YAZARA MAİL GÖNDER Bu filozofa kulak verin

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Hiç abartmadan söylüyorum; Mandıra Filozofu bu sezon izlediğim en iyi filmdi.
Birol Güven, Türk halkını ne kadar iyi tanıdığını zaten efsane olan dizileriyle ispatlamıştı.
Şimdi aynı tecrübesini ve yeteneğini bu kez bir sinema filmiyle ispatlamış.
Film, varlık içinde yokluk çeken büyük şehir insanlarının aslında gizli birer Survivor yarışmacısı olduklarının altını çiziyor.
Cavit Bey, kalantor bir holding patronu.
Hayatı, toplantılar arasında oraya buraya yetişmekle geçiyor. Hasan Ali ise Bodrum'un Çökertme Köyü'ne yerleşmiş. İşi gücü yok.
Tabii derdi tasası da...
Cavit Bey yüksek tansiyon hastası olduğu için onca varlığın ortasında sadece haşlanmış brokoli yiyebiliyor. Hasan Ali ise tavuklarının altından topladığı günlük yumurtaları, ineğinden sağdığı sütle yaptığı kaymağı, bahçesinde yetiştirdiği salatalık ve domatesi... Bir gün Cavit Bey, Hasan Ali'nin arsasına talip olunca, yolları kesişiyor.
Ondan sonrası ise tam bir aforizmalar şenliği... Filmi izlerken ses kaydı yapmadığım, kağıt kalemle not almadığım için nasıl pişman oldum anlatamam. Çünkü neredeyse her dakikaya hayat dersi veren bir felsefi cümle sığıyordu ama Birol Güven ve arkadaşları bunu yaparken didaktik bir dil kullanmamış.
Aksine bütün o dersleri deri altına ince ince zerk eder gibi şahane bir komedi sosuna bulayıvermiş.
Yönetmen/oyuncu Müfit Can Saçıntı, 'Hasan Ali' karakterinde hiç zorlanmıyor.
Çünkü zaten hayat felsefesi onun gibi... Ama bir Ayda Aksel performansı vardı ki, bayıldım. 'Botokslu konuşmak' diye adlandırabileceğim bir vücut dili geliştirmiş ki, aman aman... Ahu Sungur ise 'Aptal sarışın' rollerine ipotek koyacak gibi. Ve Rasim Öztekin...
Bu saatten sonra onun için ne yazsam boş... Adam oyunculukta Nirvana'ya ulaşalı epey oluyor çünkü...
Hah, filmden bir diyalog hatırladım sonunda.
Hasan Ali diyor ki: "Büyük şehirde insanların çimlere basması yasak.
Basana cezayı basıyorlar ama diğer taraftan Drogba'ya çimlere basması için milyonlar ödüyorlar..."
Umudum, filmi izledikten sonra herkesin büyük kenti terk edip kendini kırlara bayırlara atacak olması. Bence Birol'un filmi, İstanbul'un nüfusunu azaltıp trafik sorununu çözebilecek en önemli proje...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.