YAZARA MAİL GÖNDER Bu hızla nereye gidiyorsunuz?

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Yine bir trafik kazası geçirdim. Bütün günüm acil serviste geçti. Konulan teşhis: Akut cervical strain (Omurga incinmesi).
Diğer sürücünün bir anlık dikkatsizliği çok daha ciddi sorunlara yol açabilirdi.
Dünyadan daha hızlı dönen şu hayatta artık neredeyse her şey trafik kazasına sebep olabiliyor. Gözünüz (cep telefonu yerine) yolda olsa bile, akıl başka yerlerde olunca, fonksiyonsuzlaşıyoruz.
Seminerlerimde profesyonellere, hayatta 'yavaşlayarak momentum kazanmanın yollarını' öğretirim. Bunu önce kendi hayatımda uyguluyorum.
Her gün, hatta her dakika, 'Daha hızlı, daha etkili ol' diye baskı yapan, üretirken nörotikleşen bir dünyaya karşı direniyorum. Kendimi ve ruhsal sağlığımı korumaya ihtiyacım var.
Hepimizin ihtiyacı var!

HIZ, GÜÇ SEMBOLÜ
Yıllardır işim gereği, meşguliyet ve üretkenliği birbiriyle karıştıran binlerce insanla tanışıyorum. Sanki hayatlarında onca eğitimi, başarıyı, kariyeri kendilerini 'tükenmiş' hissetmek için elde etmişler. 'Kendimden memnunum' diyenlerin bile birlikte yaşadıkları ve çalıştıkları kişilere sormalı ne kadar asabi ve tahammülsüz olabildiklerini…
Hız; çoğumuz için bir güç ve zeka sembolü olabilir ama enerjinizi idare edecek ve yenileyecek bir sisteminiz yoksa; neye sahip olursanız olun, kendinizi mutlu ve tatminkar hissedebilmenize imkan yok!
Bence, hayatta neyin önemli olduğuna inandığımızla, nasıl yaşadığımız arasında ciddi bir açık var. Buna sağ ve sol beynin çelişkisi diyebiliriz.
Sağ beyin gözlemler, sol beyin ise sürekli meşguldür.
Sağ beyin; daha geniş, rahat, anlayışlı, bağ kurabilen, karakterinizin 'tatlı' yönüdür…
Sol beyin; dominant, analitik, detaycı, ısrarcı, 'ben' odaklı, meşgul, hızlı… Yani karakterinizin 'hırslı' yönü…
İkisi de biziz. İkisinin de becerilerine gelişmek ve öğrenmek için ihtiyacımız var. Sol beyin olmadan fonksiyonumuzu sürdürebilmemize imkan yok! Sırf sağ beyin ile, muhtemelen bir 'ot' gibi yaşardık. Ama ikisinin arasındaki çelişkiyi dengeleyebilmek, sol beynin disiplinsizce kapasitemizi test etmesine engel olmak bizim elimizde. Yoksa siz farkında bile olmadan, sizi sürükler, oradan oraya fırlatır. Tüketir.
O yüzden biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var.
Peki, hızlı yaşamın iyi yaşam olduğuna bu kadar şartlanmışken, frene nasıl basacağız? Koşuşturmacanın hayatımızı kontrol ettiği bir dünyada yavaşlamak mümkün mü?
Evet mümkün! Hatta bir gereklilik. Sürekli koşturmak; daha ileri gitmek demek değil! Yavaşlamak da 'kağnı' gibi gitmek demek değil!
Bir ritim içinde yaşamak demek!
Bazen yavaş, bazen hızlı… Biyolojik olarak buna ihtiyacımız var. Yeter ki ne zaman daha yavaş, ne zaman daha hızlı olmanız gerektiği konusunda anlayışınızı geliştirebilin…

TİTANİK 'TEN ALINACAK DERS….
Titanik gemisinin kaptanı buzullara carpmaması için tam altı kez ikaz edilmiş. Yavaşlaması ve güneye doğru rota değiştirmesi için uyarılmış. Kaptan ise, geminin batacağına inanmadığı için, tüm uyarıları görmezden gelmiş.
Hayatımızdaki genel cinnet hali, ruhsal ve davranışsal fonksiyonsuzluk, tahammülsüzlük ve kronik rahatsızlıkların çoğu işte nerede durup, nerede yavaşlayıp nerede yön değiştireceğimizi bilmememizden kaynaklanıyor. Bedeniniz; halsizlik, uykusuzluk, gerginlik ve ağrılarla 'daha sakin yaşamanız' gerektiği sinyalini veriyorsa, bunu görmezden gelmeyin.
Nasıl yaşadığınıza karşı daha duyarlı olmak, gerektiğinde biraz hız kesmek; aldığımız nefes, içtiğimiz su kadar önemli…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.