YAZARA MAİL GÖNDER 4 kahraman

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Mahşerin dört atlısı gibiydiler... Sisler içindeki haber bültenlerinden çıkıp odama, ocağıma ışık ve umut doldurdular. Geride bıraktığım hafta, onlar sayesinde güzel geçti.
Önce sıva ustası Ali Dal çıktı. Kendisi Fransa'da kirada oturmasına rağmen sahip olduğu Eskişehir'deki tek dairesini, sıvasız evinden helallik alınan şehit astsubayın eşine ve kızına bağışladı. Ali Dal, cümbür cemaat vicdansızlık çukuruna yuvarlandığımız şu günlerde tutunacağımız tek 'Dal' oldu...
'Oğlum yüzme bilmezdi, ne yapacak o suların içinde?' sözüyle yüreklerimizi dağlayan Ermenekli Ayşe Nine'nin eşi Recep Dede'nin cenazesinde gördük yırtık lastiklerini... "Yoktu param, alamadım. Yoksa ben ister miyim milletin içine bunlarla çıkmayı" deyip kara saplı bir bıçak sapladı vicdanlarımıza... Kan gibi gözyaşı fışkırdı oramızdan. Kanadık ve ağladık... Sonra Kaymakamlık, 11 liralık lastik gönderdi Recep Dede'ye... "Almayacaktım ama buraya kadar getirmişler, ayıp olur diye aldım" dedi dedemiz. Acıların en acısını, evlat yitirmenin tarifsiz hüznünü yaşayacağı yerde, kendine lastik gönderen 'devletini' üzmemenin, kırmamanın derdindeydi...
'Kış lastiği...', 'Emniyet Lastiği...', 'Kontrolsüz güç, güç değildir...' Recep Dede'nin ayağındaki gıcır gıcır lastikleri görünce, cümle lastik reklamından nefret edesim geldi, sebebini bilmeden... Sonra bir Fransız futbolcu çıkageldi, kuraklıktan çatlayan vicdan topraklarımıza yağmur gibi çiseleyiverdi. Futbolla bu denli ilgilenmeme rağmen buraya adını yazmak için tekrar haber metnine bakmam gerekti. Nottingham'dan Birmingham'a geçen Guy Moussi, bir yıllık transfer parasının yarısı olan 500 bin lirayı bağışladı Soma'daki şehit madencilerin ailelerine... Yani Fransız kalmadı insanlığa...
500 bin lira, Premier Lig'deki sıradan bir futbolcu için de büyük paraydı aslında. Hele ki hiç ayağını basmadığı topraklarda, adını bile bilmediği işçilerin ailelerine bağışlamak için gerçekten büyük paraydı ya da kaymakamların, muhtaç dedelere 'lastik' bağışladığı ülkeler için...

KENDİNDEN VAZGEÇMEK
Ve NTV kameramanı Cüneyt Ali Horozal... Polisin uyuşturucu baskını yaptığı Esenler'deki Karabayır mahallesinde çatışma çıkmıştı. Polis, kendilerine taş atanlara gaz bombası ile karşılık veriyordu. İçine gaz dolan evlerden birindeki epilepsi hastası kızı, ailesi güç bela dışarı çıkarıp yakındaki parka atmıştı. Horozal o anda haberciliği de bir yana bıraktı, kamerasını da... Kızı kucaklayıp 112 ekiplerinin ambulansına kadar taşıdı...
Mahşerin dört atlısından öğrendim bu hafta; insanlık için, insanlık adına önce 'kendinden' vazgeçebilmeliydi insan...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.