YAZARA MAİL GÖNDER 'Ekranın lideri' kim olacak?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Daha seçimler biter bitmez bu köşede tek çözümün erken seçim olacağını yazmıştım. Çünkü bu ülkede 'muhalefetin'; çözümsüzlük, uyumsuzluk ve işi yokuşa sürmek ile eş anlamlı olduğunu biliyordum. Nitekim, üç muhalefet partisinin uzlaşmaz tutumları ülkeyi yeni bir seçime doğru sürüklüyor.
Madem ufukta seçim var, o zaman bir televizyon yazarı olarak liderleri uyarmak ve naçizane tavsiyelerde bulunmak da görevim...
Efendim, bizde artık siyaset tamamen 'liderler' üzerinden yapılıyor. Parti programları, vaatler, ilkeler, siyasi yol filan hikaye... Milletimiz partiye değil, o partinin başındaki lidere oy verme eğiliminde. Bu da liderlerin 'imajına' daha büyük bir değer ve sorumluluk yüklüyor.
Peki halk, liderleri en çok nerede görüyor? Tabii ki televizyonlarda. Yani siz dilediğiniz kadar nitelikli bir siyasetçi olun, ülkenin geleceği adına koltuğunuzun altı müthiş dosyalarla dolu olsun; eğer ekranda 'iyi' görünmüyorsanız nafile...

LİDER DİNAMİK OLMALI
Bu durumun en unutulmaz örneği, Cem Uzan'ın sadece beyaz gömlek giyip kollarını sıvayarak, yalnızca üç aylık hazırlıkla yüzde 7 oy almasıdır.
35 yıllık gazetecilik tecrübem ve ekran karşısında geçirdiğim günde 15 saatlik mesaimin ışığında, yeni seçimler öncesinde 'oy getirecek' lider görüntülerini şöyle sıralayabilirim:
Lider, 'halk adamı' gibi görünmeli. Türk milletinin; üstten bakan, onu oy sağılacak koyun gibi gören siyasilere tahammülü yok. Makam aracınızı durdurup halkın arasına ne kadar karışırsanız, yaşlı teyzelerin elini ne kadar çok öpüp çocukların yanağını ne kadar fazla okşarsanız, fukara sofralarına ne kadar çok misafir olursanız; o kadar 'bizden' olursunuz.
Lider 'dinamik' olmalı. Sürekli korumalar arasında gezen, takım elbiseli, kravatlı, çatık kaşlı, asık suratlı 'devlet adamı' görüntüsünden millete artık gına geldi. Vatandaş artık genç, hareketli, sürprizli isimlerin peşine takılıyor. Çipras ve Demirtaş'a gelen oyların büyük bölümü bu 'genç ve dinamik' görüntüleri içindir.
Siyasette en vurucu güç, zekaya dayalı mizahtır. Halk artık rakibini 'esprili laf sokarak' alt eden liderlere itibar ediyor. Bu, sosyal medyanın getirdiği yeni bir alışkanlık. Esprili yorum, zeka kokan hiciv ve taşlama, siyasi platformda da 'like' (beğeni) alıyor.
hobİ edinmeli
Halk, liderleri makam odaları ve protokol sıraları dışındaki halleriyle de görmek istiyor. Bu nedenle her lider mutlaka bir hobi, özel yetenek ya da outdoor faaliyet edinmeli ve ekranda bu haliyle de görünmeli. Kusursuz Kur'an okuyan Erdoğan, saz çalan Demirtaş, klasik otomobillere meraklı Bahçeli ya da bir anda ceketini kenara fırlatıp gençlerle basketbol oynamaya başlayan Obama gibi...
Her lider sosyal medyayı aktif şekilde kullanmalı. Danışmanlarının gözetiminde, sadece siyasi konularda değil, halkı ilgilendiren her olayda samimi düşüncelerini sosyal medya aracılığıyla paylaşıp halkla 'organik' bir bağ oluşturmalı.
Ekranda ve meydanlarda 'halkın diliyle' konuşmak çok önemli. Erdal İnönü gibi muazzam bir kişiliği siyasetin dışına savuran da, Süleyman Demirel'i yıllarca 'Baba' yapan da dilleriydi. Akademik cümleler, istatistiklere dayalı değerlendirme ve yorumlar, savunma yaparken başvurulan hukuk dili; vatandaşı liderden soğutan en önemli faktörlerdir. Şimdilerde bu dengeyi en iyi tutturan lider, Erdoğan olarak görünüyor.
Gerçekteki durumu ne olursa olsun, hiçbir liderin ekranda yorgun, sinirli, yıpranmış görünme hakkı yok. Ben parti liderlerinin yerinde olsam, nereye gidersem gideyim yanımda mutlaka bir makyöz, kuaför ve kıyafet danışmanı bulundururum.

GÖMLEĞE DİKAT!
Her rengin, her desenin bilinçaltı etkisi var. Liderler özellikle televizyon programlarına çıkarken stüdyonun baskın renklerine, ışığa göre kıyafet rengi ve deseni seçmeli. Ben koca koca liderlerin seçim kampanyalarında balıksırtı, kumlu, ince pötikare ceket ve gömlekler giyip ekranda 'tarama' dediğimiz gözü rahatsız edici efektlere yol açtıklarına şahit oluyorum. Danışmanları arasında 'Efendim, bu gömlek ekranda tarama yapar, bunu giymeyin' diyecek bir kişi bile yok mu?
Ve en önemlisi... 'Sahicilik...' Eğer televizyonda ve meydanlarda, lider olmayıp da lideri oynuyorsanız, sahibi olmadığınız bir imajın peşinden koşuyor ve 'mış' gibi yapıyorsanız, unutmayın ki bu halk sizi o kürsüde sahte kabuklarınızdan soyup çırılçıplak bırakacak deneyim ve sezgiye sahiptir. Yani 'yemezler!' Öyleyse en doğrusu; göründüğün gibi olmak ve olduğun gibi görünmektir...
Her ne kadar oy verecekmiş gibi görünsek de, aslında bu seçimde de yapacağımız iş, ekranda gördüğümüz Survivor yarışmacısına SMS göndermekten farklı değil. Öyleyse liderler açısından siyasetin kurallarını, televizyonların kurallarına uydurmanın tam vaktidir...

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.