YAZARA MAİL GÖNDER Ağrı ile oynayın!

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Zona oldum. Feci ağrılar içinde bu yazıyı yazıyorum.
Twitter'dan öğrenen bazı okurlarım "Stres yönetimi uzmanı bile zona oluyorsa, biz ne yapalım artık" diye yazmış.
Hayat böyle işte! Ne kadar uğraşırsanız uğraşın; mutlaka sabrınızı, dayanıklılığınızı ve limitlerinizi test edecek bir şeyler çıkıyor.
Demek ki; sistemim, Taksim-
Nişantaşı arası gidip gelir gibi, iş için bu kadar sık Amerika-
Türkiye arasında gidip gelmemi kaldıramamaya başladı.

AĞRI YÖN DEĞİŞTİRİR
Önemli olan vücudun verdiği bu sinyali alarak nerede durup, nerede yön değiştirmek gerektiğini bilmek...
Ben de öyle yapıyorum.
Bu hafta ağrıdan başka bir şey göremediğim için, sizlere ağrı ile baş edebilmenize yardımcı olabilecek bazı taktikleri yazmak istedim.
Yıllar önce geçirdiğim trafik kazasından sonra çektiğim ağrılar sayesinde, bu konuda kendimi çok eğitmiştim.
Her 10 kişiden sekizinin hayatının bir döneminde 'kronik ağrı' çektiği gerçeğini göz önüne alırsak; bu yazımın çok kişiye ulaşacağından eminim.
Sancıyı üç boyutta yaşarız; fiziksel, duygusal ve idrak (algılama).
Diyelim ki bel ağrısından şikayetçisiniz ve istediğiniz gibi hareket edemiyorsunuz. Bu, ağrının fiziksel boyutudur.

DUYGUSAL TEPKİ
Durumunuz, sizi alıştığınız şekilde yaşamaktan alıkoyduğu için moraliniz bozuluyor, sinirleniyor ve tahammülsüzleşiyorsanız; bu da duygusal tepkimizdir.
Çektiğimiz ıstıraba sadece ağrı yol açmıyor; o ağrıya karşı düşünce şekliniz de sıkıntınızın derecesini etkiliyor, umutsuzlaşıyorsunuz.
Neler olacağı konusunda yarattığınız negatif hikayeler, korkular, önyargılar, ağrınıza daha fazla stres ekleyip günlük yaşamınızı çok zorlaştırıyor.
Düşünün; belinizdeki fiziksel ağrı, eklenen katmanlarla dayanılmayacak hale gelir. Amaç, son iki katmanı elimine edip sadece fiziksel ağrıyı yaşayabilmek...
Anahtar bu; ağrıyı yaşamak ile ıstırap çekmek arasındaki farkı anlamak.
Budistlerin bir lafı vardır; "Sancı kaçınılmaz, ancak ıstırap çekmek seçeneğe bağlı" diye...

DİKKATİNİZİ DAĞITIN
Mesela diyelim ki bel ağrısından şikayetçisiniz. Normalde tüm dikkatiniz belinize gider. Bu da sancının daha yoğun olduğu hissini uyandırır. Dikkatinizi belinizden alın; içinde bulunduğunuz ortamdaki diğer şeylere verin. Ayak parmaklarına, kulağınıza değen saçlarınıza, nefes alırken burun derinliklerinizin arasında hissettiğiniz serinliğe, odadaki lambaya, televizyonun sesine... Dikkatiniz; belinizle beraber aynı anda başka şeylere bölündü mü, ağrıyı daha az hissedersiniz.
Ağrı dalga gibidir. Şiddeti yükselir ve alçalır.
Sancı arttığında, karşı koyup vücudun diğer bölgelerini de fark etmeden kasarsanız; sancıyı daha yoğun hissedersiniz. İyileştiren nefesin, sancının olduğu bölgeye yayıldığını düşüncelerinizde görün; sonra nefes verirken rahatlamaya, kendinizi bırakmaya çalışın.
Sancıyı da düşüncelerinizden atmaya çalışın.
Bir sonraki anda sancı geri geldiğinde, bir dahaki nefesinizde yine aynı şeyi tekrarlayın.
Zamanla vücudunuzu ve hislerinizi daha kolay kontrol altına alabildiğinizi göreceksiniz.
Kendinizi çaresiz hissettiğiniz zamanlarda bir şeyler yapabileceğinizi bilmeniz bile, bağışıklık sisteminize iyi gelir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.