YAZARA MAİL GÖNDER Korku-Yorum...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Bizim hafta sonu sayfaları iki gün önceden hazırlandığı için yazamadım Özgecan'ı...
Yazsam, bir nebze rahatlayacaktım belki. İçimde biriktirdiğim kelimeler ağır geldi bünyeme...
Kıvrandım, durdum...
Şimdi yüreğimde üç günlük acının taşlaşmış tortusu ile oturuyorum bilgisayarımın başına.
Herkes, her şeyi söyledi aslında... Yürüdü kadınlar...
Utandı erkekler... Utandık...
Eğer, bir tek avukat bile çıkıp o rezilleri savunmaya kalkarsa...
Eğer, vicdanı hür bir yargıç çıkıp da o vahşilere en ağır cezayı vermezse...
Eğer yasaması, yürütmesi, yargısı ile Özgecan cinayetini 'daldığımız gaflet uykusundan bizi uyandıracak tokat' olarak görüp onun fotoğraflarda kalan saf güzelliğinden ilhamla, vicdanlarımıza tunçtan bir anıt dikemezsek...
Bu kez de sırtımızdaki insanlık kamburunu daha da 'ağır' kılacak 'hafifletici nedenler' bulursak...
Ve iktidarıyla, muhalefetiyle bu ülkede kadın olmanın ağırlığını kadınlarımızın sırtından alamazsak; yuh olsun, yuhlar olsun bize.

İNGİLİZ KAFASI LAZIM
Hikayeyi çoğunuz biliyorsunuz.
Ama bir kez daha hatırlatmanın tam vaktidir:
İngiliz yargıcın, sanığa verdiği cezayı ağır ve şaşırtıcı bulan gazeteciler, duruşma sonrası hakime sormuşlar: "Kızı parkta yürürken sadece korkutmuş. Hiçbir zarar vermemiş, cüzdanını bile almamış. Zaten hemen yakalanıp derdest edilmiş.
Bu adama verdiğiniz 7 yıl 7 aylık ceza biraz ağır değil mi sayın yargıç?" İngiliz hakimden 'ibretlik' o açıklama gelmiş: "7 aylık ceza; kızı korkutup rahatsız ettiği için. Geriye kalan 7 yıl ise tüm İngiliz kadınlarının parklarda huzur ve güven içinde yürümelerine karşı yapılan saldırı için..."
Söylemekten hicap duyuyorum ama bize bu canileri yargılarken önce 'İngiliz kafası' lazım...

EN BÜYÜK KORKUM
Şimdi daha büyük bir kaygımı seslendireceğim:
Bölünüyoruz... Etnik olarak ülkeyi bölme çabaları da vahim ama benim söz edeceğim çok daha ciddi ve kaygı verici bir bölünme...
Türk-
Kürt, sağcı- solcu, Alevi-Sünni, zenginfakir, dindar- laik cepheleşmesinden çok daha uzak iki kutba ayrılmak üzereyiz:
Kadın-Erkek!.. İşte çekirdek aileden başlayarak toplum yapısına dinamit koyacak en büyük bölünme budur... Atomun çekirdek parçalarının çarpışmasından daha yıkıcı olanı, çekirdek ailenin parçacıklarının çarpışmasıdır.
Bu ülkenin kadınlarını ne yazık ki erkeklerden nefret eder hale getirdik. Özgecan'ın cenaze töreninde, "Bir daha ona erkek eli değmesine izin vermeyeceğiz" diyen kadınların tabutu sırtlaması ne demektir biliyor musunuz? 'Bu ülkeyi uçurumdan aşağı atacak son tekme' demektir.
Buna izin vermeyelim...
Ve son sözüm anne ve babalara:
Süt verir gibi vicdan emzirelim çocuklarımıza... Belli ki vicdanı topal bir millet olup çıkıyoruz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.