Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir haftalığına İstanbul'a geldim. İlk durak Genç Yönetici ve İşadamları Derneği (GYIAD) semineriydi.
Karşımda, Türkiye'nin önde gelen iş insanlarından oluşan bir grup... Sonuç odaklılar. Kariyerlerinin en tepe noktasına tırmanmışlar...
Konumuz: 'Değişim ve Uyum!' Seminerime hazırlanırken düşünüyordum.
Bu kadar zamansızlığın içinde zaman yaratıp beni dinlemeye gelen, zeka seviyesi ve beklentileri yüksek bu insan grubunun dikkatini kişisel gelişim teması ile nasıl çekebilirim?
Hem de iki saat boyunca...
'Hayatınızı değiştirecek bir program hazırladım' desem, yüzüme şöyle bir bakacaklar, 'Beni annem/karım değiştiremedi, sen nasıl değiştireceksin? Ayrıca değişmeye de niyetim yok!' diyecekler...

YAVAŞLAMAK ŞART
Yok yok, onları önce zekalarından yakalamalıyım. Sonra, tahammülsüzleşmelerine izin vermeden, ürkütmeden vermek istediğim mesaja doğru çekmeliyim...
Hayatımızı ölçü, hız, rakamlar, rekabet, kazanmak ve elde etmek üzerine kurmak, kendimizi iyi hissetmemize yetmiyor! Çünkü bütün bunların yanında, iç dünyamızı geliştirmeye yeteri kadar vakit ayırmadığımızda kendimizi bir bütün hissedemiyoruz. Ayrıca kazandığın her şeyin ardından kaybettiğin bir şey mutlaka var.
O, 'Her şeyin üstesinden gelirim' süper kahramanlığını bir insanın kapasitesinin uzun vadede kaldırmasına imkan yok.
Asıl, bizim için önemi olan şeylerin üstesinden gelelim. 'Meşguliyeti', 'başarı' ile karıştırmayalım.
Ama neyin gerçekten önemli olduğuna dair de bakış açısını geliştirebilmek için insanın biraz yavaşlaması gerekiyor.

HIZ İNSANI YIPRATIYOR
Kapasitenizin sınırsız olmadığını, enerjinizin yenilenmeye ihtiyacı olduğunu fark edin! Hız insanı yoruyor, yıpratıyor.
Sosyal jet lag oluşuyor, ritminizi kaybediyorsunuz. Bütün zamanınızı çalışmaya, yaratmaya, düşünmeye, irtibatta kalmaya ayırdığınızda maratonu iyi koşmanıza imkan yok! Hayatta ne önemli, ne değil, ne gerçek, ne yanılgı belirleyin.
Yavaşlamaya tahammülünüzü artırın! Yavaşlamak demek; zayıflık demek değildir. Hayatınızı, enerjinizi bir ritme oturtmak; ihtiyacınıza göredir. Ve o ihtiyacı fark edebilmek demektir. Bir ritim içinde yaşamak için bu dünyaya gelmişiz. Biz akıllı telefon değiliz! Bu kadar hızı ne ruhumuzun, ne bedenimizin, ne de yaşadığımız gezegenin kaldırmasına imkan yok! Şikayet edecek kadar meşgul olmak zorunda değilsiniz...
Benzer bir konuyu İTÜ'lü öğrencilerle de paylaşacağım. Katılan herkese teşekkür ederim.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER