YAZARA MAİL GÖNDER Duyarlı olmak...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

11 Eylül 2001 sabahını dün gibi hatırlıyorum. Yoga dersi verdiğim Pentagon'a gitmek için kalkmıştım, kahvaltımı hazırlarken haberleri seyrediyordum. Ne olduğunu anlamadan uçaklar peş peşe düşmeye başladı.
Şoktaydım...
Telefonum susmak bilmiyordu. O sabah Savunma Bakanlığı'nda ders vereceğimi bilen yakınlarım, binada olmadığımdan emin olmak için bana ulaşmaya çalışıyorlardı. Sonra hatlar kesildi.
İki öğrencim hayatını kaybetti; terörü, ensemde hissettiğim bir gündü.

TEHLİKELİ BİR DÜNYA
O günden bu yana, dünya daha tehlikeli bir yer oldu. Terör organizasyonları; dünyanın dört bir köşesinde haksızlık ve mağduriyete uğradığını düşünen, yaşadıkları ortamda hayattan beklentileri körelen, içlerindeki nefretin büyüklüğü nedenini aşmış insanları 'sosyal medya' aracılığı ile 'katliam'a katılmaları için dolduruşa getirebiliyorlar.
Yoga derslerime katılan FBI'da görevli bir öğrencim, "Bir süre sonra askeri gücün bile önemi kalmayacak. Nükleer ve biyolojik silahların üretildiği bir çağda yaşıyoruz. Dünyanın herhangi bir köşesinden bir terörist, bilgisayarı ile uçakların hava trafiği sinyallerini karıştırabilecek veya büyük bir şehrin içme suyunu zehirleyebilecek" diyor.
Evet, sıradan bir insan olarak belki çaresiziz. Bu dünyadaki kötüyü değiştiremeyiz ama en azından daha duyarlı bir dünya yaratmak için kendi üstümüze düşeni yapabiliriz.
CNN'in önünde oturup saatlerce Kobani haberlerini izleyerek ya da sosyal medyada nefretini dile getirerek 'duyarlı' olunmuyor.
Belki şunların üstünde biraz düşünmek lazım:
Öfke ve nefret insana ait duyguların en tehlikelisi, en kendini yıpratıcı olanı. Her boyuttaki şiddetin sebebi; insanların bu yıpratıcı hislerine esir olup davranışlarının kontrolden çıkmasına izin vermeleridir.
Haksızlık ve insafsızlığa uğradığınızı düşündüğünüzde; öfke, endişe, savunma, çaresizlik ve güvensizlik hislerinizi, 'insanı değerlerinizden' ödün vermeden yönlendirebiliyor musunuz?
Kendinizle, eşinizle, arkadaşınızla, birlikte çalıştığınız insanlarla, sizi anlamadığını düşündüğünüz dış dünya ile, doğayla kurduğunuz iletişimden memnun musunuz?
İnsanlığınızı hissedip hissettiriyor musunuz?
Güçlü olmanın, katı ve acımasız olmak anlamına gelmediğini farketmeliyiz.
Kalbinizi yumuşak tutmak; dış dünyanın size yapacağı bir şey değil, sizin yapacağınız bir şey...
'Gelişmek' dediğimiz şey de bu değil mi zaten?
Hayatla kurduğunuz ilişkide, daha önceden fark etmediğiniz 'yeni' bir anlam saptamaktır gelişmek!

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.