YAZARA MAİL GÖNDER Mutluluk ve anlam arasındaki çelişki

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Mutlu bir hayatın tanımı; genelde arzu ve ihtiyaçlarımızın karşılandığı bir hayattır çoğumuz için... 'Anlam' ise stres, zorluk ve ızdırap yaşadıkça kazanılıyor.
Yani iyi bir hayatın vazgeçilmezi olan anlam ve mutluluk birbiri ile çelişiyor.
Journal of Positive Psychology'de yayınlanan bir araştırmada; 397 kişiye mutlu mu yoksa anlamlı bir hayat mı yaşadıklarına dair değerleri, seçimleri, inançları hakkında sorular sorulmuş.
Çıkan sonuçlarda; anlam ve mutluluk arasındaki fark şöyle kendini gösteriyor:
İlki; arzularımızın tatmin edilmesi bizleri doğal olarak mutlu ediyor ama bol para ve sağlık gibi insanı mutlu edebilecek faktörler, hayata bir anlam katmıyor.

SEVMEK IZDIRAPTIR
Mutluluk ve anlam arasında zaman farkı da var.
Mutluluk bugüne odaklı yaşayınca artıyor; daha anlık, daha çabuk tüketilen bir his. Koşullar istediğiniz gibi gittiği sürece mutlusunuz. Anlam ise; geçmiş, şimdi ve geleceğin bütünleşmesi ile kazanılıyor. Çünkü daha geniş zamanda tecrübe, içerik ve derinlik, gelişim ve olgunluk var. Yaşadıklarınıza anlam saptayabiliyorsunuz.
Bu yüzden mutluluğun daha kalıcı olabilmesi için anlama ihtiyaç duyuyoruz.
Bir amaç için uğraşmak, bir şeyler yaratmak, verici olmak, zorluklarla mücadele etmek; bazı mutsuzluklara sebep oluyor ama uzun vadede kendine ve topluma daha fazla değer katıyorsun. Değerlerimiz, kendimizi tanıyabilmemiz ve ifade edebilmemiz, genel olarak kendimizi nasıl hissettiğimizden daha önemli...
Sosyal ilişkiler; hem mutlu, hem de anlamlı bir yaşam için gerekli ama ilişkinin derinliği aradaki farkı belirliyor. Aile gibi köklü sevgi bağı olan ilişkiler anlamı, sosyalleşmek ise mutluluğu artırıyor. Mesela çocuk sahibi olmak hayatınıza anlam kazandırıyor ama çocuk yetiştirmenin getirdiği stres ve endişenin mutluluğa bir katkısı yok.
Kısaca; anlamlı yaşam 'verebilmekten', mutlu yaşam ise 'alabilmekten' doğuyor.
Bu yazıyı yazarken daha önce de paylaştığım Woody Allen'in şu sözleri aklıma geldi; mutluluk ve anlam arasındaki bağı çok güzel tanımlıyor: "Sevmek ızdıraptır.
Izdırap çekmek istemiyorsan, sevme... Ama kalbinde sevgi yoksa yine ızdırap çekersin.
Bu durumda sevmek de, sevmemek de ızdıraptır. Mutlu olmak için sevmen gerekir. Sevmek ızdırapsa, o zaman mutlu olman için de ızdırap çekmen gerekir. Ama ızdırap çekmek bir insanı mutsuz yapar.
Demek ki mutlu olmak için; ızdırap çekmeyi seveceksin!"

HAYATINIZ ÇOK DEĞERLİ
Ne kadar karşı koysak da, ızdırabın içinden süzülüp çıkan mutluluklar, aslında yaşamaya değer anlar...
Bir de her şeyin en iyisine sahip olmak, en iyi hayatı yaşadığınız anlamına gelmiyor.
Bir an olsun ne kadar genç ve güzel görünmeniz gerektiği hakkındaki kaygılarınızı, başarılı ve popüler olmanız gerektiğini, sosyal medyadaki 'like'ları unutun.
Bir an için… Şunu düşünün:
Bir tanecik, çok değerli, bir daha sahip olamayacağınız bir hayatınız var. Onu nasıl yaşıyorsunuz? Sizi daha iyi bir insan yapan şey ne? Kendinizi nasıl ifade ediyorsunuz? Olmak istediğiniz insana ne kadar yakınsınız? Kendinizi daha iyi hissetmeniz için hayatınızda neyi değiştirmeniz gerekiyor?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.