YAZARA MAİL GÖNDER Şarkıya ağlayarak nereye kadar?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Sabancı Vakfı'nın 'Çocuk Gelin Olmasın' kampanyasına can veren şarkı, önceki gün medyaya tanıtıldı.
Sezen Aksu'nun sözlerini yazdığı, Sertab Erener'in seslendirdiği, Çağan Irmak'ın klibini çektiği şarkı, gerçekten de etkileyiciydi.
Başta Güler Sabancı olmak üzere toplantıya katılanların şarkıyı gözyaşlarıyla izlemesi, haber bültenlerine konu oldu.
Bu konuda duyarlılık gösteren, taşın altına elini koyan herkese sonsuz saygım var. Ama şarkı yazıp karşısına geçerek ağlamak gibi 'romantik' çözüm ve girişimlerin artık sonuna gelmedik mi? Sezen yıllar önce Ünzile'yi okudu da ne oldu? Küçük gelinler sorunu ile kadına şiddet, katlana katlana bugünlere gelmedi mi?
Yeni şarkı 'Kız Leyla'yı kimler dinleyecek? Şehirli, kasabalı kadınlar. Dinlerken hayallerinde bir çocuk gelin canlandırıp ona kederlenecekler.
Gerçek çocuk gelinler ise o sırada tarlada çapa sallarken, onu 12'sinde evlendiren babası ile her akşam ona eziyet eden kocası kahvede karşılıklı pişpirik oynuyor olacak. Onlara sorsanız ne Sezen Aksu'nun Ünzile'sinden haberdarlar, ne Sertab'ın Eurovision'da birinci olduğundan, ne Çağan Irmak'ın sinema ile masalı birleştirip 'altın' çıkaran bir simyacı olduğundan... Onların derdi, körpecik bir kızı alıp satmak... Peki kulaklarına bu şarkı değecek mi? Değse bile onlarda bir etki yaratacak mı?
Hiç sanmam. Yine biz bize dertlenecek, yine 'kapalı devre yayınla' sorumluluğumuzu yerine getirmiş gibi yapmanın hafifliğini hissedeceğiz.
Peki gerçekte neler oluyor?
Kızı, çocuk yaşta evlendiriyorlar, hamile kalıyor, sonra devlet gelip kocasını, çocuk yaşta birini alıkoymak suçuyla hapse tıkıyor.
Kızcağıza darbe üzerine darbe...
Onca travmanın üzerine bir de çocuğunu babasız büyütüyor. Aç, sefil...
Bu mudur çözüm?
Ben bu satırları yazarken, gözüm bültendeki bir habere ilişiyor. Karısını boğarak öldüren adama 'iyi hal indirimi' uygulanmış. Herhalde karısını boğmadan önce tırnaklarını kesmiş olmalı! Tövbe estağfurullah...
Diyeceğim o ki, bu iş artık şarkıyla türküyle çözülme aşamasını çoktan geçti. Bizler artık 'farkındalığın' dibine vurduk.
Ama kahvedeki pişpirik masasına bir türlü yumruğumuzu vuramadık. Ünzile... Kız Leyla...
Ağıt yakarak nereye kadar?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.