YAZARA MAİL GÖNDER Enerjinizi doğru kullanmanın yolu

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Saat sabaha karşı 03.00. Hâlâ uyku tutmamış.
Yatağın içinde debelenip duruyorsunuz...
Beyniniz hâlâ daha o günkü hikayeleri, telaşları, sorunları, tartışmaları tekrarlamaya devam ediyor.
Bir sel baskını etkisi yaratan onca yorumu, 'Kim ne dedi? Kim ne yaptı?'yı sindirmeye çalışıyor.
Her gün takip ettiğiniz konularda belki içerik ve gündem farklı ama günler, haftalar hatta aylar boyunca izlediklerinizde bir aynılık hissi var. Dayanamayıp kalkıyorsunuz; yine ya bilgisayarın ya da televizyonun önüne...
Uykusuzluk, yorgunluk, zamansızlık sanki bir güç sembolüne dönüştü. Ya da bazıları öyle olduğunu zannediyor. Ne kadar meşgullerse ve yorgunlarsa, o kadar başarılılar!

'HAYATIM BANA AİT' HİSSİ YOK
Verimli insanların biraz rahatlamaya zaman ayırması tembellik sanki! Rahatlama düsüncesi bile onlarda bir eksiklik hissi uyandırıyor.
Tabii ağır sorumlulukların, sağlıksız bağımlılıkların, stres ve hırsın bileşimi, onları yüzüstü yere yapıştırana kadar...
Bağlıyorsunuz kendinizi otomatik pilota; dayıyorsunuz semptom gidericileri...
Amerikan eski başkanı Bill Clinton bile, "Hayattaki en büyük yanlışlarım, en yorgun zamanlarımda verilmiş kararlardır" demiş.
Yorgunluğumuz fiziksel olduğu kadar hatta daha da fazla zihinsel!
Yeni yapılan bir araştırmada; kadınların kendilerini en yaşlı ve çirkin hissettikleri zaman çarşamba öğleden sonra imiş. Çünkü haftasonu gece geç yatıp pazartesi ve salının yoğun iş temposu üstüne binince, çarşambaya artık depo boşalıyor.
Aslında bitkinliğimizin en büyük sebebi uykumuzu yeteri kadar alamamamız değil; kendimize yeteri kadar zaman ayıramamamız ve bu koşuşturmacanın bizleri kontrol ediyor olması...
Vücudun verdiği sinyallere kayıtsız kalıp kendi bildiğimizi okuyarak yaşamak...
Bu yüzden 'Hayatım bana ait' hissi kayboluyor artık!

OLUMS UZ DÜŞÜNÜYO RUZ
Diyelim vücudun bir ihtiyacı var ancak siz bu ihtiyaca karşı koyuyorsunuz. İşte dengesizlik o zaman başlıyor.
Yorgunsunuz ve uykunuz var ama gecenin bir yarısında televizyonun önünde ya da internette uyukladığınız halde, kapatıp, yatmıyorsunuz.
Ertesi günü kendinizi daha stresli ve gergin hissedeceğinizi bildiğiniz halde, haftanın üçüncü gecesi de dışarıdasınız.
Ya da açsınız ama "Önce şu işimi bitireyim" diyorsunuz.
Belki sağlıklı alışkanlıklarınız var ama çok olumsuz düşünüyorsunuz ya da sağlıklı besleniyorsunuz ama nasıl rahatlayacağınızı bilmiyorsunuz.
Anlatabiliyor muyum?
Bedenimiz ve beynimiz arasında bir bağlantı kopukluğu var. Bu açığı kapatabilmek için vücudunuza bakın, çalıştırın ve dinlendirin.
Uykunuzu alın.
Hepsinden önemlisi kontrol ihtiyacınızı biraz yumuşatın. Yoksa ruhunuzu ve bedeninizi ihmal etmenin bedeli çok yüksek oluyor. Bu işin doğası böyle...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.