YAZARA MAİL GÖNDER Seyrettiğiniz şeyi dizi mi sandınız?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Ne terör uzmanıyım, ne siyasetçi, ne uluslararası ilişkiler gurusu... İri iri laflardan, hamasi nutuklardan, koltuk sevdalısı siyasetçilerin klişelerinden sıkılmış sade bir vatandaşın isyanıdır söyleyeceklerim.
Memleketin batısında yaşıyor olmam, doğusundaki dramı yüreğimde hissetmeme engel değil. Zamanında oralarda çok bulunmuşluğum da var.
Diyarbakır'da, Mardin'de açılışını yaptığımız okullardaki Türk bayrağının ertesi gün nasıl indirilip yakıldığını bizzat görmüşlüğüm de...

HER ŞEHİTLE ÖLMEK
Tabii ki ateş düştüğü yeri yakıyor. Ben nasıl hissedebilirim ki, bir şehit anasının ve babasının o haberi aldığı anda yaşadıklarını... Ama empati diye de bir şey var. Her şehit haberinin boğazımda yumru olması bundan. Acıya karşı harekete geçmenin yakıtı, o acıya ortak olabilmektir önce. Her şehitle birlikte biz de ölmezsek, nasıl yaşarız?
Sadece şehit yakınları mı yanan? Terör yüzünden dükkanını açamayan esnaf, çocuğunu hastaneye götüremeyen baba, okuluna gidemeyen öğrenci... Terör ekonomisinin ateşiyle umudu tutuşan ev kadını, işinden olan işçi, yatırımı engellendiği için işçi çıkaran patron... Herkes, hepimiz; terörün pençesinden kaç santim uzaktayız ki?
Peki ya sadece şehitler midir yitirdiğimiz? Kandırılıp beyni yıkandıktan sonra eline silah tutuşturulan, sonra da mağara kovuğunda pisi pisine ölen de ana baba evladı değil mi? O da bizim çocuğumuz değil mi?

GÖRÜN BU OYUNU
Peki yalnızca orada yaşayan mı etkileniyor terör belasından? Terörle mücadeleye harcanan para hepimizin cebinden çıkmıyor mu? Çoluğumuzun çocuğumuzun hakkını, geleceğini, refahını ateşlemiyor muyuz namlulardan?
40 yılda terörle mücadeleye harcadığımız parayla neler yapılırdı bu memleketin dört bir yanına, hesabını biliyor muyuz?
Zaten terör belasını bu memleketin ayağına dolayanların en büyük kaygısı değil mi bizim refaha ulaşmamız, kardeşçe, aydınlık geleceğe yürümemiz?
Onun için bin yıldır aynı kaptan su içen, aynı kadere ortak olan, Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türk ile Kürt'ü; birbirine düşman edip kırdıran onlar değil mi?
Peki nasıl oluyor da hâlâ ortak düşmana karşı aynı sipere giremiyoruz? Nasıl oluyor da düşmanımız birken, bir olamıyoruz? Nasıl kor bir bıçakla dağlamışlar ki gözlerimizi bir türlü açamıyoruz?
Unutmayın, burada ölenler iki ay sonra başka dizide karşınıza çıkmayacak. O tabancalar kuru sıkı değil. Patlayanları görsel efekt sanmayın. Ve jenerikte senaristin ismini asla göremeyeceksiniz.
Mutlu son ise tamamen sizin elinizde.
Allah'ını seven, isyanını koysun ortaya... Seyrettiğimiz, dizi değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.