YAZARA MAİL GÖNDER İçimizdeki Birdman…

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Film eleştirmenleri tarafından 'başyapıt' olarak adlandırılan ve merakla beklenen 'Birdman'i izledim Washington DC'de...
Film; 'Kendin olmadığın bir dünyada başarılısın' fikrine takılmış bir aktörün egosu ile mücadelesini anlatıyor. 'Riggan Thompson' (Micheal Keaton), yıllar önce 'Birdman' adlı süper kahramanı canlandırdığı filmi ile efsaneleşmiş. Ama o görkemli hayatın sundukları ile sevdiklerini, öz değerlerini ve kimliğini kaybetmiş.
20 yıl sonra ise yalnız, parasız, gözden düşmüş bu aktöre ne olduğu kimsenin umrunda değildi.
Sokakta insanlar onu sadece 'Birdman' filminden hatırlayıp imza istiyorlardı. 'Riggan', kendini toparlamak için Broadway'de kendi yazdığı, yönettiği ve oynadığı bir oyunu sahneleme çabasına girer.
Eleştirmenler onu yerle bir edince, sahnelediği oyunda oynadığı rolü bırakıp kendisini oynamaya başlar. Ve ailesi ile ilişkisini, kariyerini ve kendini kurtarma şansı o zaman doğar.
'21 Grams', 'Babel' ve 'Biutiful' gibi filmlerin yönetmeni Alejandro Gonzalez Inarritu, bu kara komedide; günümüzde sosyal medyanın yaydığı 'popülerlik hastalığı'nın modern kimliğe ne kadar acı çektirdiğini izleyicinin gözüne sokuyor. Filmde aktörün egosu 'Birdman' kılığında onu takip ediyor sürekli…

HESABIN YOKSA, SEN DE YOKSUN

Inarritu'ya göre; hepimizin içinde bir 'Birdman' var. İç kritiğimiz sürekli 'yeterli degilsin' diye dürtüyor bizleri...
Bu dünyada bir yerimizin olduğunu, bizden daha büyük bir bütüne ait olduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız var. Çoğumuz, yaşadığımız kültürde 'o bütünü'; sosyal medya olarak seçtik. Sürekli 'kendimizi görüntülüyerek' oyunun bir parçası olma zorunluluğu ile yorgun düşüyoruz. Bir sahnede 'Riggan'ın kızının (Emma Stone) dediği gibi; "Facebook ya da Twitter hesabın yoksa, sen de yoksun!"
Meşguliyetine kendini kaptırmış insanlar tarafından fark edilmek için zaman ve enerji harcarken, kendimizden ne kadar uzaklaştığımızın farkında değiliz. Yaşantımızda önem verdiğimiz şeyler, bizleri gittikçe daha sahteleştirmeye başladı. Gerçek ile yanılgıyı birbirine karıştırdık. Filmde de öyle... Neyin gerçek, neyin fantezi olduğunu anlayamıyorsunuz. Sonunda ipin ucunu bırakıyorsunuz zaten…
Artistotle mutluluğun 'erdemli bir yaşamın mahsulü' olduğuna inanıyordu. Günümüzde ise mutluluğu kişisel tatmin ya da duyusal zevklerde arıyoruz.
Yani 'iyi olmak'tansa, 'iyi hisset'meye kendimizi kaptırdık. Ama kendimizi iyi hissetmek için seçtiğimiz şeyler aslında bizleri daha da yalnızlaştırıyor… Bu sebeple, başkaları gibi olmak için harcadığımız zaman kadar biraz da 'kendimiz olmaya' yatırım yapmak yetersizlik değil; ruh sağlığımız için bir gereklilik... Dış dünyanın onca çekici, önemli, gerekli görünen yanılsamalarına, patalojik seviyelerdeki meşguliyete ve kendine saplantılı yaşama biraz olsun mesafe koyabilir misiniz?
'Birdman' çok enteresan bir filmdi. Film baştan sona hiç kesintisiz çekilmiş hissi veriyor. Kamera, New York'taki St. James Tiyatrosu'nun dar koridorlarında sürekli aktörleri takip ediyor. Fonda sürekli çalan davul, solo filme ilginç bir enerji katmış.
O devamlılık hissini vermek için sahneler mümkün olduğu kadar kesilmeden çekilmis. Bu yüzden tüm ekip çok stres altına girmiş. Mesela; Edward Norton ve Michael Keaton belki 15 dakika konuştukları bir sahneyi kesintisiz çekerlerken, Emma Stone sahneye katılıyor ama gözlerini fazla kırptığı için bütün sahne çöpe gitmiş. Sil baştan çekmişler...

12 ŞUBAT'TA TÜRKİYE'DE
Bu filmi sevmeyi çok istedim, hatta o beklentiyle gittim ama yönetmenin ve usta sinematograf Emanuel Lubezki'nin bu tekniğini ve neyin gerçek, neyin fantezi olduğunu anlamaya çalışmaktan, karakterleri hissetmekte zorlandım. Ortasına doğru ipin ucunu bırakınca filme kendimi verebildim. 'Birdman'in en az birkaç Oscar'ı şimdiden garantilediği kesin. Türkiye'de ise ilk kez 12 Şubat'ta, 14. İf İstanbul Bağımsız Filmler Festivali'nde gösterime girecek.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.