YAZARA MAİL GÖNDER Limonu limonata yapabilmek...

YAZARLAR / Günaydın Yazarları

Şu aralar internette epey dolaşan bir hikayeyi belki okumuşsunuzdur; çok hoşuma gittiği için sizlerle paylaşmak istedim.
Shelby Swink, üç yıldır birlikte olduğu üniversiteden arkadaşı ile 1 Kasım'da evlenecekmiş.
Sevgilisi, nikahtan beş gün önce onu artık sevmediğini söyleyerek terk etmiş.
Genç kadın, daha olayın şokunu yaşarken bir de tek tek davetlileri arayıp düğünün iptal işlemleri ile uğraşmak zorunda kalmış.
Kimse hayatta böyle tecrübeler yaşamak istemez ama oluyor işte... Hepimiz yaşıyoruz. Hayatının bir döneminde haksızlıktan, ödün vermekten, kaybetmekten ve ızdırap çekmekten nasibini almamış bir kişi tanıyor musunuz?
Shelby; nikah için belirlenen günde kendini çaresiz, güçsüz, terk edilmiş, zavallı hissetmek yerine, çok güzel bir şey yapmış.
Ailesi ve nedimeleriyle birlikte düğüne gider gibi hazırlanıp parka gitmişler ve ellerinde rengarenk boyalarla hem gelinliği, hem kendi elbiselerini boyamışlar.
Shelby, boya gelinliğe her döküldüğünde; öfkesinden, hayal kırıklığından, üzüntüsünden biraz daha arındığını ve bunun ne kadar özgürleştirici bir deneyim olduğunu söylüyor.

'NEDEN BEN?' SORUSU
İlişkiler aslında hep 'kötü son' ile bitmiyor, sadece istediğimiz sonuca ulaşmıyoruz.
Aslında bize hayal kırıklığı yaşatanlara minnettar kalmamız lazım. Gözümüzü açmamızı, kendi gücümüzü keşfetmemizi sağladıkları ve sadece kendimize dayanarak yaşayabileceğimizi öğrettikleri için... 'Arzuladığınız şeyin gerçekleşmemesi, gelişmek için bir fırsattır' denir ya... Kendimizi bulduğumuz, değerimizi nihayet anladığımız noktaya ancak böyle gelebiliyoruz.
Peki o zaman hayal kırıklığının yaşam enerjimizi tüketmemesi için ne yapmak lazım? 'Neden ben?' sorusuna asılı kalmamak gerekiyor. Hayal kırıklığını içinizde taze tuttuğunuzda, kendinizi bir kozanın içinde gibi güvenli hissedebilirsiniz. Ancak bu his içinize yayıldıkça güçsüzleşir, bitkinleşirsiniz.
Hayata karşı motivasyonunuzu kaybedersiniz.
Evet, belki hayatımızın bir döneminde kendimizi değersiz hissettik ya da hissettirildik.
Hangi tip ilişkilerin bizi mutlu edeceğini yanlış öngördük...
Aşık olduğumuz erkeklerin ilişki potansiyellerini ve uyarı sinyallerini göremedik ya da görmezden geldik.
Bu, kadının zayıflığı değildir. Hayatın tecrübeler zincirinde önce bir insan, sonra bir kadın olarak kendimizi anlayıp tanımlayabilmemizde, önemli halkalardır bu yaşanılanlar...

MUTLULUK ACISIZ DEĞİLDİR
Tanıdığım en güçlü kadınlar, hayatlarında her şey iyi gittiği için güçlü değiller.
Hepsinin hayatında ayrılık, aldatılma, yalnızlık ve hastalık olmuştur. Tecrübeler farklı olabilir ama sonuç aynıdır; yaşadıkları sayesinde hayata karşı daha kuvvetli ve dik durmayı öğrenirler. Kayıplardan, pişmanlıklardan, hayal kırıklığından, utanç ve suçluluk hissinden kurtulmak için enerjilerini ve dikkatlerini çıkış noktası bulmaya verebilmişlerdir ve kendi hayatlarının üstündeki hakimiyetleri artmıştır. 'Hayat sana limon verirse, sen de limonata yap' diye bir söz vardır ya, gerçekten doğru...
Mutluluk; acısız, kayıpsız, sorunsuz yaşamak değildir. Tam tersine; tüm bu gerçeklere karşı dimdik ayakta varolmanızı sağlayacak temeldir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.