine ve senaristine önemli sorumluluklar yüklüyor. Son bölümde bizim küçük afacanın bir otobüsün bagajında İstanbul'dan Şanlıurfa'ya gitmesi, ekran başındaki miniklerin aklını çelip onları taşıyabileceklerinden çok daha fazla cesaret hissiyle donatabilir.
'Sünnetten kaçma' sahnesi de erkekliğe geçişin küçük bünyelerde yarattığı psikolojik tahribatın boyutunu artırabilir. Her ne kadar Doğu geleneği olsa da, koca koca adamların sırf 'ağa torunu' diye bizim ufaklığın elini öpmeleri, ekran başındaki küçüklerin kafasını karıştırabilir. Her ne kadar daha sonradan yumuşatılsa da, küçücük bir çocuğun silah dolu bir odayla karşılaşması da kişisel silahlanmayı teşvik edecek ya da bunu doğal gösterecek bir mesaj olarak algılanabilir.
Diyeceğim o ki; yeni dizi pek güzel, pek hoş, pek eğlenceli ama bir pedagog danışmanlığında hazırlanırsa; gözümüze batan o tek çapak da ortadan kalkacak. Bu da benden naçizane bir tavsiye olsun.
Bu arada bütün Türkiye'nin haber bültenleriyle aradığı kayıp çocuğun koca Şanlıurfa'da elini kolunu sallaya sallaya dolaşması, gecelere katılması vs. bana pek mantıklı gelmedi. Çocukları kaybolan anne-babanın haddinden fazla soğukkanlı davranmasını da yadırgadım doğrusu. Yoksa 'Nasıl olsa Müge Anlı'ya çıkarız, şıp diye bulur çocuğu' rahatlığı içinde miydiler ne?
Ve son bir not: Dizide Şanlıurfa şehrinden sürekli 'Urfa' diye söz ediliyor. O 'Şanlı' sıfatının, Kurtuluş Savaşı'nda düşmana kahramanca direnen şehit ve gazilerin kanı pahasına alındığı lütfen unutulmasın...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.