YAZARA MAİL GÖNDER Tufandan önce son çıkış

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Helal olsun Leonardo Di- Caprio'ya... Helal olsun onu bu işe ikna edenlere... Helal olsun National Geographic kanalına... Yarınımızı ipotek altına alan en büyük tehlike 'iklim değişikliği' ancak bu kadar etkili bir şekilde anlatılabilirdi.
Yapımı dört yıl süren Tufandan Önce belgeselini, pazar gecesi National Geographic'de dünya ile aynı anda izledim. Aslında buna izlemek de denmez, adeta yalayıp yuttum.
Meğer bizim Leo yalnızca Oscar'lık bir film çekmemiş; daha büyük bir ödüle yürümüş:
İnsanlığın geleceğini kurtarmaya...
DiCaprio, o muhteşem 'The Revenant' (Diriliş). filminin çekimleri sırasında dünyanın nasıl büyük bir tehlike içinde olduğunun farkına varmış.
Çünkü dünya öyle hızla ısınıyormuş ki, filmin karlı sahnelerini bitirebilmek adına Kanada'dan taa Patagonya'ya göç etmek zorunda kalmışlar. Aynı zamanda Birleşmiş Milletler'in barış elçisi de olan DiCaprio, bir belgesel ekibinin eşliğinde Papa'dan Obama'ya kadar herkesin kapısını çalıp durumun vahametini anlatarak, bu konudaki uluslararası duyarlılığın artırılmasını istemiş. Sonunda da elde ettiği verilerle BM Genel Kurulu'nda muhteşem bir konuşma yapıp ayakta alkışlanmış.
Peki nedir bu iklim değişikliği?
Dünyamızın ısısı 12 milyon yıldır neredeyse sabit iken; fosil yakıtların, yani petrol ve türevlerinin kullanımı ve atmosfere karbon salımı yüzünden son 100 yılda sıcaklık artışı bir derecenin üzerine çıkmış. Eğer bu yükseliş iki dereceyi aşarsa, buzullar eriyecek, okyanus 6 metre yükselecek, kıyı yerleşimleri sular altında kalacak, iç kesimler çölleşecek, dünyanın iklim dengeleyicisi olan okyanus akıntıları duracak ve buzul çağı geri gelecek.

TEHLİKE SINIRIMIZDA
Peki şu anda iklim değişikliğinin en fazla etkilediği yer neresi dersiniz? Tam da burnumuzun ucu, Suriye... Yani çölleşme tehlikesi, sınırlarımız için Esad ve DAEŞ'ten daha büyük bir tehlike. Zira önlem almazsak, uğruna savaşacak bir vatan toprağı da kalmayacak.
Geçenlerde Paris'te iklim değişikliği için uluslararası bir toplantı yapıldı. Tüm liderler özellikle fosil yakıt kullanımının azaltılması ve karbon emisyonunun sınırlandırılması konusunda görüş birliğine vardılar.
Ancak bu anlaşmanın bir yaptırım gücü yok. Yani geleceğimiz yine dünya liderlerinin keyfine kalmış durumda. Tabii, dünyayı yöneten büyük petrol şirketlerinin muhalif lobileriyle başa çıkabilirlerse...
Yine de umut veren ülkeler var. Örneğin Almanya genel enerji üretiminin yüzde 30'unu güneş panelleri ve rüzgar türbinleriyle sağlamaya başladı. Bu işin şampiyonu ise Danimarka.
Onlar, enerji ihtiyaçlarının yüzde 100'ünü az önce saydığım yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyorlar.
İsveç ise dünyada fosil yakıtların kullanılmadığı ilk ülke olmak üzere.
Yakında yollarında benzin-mazot kullanan tek taşıt kalmayacak.
Aslında dünyayı kurtarmak için bizim de yapacaklarımız var. Üç şeyi değiştirmemiz gerekiyor: Satın alma ve tüketim alışkanlıklarımızı, enerji kullanma tercihlerimizi, yeme içme alışkanlıklarımızı...
Bir örnek vereyim:
Büyük ve küçük baş besi hayvanları, verimli toprağın yüzde 50'sini kullanıyor. Ancak tavuklar sadece yüzde 10'unu... Yani et tercihimizi eğer 'beyaz'dan yana kullanırsak, dünyanın verimli topraklarının yüzde 40'ını kurtarmak olası.

BUNU NEDEN YAZDIM?
İşin özeti şu: Hepimizin içinde bulunduğu tren, yıkılmış köprüye doğru son sürat ilerliyor.
Makası değiştirecek olanlar ise bugünün dünya liderleri...
Eğer onlar bu işi 'gelecektekilere' bırakırlarsa, hep birlikte uçurumdan aşağı yuvarlanacağız...
Peki bir 'televizyon yazarı' olmama rağmen, bugün köşemin neredeyse tamamını neden bu kadar 'teknik' bir çevre konusuna ayırdım? Minik kızım Ela yarın bana 'Baba, ülkenin en önemli gazetesinde köşen vardı. Neden yok olan dünyaya dikkat çekecek, siyasileri harekete geçirecek, insanları uyandıracak bir yazı yazmadın?' demesin diye...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.