YAZARA MAİL GÖNDER Enerjinizi doğru kullanmanın yolları

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Günde 24 saat, haftada yedi gün...
Yapacak o kadar çok şey var ki...
Aile, ev, iş ile ilgili sorumluluklarını yerine getireceksin, sorun çözeceksin, dünyadan kopmamak için sosyal medyaya vakit ayıracaksın, arkadaşlarını ihmal etmeyeceksin, kendine vakit ayıracaksın, hayatını yaşayacaksın...
Tüm bu ihtiyaç ve talepleri karşılayabilmek için zamanı genişletebilmeye imkan yok.
Ama merak etmeyin; bu dengeyi oturtabilmek için illa bir 'süper kahraman' olmanız gerekmiyor.
Hem kariyeri, hem aileyi, hem de sosyal yaşantıyı bir arada çelişkiye girmeden götüren kadınları ve neyi doğru yaptıklarını izlerim yıllardır.
Ruken Mızraklı, bu kadınlardan biri. İstanbul İhracatçılar Birliği ve Deri Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu üyeliklerinin yanı sıra Türk Deri Vakfı'nın başkanı. İşine, sorumluluklarına, ailesine, sosyal yaşantıya, sanata ve kendine ayırdığı vakti çok güzel dengeler.
Buna rağmen enerjisi insanı yormuyor, kendisi de ilginç bir şekilde hiç yorulmuyor.

SABAH İNSANI OLUN

Ruken'e sırrını sordum; enerjisini gereksiz tüketmemek için önceliklerini iyi belirleyip neredeyse hiç iş ertelemiyormuş. "Üşenmeyeceksiniz" diyor, "Çünkü erteledikçe, sonuçlandıramadığınız konu ruhunuza yük olur..."
Ayrıca olumsuz koşulları içselleştirmiyor. "Problemler her an karşınıza çıkıyor zaten.
Ben endüstri mühendisiyim.
Mühendislik de problem çözme sanatı. Problemleri gözümde büyütmeden, bir bir sırayla ilerliyorum" diyor.
Bir de 'sabah insanı' olmanın ona çok zaman ve enerji kazandırdığını anlatıyor: "05.00-05.30 arası uyanıyorum.
Telaş etmeden maillerime bakıp, sosyal medyayı gözden geçirip o günkü ofis, fabrika ve çocukların programları ile ilgili her türlü iş planımı ve paylaşımımı bitirmiş oluyorum.
Haftada dört gün sporumu da 07.00-08.00 arası yapıyorum. Sabah 08.30 olduğunda iki çocuğumu da okula hazırlayıp göndermiş ve sırtımdaki yapılacak işler yükünü bayağı hafifletmiş olarak güne başlıyorum.
Bu beni çok verimli kılıyor ve yorulmuyorum."
Buna ben de çok inanıyorum...
Eğer sabah gözlerinizi açtığınız gibi yataktan fırlayıp hazırlanmaya başlıyor ve aynı acele ile kapıdan çıkıyorsanız; yani gününüz bir koşuşturmaca ile başlıyorsa, gün içinde 'hayatım bana ait' hissini yakalamanız çok zor. Halbuki sabah erken saatler günün en sessiz ve taze zamanı. Kimse sizden bir şey istemiyor. Zaman tamamen sizin kontrolünüzde...
Günüm ondan sonra ne kadar yoğun olursa olsun, ben kendime ait zamanı yarattım.

YENİLENİN
'Aynı şeyi gece geç saatlerde de yaparım' diyenlerdenseniz, yapılan araştırmalara göre; 'sabah erkenci' olanlar 'gece kuşu' olanlara oranla daha dayanıklı, üretken, enerjik ve pozitif modda oluyorlarmış.
Eğer enerjinizi idare edemiyorsanız ve yenileyemiyorsanız, hayatınızdaki talepler arttıkça onları karşılayacak kapasiteniz azalır.
Bu durumda; enerjinizi tüketen, yıprandığınızı hissettiğiniz hangi alışkanlıklarınızı değiştirmeye razısınız/hazırsınız?
Sonuçta; bir ritim içinde yaşamak için bu dünyaya gelmişiz. Bedenin ve zihnin, bu ritme ihtiyacını görmezden gelemeyiz. Günlük bir rutinimizin olması bu yüzden çok önemli.
Doğa, sevdikleriniz, sağlıklı yiyecekler, yaratıcı yönünüz, bedeniniz ve bir ritim içinde yaşamak; sizin için her zaman hazır olan enerji kaynakları...
Bu kaynakları değerlendirin!
Nasıl yaşlandığınızı belirleyen en önemli etken, nasıl yaşadığınızdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.