YAZARA MAİL GÖNDER Teknolojinin cazibesi bizi nereye sürüklüyor?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Gece uyumadan önce son dokunduğunuz ya da sabah uyandığınızda ilk dokunduğunuz şey ne?
Muzip düşünmeyin lütfen...
Bence cevap, telefonunuz.
Çünkü artık her şeye bu şekilde ulaşıyoruz.
Adı da akıllı telefon. O akıllı ama sanki bizi biraz aptallaştırıyor. Çünkü her şeyle kontak kurmamızı sağlıyor ama kalbimizle kontağı kaybediyoruz.
Peki aranızda; internette sörf yaparken aynı anda birisiyle mesajlaşan, YouTube'da video izleyen, tweet'lere göz atan, Facebook'ta sohbet eden 'internet bağımlıları' var mı?
Hadi itiraf zamanı... Olmayan var mı?

VAKİT YOK DİYE AĞLAMAYIN
Yeni teknolojileri öğrenmeye, adapte olmaya kendimizi kaptırmışken, bu süreçte oluşan bağımlılığımızın bizi nasıl etkilediğini de farketmiyoruz.
Eskiden canımız sıkılırdı. Yapacak bir şey bulamadığımız zaman, o can sıkıntısının verdiği ağırlıkla hayal kurardık.
Başka bir yerde olmayı veya başka bir şeyler yapmayı düşlerdik. Artık böyle bir ihtiyacımız kalmadı neredeyse.
Twitter, Facebook ve benzerleri sağolsun.
Bir tuşa basıyorsunuz, internet dünyası can sıkıntısını yok ediyor..
Aslında bu imkanlar bizi daha mutlu yapmıyor. Çünkü sürekli farkedilme ve oyunun bir parçası olabilme arzusu, insanı genel olarak daha tatminsiz, huzursuz ve sahte yapıyor. Ama yeteri kadar da mutsuz olmadığımız için o bağımlılığı kontrol altına almıyoruz.
Bütün gün elinizden bırakmadığınız akıllı telefonunuza şu anda üç yeni mesaj geldi, üç tane de siz göndermek üzeresiniz...
Bir mesaj daha yazmadan, bir tweet daha atmadan, bir 'like' daha yapmadan durabildiğimiz ne kadar zaman var ki; bizim için gerçekten önemi olan şeylere vakit ayıracağız? Ya da gerçekten neyin önemli olduğunun önemi kaldı mı?
Sonra da 'Sevdiklerime vakit ayıramıyorum' diye ağlamayın.
Bu dünyada bir yerimiz olduğunu, bizden daha büyük bir bütüne ait olduğumuzu hissetmeye derin bir özlemimiz var. Çoğumuz, yaşadığımız kültürde 'o bütünü'; sosyal medya olarak seçtik.
Ben eskileri özlüyorum. İnternetin olmadığı zamanları.
Bazılarının benim kadar rahatsız olduğu bir ilişkisi yok internetle. Onlar için internet vücutlarının bir parçası gibi, sanki onunla birlikte doğdular. Bende ise sanki vücudum kabul etmediği yabancı bir maddeyi atmak istiyormuş gibi bir etki yapıyor...

ÇOCUKLAR ZARAR GÖRÜYOR
İnternetin kazandırdıkları ortada ama kaybettirdikleri üzerine de düşünmek lazım.
İnsanların empati yeteneklerinin azalacağı, yalnızlık hissinin daha da artacağı, gittikçe robotlaşacağımız düşünülüyor.
Dikkatimizi bir yerde tutabilme yeteneği ve hafızamız da kayıplar arasında. Maalesef günümüzde yetişkinler kadar küçük çocuklar da dikkat eksikliği, bozukluğu ve hiperaktivite için ilaç kullanıyor.
Bana göre çocuklarımızı kendi yaşam tarzımızla; dikkatsizlik ve hiperaktiviteye biz alıştırıyoruz.
Ve bu daha bir başlangıç...
Başkalarıyla her yerde, her zaman kontak kurmamızı sağlayan teknoloji, kendimizle kontağımızı zayıflatıyor.
Depresif, endişeli, kopuk hissettiğimiz anlarda hattın diğer tarafındaki ile kontağımız yerine; biraz da bu taraftakiyle, yani kendimizle olan kontağımızı geliştirsek...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.