YAZARA MAİL GÖNDER Nerede o ses?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

TV8'de pazartesi gecesi gala yapan yeni yarışma 'Rising Star Türkiye'nin önünde ciddi bir engel vardı. İzleyen herkes, ister istemez bu yeni yarışmayı 'O Ses Türkiye' ile karşılaştıracaktı. Nitekim zihinlerdeki bu tartıda yeni yarışma hafif çekip havada kaldı. İlk bölümde 'O Ses Türkiye'nin sıcaklığından, dinamizminden eser yoktu.
Bizim ortalama seyirci kitlemiz, karışık teknolojilere her zaman mesafeli durur. Bu nedenle teferruat bizim seyirci nezdinde önemli bir reyting engelidir.
'Rising Star Türkiye', tüm görsel görkemine karşın, ekran başındaki seyirciyi teknik açıdan yoracak özellikler barındırıyordu. Akıllı telefonu ya da tableti eline alacaksın, oradaki uygulamayı indireceksin, oylama süresini ekrandan takip edeceksin, beğeni yollayacaksın, sonra da oturup küçücük ekranda fotoğrafını görmeyi ve yarışmacının karşısındaki kocaman duvarın kalkmasını umacaksın vs...
Bir de müzik yarışmalarında popüler şarkıcılardan kurulu jüri sistemi bana göre artık iflas etmiştir.
Bir yanda seyirciye ve fanlara şirin görünme kaygısı ile yapılan eyyamcı yorumlar, diğer yandan 'Şarkının ruhu bize geçmedi', 'Şarkı seçimin yanlış' sığlığında sürekli karaya oturan klişe eleştiriler seyirciyi sıkıyor.
Yani artık yeni bir şey söylemek lazım. Gökhan Özoğuz, Ali Taran ve Sergen Yalçın gibi fenomen jüri üyelerini keşfeden AcunMedya, bu kez casting yaparken neden sırtını sadece şöhrete dayama kolaycılığına kapıldı, doğrusu anlayamadım. Gülben Ergen, sıcaklığı ve şirinliği ile programı kurtarmak için sürekli ekstra çaba harcadı. Zor beğenen Fuat Güner'e belli ki bu jüride kötü polis görevi düşmüş. Mustafa Sandal hep bildiğimiz gibi. Demet Akalın şarkı söylerken sahnede 'dev'e dönüşüyor ama bana göre jüri masasında kasılıp kalıyor. (İlk geceki durgunluğunun sebebi, kızı Hira'nın rahatsızlığı da olabilir; geçmiş olsun) Yani bütün şöhretine ve ağırlığına rağmen jüride seyircinin merakını gıdıklayacak, 'Acaba ne diyecek?' diye ağzının içine bakılan kimse yok.
Sunuculuk konusunda Öykü Serter'i her zaman takdir ederim. Özellikle müzik yarışmaları onun uzmanlık alanıdır. Ama tv8'de tüm programlar adeta üç-dört sunucu arasında paylaştırılmış gibi. Burcu Esmersoy, Jess Molho ve Öykü Serter'i aynı ekranda bir programdan diğerine koşarken görmek, seyirciyi sıkıyor. Bu durum, izleyicide kanalın imajıyla ilgili sinekten yağ çıkarma algısı oluşturup markayı yıpratıyor.
Yarışmacılar da 'O Ses Türkiye' jenerasyonunun yetenek çizgisine erişememiş görünüyor. İlk geceden aklımda kalan, sadece Melisa ve biraz da Başak oldu. Tüm jürinin, ortalamayı biraz aşan Melisa'yı daha ilk geceden ayakta alkışlaması ise bu konudaki yokluğun açık göstergesiydi.
Rising, yükselen demek. Ama bu yarışmanın reyting listelerinde ciddi bir irtifa sorunu olacak gibi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.