YAZARA MAİL GÖNDER Kız gibi...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

'Kız gibi koşmak', 'kız gibi atmak', 'kız gibi dövüşmek'...
Bu sözler sizce neyi ifade ediyor?
Aciz, beceriksiz, hafif şapşal, uğraşmayan, azimsiz birisini mi?
Eğer öyleyse, YouTube'da 30 milyonun üstünde tıklanan 'Like a girl' videosunu izlemenizi tavsiye ederim.
Fikriniz değişebilir.
Ödüllü film yapımcısı Lauren Greenfield'in yönettiği bu reklam videosunu görünceye kadar, 'kız gibi' deyiminin aslında ne kadar 'aşağılayıcı' olduğunu ben de düşünmemiştim.
Greenfield, çeşitli yaş gruplarındaki genç kız ve erkeklerden oluşan katılımcılardan; kız gibi(!) koşmalarını, dövüşmelerini, fırlatmalarını istiyor.

BEĞENİLME ENDİŞESİ
Yaşça daha büyük olanların anlayışı birbirine benzer; komiklik yaparak kollarını çırpıyorlar, saçlarını geri atıyorlar. 'Kız gibi' olmak onlar için azimsiz ve beceriksiz olmak... Adeta hakaret gibi algılıyorlar.
Sonra aynı soru yaşça daha küçük kızlara soruluyor. Onların anladıkları şey çok farklı... Onlara göre 'kız gibi' olmak; kendileri olmak... Koşabildiği kadar hızlı koşmak... Tüm güçleri ve cesaretleri ile atıyorlar, vuruyorlar, koşuyorlar... 'Ben bir kızım ve bu utanılacak bir şey değil!' der gibi... 'Kız gibi' deyimini meğer ne kadar kalıplaşmış bir negatif stereotip'e oturtmuşuz ve içten içe güçsüzleştirmişiz.
Kız olmak 'zayıf ve acizi' değil, 'güçlü' ve 'etkili' olanı ifade etmeli.
Kendi çocukluğumu düşünüyorum.
Küçük bir kızken, ele avuca sığmazdım.
Ağaçlara tırmanır, erkek kuzenlerimle güreşirdim. Küçücük hayatımı 'olduğum gibi' hissederek yaşardım. Yıllar geçtikçe 'beğenilme endişesi', çoğu genç kız gibi benim de kimliğimi ele geçirmeye başladı, ben fark etmeden...
Rahat değildim, kendim olamıyordum.
Değersiz olduğumu hissettiğim veya hissettirildiğim ilişkiler de yaşadım bu yüzden... Genç kızlık böyle geçiyor çoğu kadın için...

MEDYANIN YIKICI ETKİSİ
Peki o tatlı, olduğu gibi, kendini kısıtlama hissi/ihtiyacı olmayan küçük kızlara, bizlere ne oluyor da büyüdükçe kendimizden uzaklaşıyoruz?
Ergenlikle başlayan hormonal değişim ve medyanın (sosyal medya dahil) yıkıcı etkisi birleşiyor ve tam bir fırtınaya dönüşüyor.
Bir anda genç kızın görüntüsü, giyimi, konuşma şekli, davranışları, ilgi alanı, arkadaşları, okulu; herkesin gözünün üstünde olduğu, yorum yaptığı, beğendiği, beğenmediği, sınıflandırdığı, etiketlediği bir platform oluyor.
Nasıl insan kendinden tereddüt etmesin?
Nasıl kendini eksik ve yetersiz hissetmesin?
Nasıl isyan etmesin?

ETKİNİZİ FARK EDİN
Çevrenin ve yetersizlik hissinin, kendi kızımı yetiştirme tarzımı yönlendirmesinden hep korkardım. Zaman zaman çelişkiye düştüm onu büyütürken ama artık emin olduğum bir şey var; hayatın getirdiklerine adapte olabilen bir çocuk yetiştirebilmek için herkesin onayladığı 'mükemmel anne' olmak gerekmiyor. Bu baskıyı kendi kendimize gereksiz uyguluyoruz.
Ben 'yeteri kadar' iyi anne olmayı seçtiğimden beri, çocuğumla diyaloğum gelişti. Onun toplum gözündeki daha zayıf yönlerini düzeltmek için kendimi heba etmiyorum artık, çünkü ilişkimizi bozmaktan başka bir işe yaramıyor bu. Onun yerine, neyi iyi yaptığına dikkatini çekiyorum.
Güçlü yönlerini ve yeteneklerini hayatta nasıl kullanabileceğini keşfettikçe de, kendi ayakları üzerinde çok daha güvenli durmaya başladığını görüyorum.
Tavsiye ederim!
Yukarıda bahsettiğim videoyu YouTube'a 'Like a girl' yazın ve izleyin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.