YAZARA MAİL GÖNDER Daldığımız 'kış uykusu'

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Nuri Bilge Ceylan, filmleri en az izlenen ama en çok uluslararası ödül getiren Türk yönetmeni olarak tarihe geçmek üzere. Tıpkı Orhan Pamuk'un, Nobel kazanmasına rağmen ne yazık ki sadece magazinel haberleriyle gazetelerde kendine yer bulabilen bir yazar haline gelmesi ya da ın tüm dünyayı sanatına hayran bırakmasına rağmen, Türkiye'nin en fazla eleştirilen müzisyeni olması gibi... Burada bir yerlerde büyük bir hata var. Sanat tarihçilerinden önce sosyologların Nuri Bilge Ceylan, Orhan Pamuk ve Fazıl Say olayını incelemelerinde fayda görüyorum.
Kış Uykusu filmiyle Cannes'da Altın Palmiye kazanan Ceylan'a elalem 'dahi' gözüyle bakarken, filmlerinin gişe hasılatını yazmak bile gelmiyor içimden. Şimdi kimse tutup da, 'Sanat filmi popülarizme karşı durur zaten. Çok izleyiciye ulaşması değil, izleyende ne çok duygu yarattığı önemlidir' geyiğine filan sarmasın. Dünyada sanat festivallerinden ödülle dönüp aynı zamanda filmleri milyonlarca dolar hasılat yapan yönetmenleri saymaya kalksam, bu sayfa yetmez.
Sanırım bizde 'sanat bilinci ve altyapısı' yeterince gelişkin değil. Bunu test etmek için size basit bir soru soracağım: Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu adıyla bir film yaptığını, bu filmin Cannes'da büyük ödül için yarıştığını kaçınız biliyordu?

SAHTE ENTELLERİN SUÇU

Tabii ki medyanın kültür-sanat olaylarını duyurmadaki eksikliğini ve isteksizliğini yadsımıyorum. Ama bilginin bir 'tık' ötede olduğu şu dijital dünyada tüm sorumluluğu medyanın sırtına yüklemek de biraz haksızlık olmuyor mu?
'Twitter'dan çemkirme' konusunda dünya rekorlarını altüst ediyoruz da, bir 'tık' sayesinde öğreneceğimiz Cannes adaylarını neden bilmiyoruz?
Biz sinemayı hayatımızda sadece 'eğlence aracı' olarak konumlandırmanın aymazlığı içindeyiz. Oysa âlem başka türlü bakıyor perdeye...
Evet, Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerini izlemek zor. Ama 'kolay' olanın, 'basit' olması gibi bir yan tesiri de olmuyor mu? Peki ya bizi sanat filmlerinden uzağa savuranların arasında yıllardır 'sanat filmi' adında kendi ruhlarının mastürbasyonuna girişen 'entel' sinemacıların hiç mi suçu yok? Bir de... Nuri Bilge Ceylan'ın ödül aldığı dakikalarda Fox'ta Coco Chanel'den Önce filmini izliyordum. Film bitti, oyuncuların ve teknik kadronun sıralandığı jenerik, ekrandan akmaya başladığı anda 'pat' diye kesildi. 30 saniyelik jeneriğe bile saygı ve tahammül gösteremiyorsak, sinema sanatı adına neyi konuşacağız ki?
Kış Uykusu'nda Avrupalı'yı cezbedecek çok şey var. Nuri Bilge Ceylan estetiği, belki de pek çoğunun adını ilk kez duyduğu Haluk Bilginer ve Demet Akbağ'ın inanılmaz performansı ve filme fon oluşturan Kapadokya Uçhisar'ın büyüleyici coğrafyası...
Onlar çoktan uyanmış, asıl 'kış uykusu'nda olan bizleriz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.