YAZARA MAİL GÖNDER Cinayeti gördüm

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Yıllardır yaza yaza kalemimde mürekkep tükendi, 'Bu sektör bunca dizi enflasyonunu kaldırmaz. Sektör, ürün gamını geliştirmeli, yeni formatlarla seyirciye alternatifler sunmalı. Bindiğiniz dalı kesmeyin efendiler' diye... Sonunda beklenen oldu. Siz bakmayın her hafta yeni bir dizinin başlamasına, dizi sektörü içine içine çöktü. En iddialı, en görkemli diziler bile artık izlenmiyor. Çünkü millet 'dizi sersemi' oldu.
Bu sene şöyle ekrana burnunuzu yapıştırıp heyecanla, merakla izlediğiniz, yeni bölümünü iple çektiğiniz, Muhteşem Yüzyıl, Ezel, Aşk-ı Memnu tadında bir tek dizi söyleyebilir misiniz? Biraz Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Diriliş: Ertuğrul, azıcık Güneşin Kızları... Hepsi o kadar.

OLAY YERİ TUTANAĞI
Peki dizi izleyicisini nasıl öldürdük? Ben cinayeti gördüm, anlatayım:
Sözde 'reytingi garantili' oyunculara dizi başına 80- 90 bin lira verdiler. Maliyetler hızla yükseldi. Kanal yöneticileri, haftalık birim maliyetini kurtarmak için diziyi reklama boğdu. Millet, bir bölüm dizi izlemek için ekran başında dört saat geçirmekten yoruldu. Sonu gelmez reklam kuşakları, izleyiciyi ekrandan soğuttu. Millet, diziyi televizyon ekranından değil, internet sitelerinden reklamsız izlemeye koyuldu.
Dizi enflasyonu, kaçınılmaz olarak 'senaryo kabızlığına' yol açtı. Aşk üçgenleri, entrikalar, havuzlu villa hikayecikleri hızla tükendi. Dört dizi aynı anda aynı konuyu işlemeye başladı. Dizi deyince aklına 'entrikadan' başkasını getirmeyen yapımcı, yönetmen ve senaristler yüzünden seyirci 'metal yorgunluğuna' uğradı. Elin Amerikalısı fanteziden bilim kurguya, korku-gerilimden 25 dakikalık sit-com'lara kadar onlarca alternatifi önümüze koyarken, biz kendimizi bırakıp sadece Araplar için dizi çekmeye başladık.
Özgün senaryolar tükenince, yapımcılar dört elle eski edebiyat klasiklerine, Hollywood filmlerine ya da Kore dizilerine sarıldı. Ama bu taklitler, asıllarını yaşatmaktan öteye gidemedi. Millet, internette arayıp bulduğu 'dizinin aslını' daha büyük bir ilgiyle izlemeye koyuldu.
İçine daha fazla reklam kuşağı koyabilmek için dizi süreleri 90 dakikanın üzerine çıkınca, bölüm tempoları düştü. Uzun bakışmalar, sokuşturma klipler, anlamsız diyaloglar ve kendini sürekli tekrar eden öykücükler yüzünden dizi izlemek işkenceye dönüştü.
Görünen o ki, yapımcıya bölüm başı 500 bin lira verip getirilen kaseti oynatıcıya takarak millete izletmek 'televizyonculuk' değil. Ama artık deniz bitti. Umarım, reytinglerdeki bu keskin düşüş, 'videoculuğun' terk edilip 'gerçek televizyon programcılığının' başlangıcına işaret ediyordur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.